İskender'imiz tarihin gördüğü en büyük komutan sayılabilir. 12 yılda o zamanki dünyanın nerdeyse tamamını fethetmiş bir büyük askerden bahsediyoruz. Büyük bir askeri deha ve hırslı bir fatih. Başlangıçta Makedonya çevresindeki sorunları çözüyor. Tabii askerleriyle. Çevredeki isyancıları vs. bastırdıktan sonra Anadoluya geçiyor. Anadolu'da birkaç defa yendiği Pers ordularına karşı ilk galibiyetini aldıktan sonra gidip meşhur Gordion düğümünü de çözüyor.
İskender'in önemi sadece kendisinden önceki yenilmez sayılan güçlü Pers uygarlığını yenip İran'ı ezip geçmek ve Hindistan'a kadar uzanmayı başarmasından gelmiyor. Kuşkusuz bu, tarihte bir kez daha başarılmamış birşey. Ancak İskender oralara Yunan uygarlığını götürüyor ve doğu ve batı uygarlıklarının birbirine karışmasını, içiçe geçmesini sağlıyor.
İskender'in çok sayıda şehir kurduğunu söylemiştik. Bu şehirlere batıdan çok sayıda zanaatkar, asker, bilimadamı getiriyor. Taa Afganistan'da bulunan şehirlerde Yunan mimarisi görülüyor örneğin. 30 bin İranlı genci askeri eğitim almak üzere Makedonyaya gönderiyor. İskender döneminde bütün Anadolu, Yunan, İran ve Hindistan içiçe geçiyor. Kültürel ürünler de müthiş bir etkileşim yaşıyorlar. İskender Mısır'ı fethettiğinde onu firavun ve Tanrı'nın oğlu ilan ediyorlar. İran'da yaptırdığı şehirlerde ise karşımıza Zeus ile eski İran tanrılarının karışımı tanrı heykelleri çıkıyor. Hatta öyleki Mezopotamya kültüründen gelen yerlere kapanarak (namaz kılarken yapılan şekilde) tapınma geleneği İskender ile Yunan'lı komutanlar arasında sorunlar yaşanmasına neden oluyor. Yunanlar barbarlar gibi yerlere kapanmak istemiyorlar.
Ancak İskender, kendine tapılmasından hoşlanması nedeniyle midir, gerçekten bu Doğu/Batı karışımın gerekliliğine inandığı için midir, tutumunda ısrar eder. Nitekim kendisinden ölümünden sonra ülkenin kısa zamanda parçalanmasına yol açar bu. Pers ülkesinin başkenti, Doğu'nun en büyük, en önemli kenti Persepolis'i yakmakta hiç tereddüt etmez ama. Adeta bunu tamir etmeye çalışır bir tarzda kuzeyde kurduğu şehirlerde Pers mimarisi kullanılır. Bazı tarihçiler İskender'in kendi ülkesinde despotizm, doğuda demokrasi uyguladığını söylüyorlar.
İskender'in hiç kuşkusuz dünyayı fethetmek gibi bir amacı vardır. Bundan şüphelenenler olsa da, birçok kişi o zamanlar dünyanın sonunda Hindistan'ın olduğunu düşünür. Oraya ulaşmak, koca dağları ve geçidi olmayan yerleri geçmek demektir. Kimsenin yapamadığı birşeydir bu. İskender bunu başarır. Hindikuş'u geçer, çok zaman harcasa da Hindistan'a ulaşmayı ve fethetmeyi başarır. Ancak İndüs'ün dünyanın sonu olmadığını öğrendiğinde korkunç bir düş kırıklığı yaşar. Üç gün çadırından çıkmaz ve geri dönmeye karar verir.
İskender, Orta Asya'da kaldığı kısa süreye karşın, efsaneleri binlerce yıl bu topraklarda yaşamaya devam eder. Dilden dile anlatılan öyküler dışında, Firdevsi'nin onunla ilgili bir romanı, XV. yy.da Herat'ın büyük sanatçısı Behzat'ın yaptığı meşhur resmi(İskenderin Bir Çileciyi Ziyareti, 1494), Nizami'nin İskendernamesi bıraktığı etkiyi gösteren diğer önemli örnekler.
Ancak hiç kuşkusuz en kalıcı örneklerden biri Kuran'da yeralıyor. İskender'in öyküsüne Zülkarneyn "peygamber"(?) ile devam edeceğiz.