Kadinlar Tarlanizdir...
Başlığı görünce yine kadının İslam'daki ikinci sınıf konumunu vs. tartışacam sandınız değil mi? Öyleyse yanıldınız. Konuya Mircea Eliade'nin beni çok etkileyen bir sözü ile başlayacağım. Eliade'ye göre tarih öncesi toplumların inanış biçimlerini dinsel olmayan bir zihniyetin anlaması çok zordur. Müslümanlar buna sevinmesin, çünkü Eliade'nin bahsettiği bağlamda hepimiz oldukça maddeci düşünüyoruz. Nasıl mı?
İnsanlar üreme eyleminin fiziksel özelliklerini keşfetmeden önce, gebeliği, çocuğun annenin karnına girmesi olarak açıklarlarmış. Bu, çocukların bir baba tarafından yapılmadığı, gelişiminin belli bir döneminde kadının, yaşadığı ortamda bulunan bir nesneyle ya da bir hayvanla teması sonucu karnına girdiği inancıdır. Çocuğun geldiği asıl yer, toprak yada onunla ilişkili birşeydir. Yer en eski devirlerden beri anadır.
Çocukları yere çömelerek, toprağın üstüne doğurma, yeni doğan yada hasta çocuğun toprağın üstüne yatırılması, sembolik olarak çocukları kazılan bir çukurdan çıkarma, ölenleri cenin şeklinde kıvırarak gömme gibi adetler bu inanıştan kaynaklanır. Yani topraktan geliyor olduğumuz inancı Adem'in topraktan yaratıldığı inancından eski bir kökene sahip.
Tarımı keşfeden de kuşkusuz kadınlar. Erkekler av peşinde yada sürü peşinde iken kadınlar doğa olaylarını, tohumun dökülüşünü, büyümesini ve meyve verişini gözlemlemiş ve aynı süreci yapay olarak gerçekleştirmiş olmalı. Ancak tarımı anasının karnını yarmak olarak gören insan için bu bir işkencedir. Bu yüzden Hindistanda, Altaylarda, kızılderilerde bazı kavimler tarımı büyük bir suç olarak görmüşler.
Garnın yardım kazma ilen belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni garşıladı gülinen
Benim sadık yarim karatopraktır (Aşık Veysel, toprağımdır haa)
Tarım ile birlikte kadının toprak ve tarla ile, erkeklik organının saban ile, spermin tohum ile, ekinin de doğum ile özdeşleştirilmesi yaygındır. Hatta bazı dillerde erkeklik organı ile saban aynı yada çok yakın sözcülerdir. (lingam, langula, lak) Bugün pekçok ilkel halk, toprağın bereketli olması için kadın üreme organı tasvirlerinden oluşan pek çok muska kullanır.
İnanmıyorsanız evinizdeki muskalara bir bakın. Yada kabedeki Hacer-ül esvet'e bir bakın. Sizce neye benziyor?
İnsanlar üreme eyleminin fiziksel özelliklerini keşfetmeden önce, gebeliği, çocuğun annenin karnına girmesi olarak açıklarlarmış. Bu, çocukların bir baba tarafından yapılmadığı, gelişiminin belli bir döneminde kadının, yaşadığı ortamda bulunan bir nesneyle ya da bir hayvanla teması sonucu karnına girdiği inancıdır. Çocuğun geldiği asıl yer, toprak yada onunla ilişkili birşeydir. Yer en eski devirlerden beri anadır.
Çocukları yere çömelerek, toprağın üstüne doğurma, yeni doğan yada hasta çocuğun toprağın üstüne yatırılması, sembolik olarak çocukları kazılan bir çukurdan çıkarma, ölenleri cenin şeklinde kıvırarak gömme gibi adetler bu inanıştan kaynaklanır. Yani topraktan geliyor olduğumuz inancı Adem'in topraktan yaratıldığı inancından eski bir kökene sahip.
Tarımı keşfeden de kuşkusuz kadınlar. Erkekler av peşinde yada sürü peşinde iken kadınlar doğa olaylarını, tohumun dökülüşünü, büyümesini ve meyve verişini gözlemlemiş ve aynı süreci yapay olarak gerçekleştirmiş olmalı. Ancak tarımı anasının karnını yarmak olarak gören insan için bu bir işkencedir. Bu yüzden Hindistanda, Altaylarda, kızılderilerde bazı kavimler tarımı büyük bir suç olarak görmüşler.
Garnın yardım kazma ilen belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni garşıladı gülinen
Benim sadık yarim karatopraktır (Aşık Veysel, toprağımdır haa)
Tarım ile birlikte kadının toprak ve tarla ile, erkeklik organının saban ile, spermin tohum ile, ekinin de doğum ile özdeşleştirilmesi yaygındır. Hatta bazı dillerde erkeklik organı ile saban aynı yada çok yakın sözcülerdir. (lingam, langula, lak) Bugün pekçok ilkel halk, toprağın bereketli olması için kadın üreme organı tasvirlerinden oluşan pek çok muska kullanır.
İnanmıyorsanız evinizdeki muskalara bir bakın. Yada kabedeki Hacer-ül esvet'e bir bakın. Sizce neye benziyor?
Kategori: (Hacer_Ana) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı



