Ahmet Emin Yalman
Başka bir konuyu araştırırken karşıma çıktı ve sizlerle de paylaşmak istedim. Bir yazardan bahsedeceğim. Adı Ahmet Emin Yalman. Hakkında bizler, son on yılların kuşağı pek birşey bilmiyoruz. Başlayalım o halde.
Büyük şairimiz, yıllardır severek okuduğum Nazım Hikmet bakınız hakkında ne yazmış:
Ahmet Emin Yalman
Selanikli Osman Efendi
keskin muhasebecilerdendi
ama o da yanıldı ömründe bir kere
yanlış bir tohum atıp rahm-i madere.
Bu tohum dünyaya çıkıp insan biçimini aldıysa da,
boyu bir karış kaldıysa da,
öyle haltlar yedi, öyle işler karıştırdı ki
sövdüler kabrinde bile babası Osman Efendiye.
Osman Efendi, Ahmet Emin adını takmıştı tohumuna,
Ahmet Emin, Yalman'lığı kattı buna
ve Ahmet Emin Yalman
önce Alaman oldu sonra Amerikan.
Ona göre her devirde, her zaman
satılacak bir gazeteydi "Vatan"
ve hazret sattı vatanı.
Hapse atacaklarmış Ahmet Emin Yalman'ı
Amerikana yaranmaktaki rekabet yüzünden.
Hapisteki hırsızlara acıyorum ben,
ahlâkları bozulacak
Emin Beyle aynı damda yaşayarak...
1959
Herkes Nazım Hikmet’i tanır. Peki ustanın bu kadar hışımla ezdiği bu Ahmet Emin Yalman kimdir? Bilen var mı? Nazımın şiirinden anladığımıza göre hain biri, her devirde “vatan”ı satmış. Vatan aynı zamanda Ahmet Emin’in çıkardığı gazetenin adıydı. Nazım’a göre önce Almancı, sonra da Amerikancı. Peki neden hapise atacaklar bu adamı? “Amerikalılara yaranmadaki rekabet yüzünden”.
Şimdi de başka bir yazarımıza geçiyorum: Neyzen Tevfik. Bir başka ustamız. Ne demiş Ahmet Emin için bakalım:
Şu bizim dönme dolap Ahmed Emin
Dîn ü îmânımıza çatmadadır
Başımız ağrımaz etsek de yemin
Vatanı on kuruşa satmadadır.
Neyzen’in söz ettiği Vatan, Ahmet Emin’in çıkardığı Vatan gazetesidir. O zamanki fiyatı 10 kuruştur. O da Nazım’ın kullandığı gibi çift anlamlı olarak kullanıyor “vatan” sözcüğünü. Ama onun tepkisinin nedeni başkadır. Neyzen’in kızmasının asıl nedeni Ahmet Emin’in dinsizlik yapmasıdır. Ve Neyzen’e göre de Ahmet Emin dönme dolap gibidir.
Ahmet Emin’in dönme dolaplığı konusunda nerdeyse herkes hemfikirdir. Ama hiç kuşkusuz en yaman düşmanı İslamcıların üstadı Necip Fazıl olur. Öylesine ağır hakaretler döşenir ki Ahmet Emin’e gözü dönmüş bir dinci olan Hüseyin Üzmez çeker silahı ve Ahmet Emin’i altı kurşunla vurur. Hüseyin Üzmez, bugünlerde pek ünlüdür, sık sık TV programlarına din alimi gibi kurumlu kurumlu çıkar. Pek bişey bilmez aslında, ama davası tarihe “Malatya Suikastı” olarak geçer ve ünlenir. Son yıllarda ise MIT ajanlığı yaptığı ve Müslüm Hoca’yı Fadime ile bastıran kişi olduğu anlatılır.
Necip Fazıl’ın Ahmet Emin için yazdıklarına dönelim biz. Bakın üstad nasıl köpürmüş:
“Dönme, Türk ırkının içinde frengi mikrobundan daha hain bir suikast metodunun sahibidir.... Sen İslam ve İman Davasının baş düşmanı, baş suikastçi, baş haini bir alçaksın, “Alçak” sıfatına yükseklik verecek kadar alçaksın; ve bu davaya karşı küfür ve delalet safının serdümenisin.... Ey cihanın baş çıfıtı, çıfıtların çıfıtı!. Allah’ın Kuranında Belhum Adal diye tarif ettiği, hayvanlardan ve necasetten adi, insanlık yüz karası Ahmet Emin Yalman! ...Sen bizzat bir dönmenin bana dediği gibi “Başı hiçbir vincin kaldıramayacağı kadar boynuzla dolu” meşhur ve müseccel bir deyyussun.”
http://www.muratyildirimoglu.com/makaleler/islamicinayetler.htm
Bir başka değerlendirme daha aktaracağım. Bu da Sabetaycılık üzerine “Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri, Bir Türkleştirme Serüveni (1923-1945) İletişim, İstanbul, 1999” adında bir kitap çıkaran Rıfat Bali ile yapılmış bir röportaj. Sabetayizm üzerine karşı propaganda yapan bir sitede gördüm bunu da. Sitenin sahibi belli değil.
Ahmet Emin Yalman da Dönmeydi, Nazım Hikmet'i savunur yazılar yazdı diye eleştirildi. Bence bugün Dönmelik konusu Türkiye gündeminden düşmüştür. Çünkü Dönmeliği temsil eden, tartışmalı, ateşli polemik yapan insanlar kalmadı. Bir Yalman'ın eşdeğeri bugün yok.
Hayret bişey. Bu Ahmet Emin Yalman neyi savunuyor acaba? Nasıl bir adamdır. Merak ettim doğrusu. Yine aynı sitede Nihal Atsız’ın bir yazısı var. Türkçülük cephesinden de o bindirmiş:
İstanbul'da "Vatan" gibi mukaddes bir ad taşıyan gündelik bir gazete çıkmakta ve bu gazetenin baş yazılarını "Ahmet Emin Yalman" diye Türk ve Müslüman ismi taşıyan bir adam yazmaktadır. Bir çok saf Türk okuyucular bu adamı Türk sanmakta ve bazan makûl ve doğru yazılar yazdığı için ona inanmaktadır.
Esefle söyleyelim ki Ahmet Emin Yalman, Türk ve Müslüman değildir. Bu vatan ve milletle ilgisi yalnız Türk pasaportu taşımaktan ve Türk tebaası olmaktan ibarettir. Ahmet Emin Yalman "Yahudi Dönmesi" yahut "Selanik Dönmesi" denilen ve on yedinci asrın sonlarına doğru Sabatay Sevi adında maceraperest ve serseri bir Yahudi tarafından kurulan gizli bir ırkî-dinî cemaate mensuptur. Mesihlik iddia eden ve mucize göstermek davasında bulunan bu çılgın Yahudi, Türk Padişahı Dördüncü Avcı Sultan Mehmed tarafından huzuruna çağrılmış ve: "Seni kurşuna dizdireceğim. Ölmemek mucizesini göster de hepimiz birden sana inanalım" hitabını alınca bütün Yahudilere has korkaklıkla padişahın ayaklarına kapanarak Müslüman olmuştur.
Bu kadar yeter sanırım. Bu adamı tanıdık. Herkesin düşmanı olmuş. (Bu arada şu ana kadar Ahmet Emin Yalman adını sadece duymuş ve Yalçın Küçük’ün Türkiye Üzerine Tezler’inde yaptığı alıntılardan “Gördüklerim Geçirdiklerim” adında beni her seferinde adıyla gülümseten anılarının olduğunu biliyordum.)
http://www.orienternet.de/Ani/ani.html
O halde bir de bu adam kimmiş ona bakalım. İşte Ahmet Emin Yalman’ın kısa hayat öyküsü. Boğaziçi Üniversitesinin web sitesinden.
Gazeteci ve yazar Ahmet Emin Yalman 19 Aralık 1972’de İstanbul’da öldü.
1988’de Selanik’te doğan Yalman 1910’da İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirdikten sonra ABD’de Columbia Üniversitesi’nde felsefe okudu ve gazetecilik eğitimi aldı. 1914’te yurda dönerek Darülfünun’da (İstanbul Üniversitesi) Ziya Gökalp’in yanında iki yıl sosyoloji asistanlığı yaptı. 1916-1920 yılları arasında Mekteb-i Mülkiye’de (Siyasal Bilgiler Fakültesi) istatistik dersleri verdi.
Gazeteciliğe 1907’de Sabah’ta başlayan Yalman, 1917’de Mehmet Asım’la (Us) birlikte Vakit gazetesini çıkardı. 1920’de İstanbul’un işgali sırasında İngilizler tarafından Malta’ya sürüldü. Bir yıl sürgünde kalan Yalman dönüşünde Vakit’ten ayrıldı. Ahmet Şükrü Esmer ve Enis Tahsin Til ile birlikte Vatan gazetesini çıkardı (1923). Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı savunduğu için Şark İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı; Vatan 1925’te hükümet tarafından kapatıldı.
Yalman 1925-1935 yılları arasında basından uzaklaşarak bazı yabancı firmaların temsilciliğini yaptı. 1936’da Kaynak dergisini çıkaran Yalman aynı yıl Halil Lütfü Dördüncü, Rıfat Yalman ve Zekeriya Sertel ile birlikte Tan gazetesini satın aldı. Bir süre sonra, görüş farklılıkları nedeniyle Tan’dan da ayrılan Yalman 1940’ta tekrar Vatan’ı çıkarmaya başladı. Yalman savaş yıllarında liberal demokrasinin ve müttefiklerin savunuculuğunu yaptı; savaş sonrasında da Batı’nın siyasal düzenini öven yazılar yazdı. Vatan’ı 100.000’lik tiraja ulaştırmayı başardı. DP’nin ilk yıllarında partiye övgüyü sürdürdü. Partinin antidemokratik uygulamalara geçtiği yıllarda ise partiyi eleştirmeye başladı ve 1959’da bu yüzden 15 ay mahkumiyet aldı. Bu arada gazeteye olan ilginin azalması üzerine 1961’de Vatan yerine Hür Vatan’ı çıkardı. Bir yıl kadar yayın hayatını sürdüren Hür Vatan’dan sonra Yalman’ın gazetecilik yaşamı diğer gazetelerde ara sıra yazdığı yazılarla sınırlı kaldı.
Yalman gezi, anı ve inceleme dallarında da yapıtlar verdi. Başlıca kitapları Havalarda 50.000 Kilometre (1943), Naziliğin İçyüzü (1943), Yakın Tarihimizde Gördüklerim ve Geçirdiklerim’dir (1970-1971, 4 cilt).
http://www.ata.boun.edu.tr/chronology/kim_kimdir/ahmetemin_yalman.htm
Enteresan bir yaşam öyküsü değil mi sizce de. ABD’de okuyor ama Osmanlı savaşa Almanya ile birlikte giriyor ve o da birçok İttihat Terakki’ci gibi Almanya yanlısı muhtemelen ve Ermeni soykırımından sorumlu olduğu gerekçesiyle İngilizler tarafından Malta’ya sürgüne gönderilen İttihatçılarla birlikte sürgüne gidiyor. Anlaşma sayesinde dönüyor ama yolu İstiklal Mahkemelerine çıkıyor. Bir süre uzaklaşıyor, tekrar gazeteciliğe döndüğünde ise Sertel’lerle doğal olarak anlaşamıyor. Belli ki adamın sosyalizme yakınlığı yok hiç. 2. Dünya Savaşı yıllarında Cumhuriyet gazetesi Almanları tutarken, Yalman müttefikleri tutuyor, yani Amerikancı oluyor. DP’nin son yıllarında DP karşıtlığından dolayı ceza da alıyor.
Benim gördüğüm kadarıyla Nazım, Ahmet Emin Yalman’a karşı pek adil davranmamış. Bence ortada olan bir aydın tablosudur. Gün olmuş Nazım için kampanya başlatmış, gün olmuş Nazım'dan hain damgası yemiş, gün olmuş DP'yi savunmuş, gün olmuş DP tarafından hapis cezasıyla onurlandırılmış. Almancı diye İngilizler tarafından sürgüne gönderilmiş. Amerikancı diye Nazım'dan, dinsiz diye Necip Fazıl ve Neyzen Tevfik'ten papara, üstüne üstlük Hüseyin Üzmez adında bir zıpçıktıdan da 6 kurşun yemiş.
Bu tablo aynı zamanda Türkiye’nin bir döneminin tablosudur, hatta bugünün de tablosu gibi biraz. Aydınlarımızı, insanlarımızı ne kadar kolay harcıyoruz, ne kadar kolay hain ilan ediyoruz. Bence bizim böyle insanlara ve böyle tartışmalara ihtiyacımız var. Ayrıca “Yakın Tarihimizde Gördüklerim ve Geçirdiklerim” adıyla yayınladığı anılarını çok merak ettim. Acaba neler yazmış!..
Büyük şairimiz, yıllardır severek okuduğum Nazım Hikmet bakınız hakkında ne yazmış:
Ahmet Emin Yalman
Selanikli Osman Efendi
keskin muhasebecilerdendi
ama o da yanıldı ömründe bir kere
yanlış bir tohum atıp rahm-i madere.
Bu tohum dünyaya çıkıp insan biçimini aldıysa da,
boyu bir karış kaldıysa da,
öyle haltlar yedi, öyle işler karıştırdı ki
sövdüler kabrinde bile babası Osman Efendiye.
Osman Efendi, Ahmet Emin adını takmıştı tohumuna,
Ahmet Emin, Yalman'lığı kattı buna
ve Ahmet Emin Yalman
önce Alaman oldu sonra Amerikan.
Ona göre her devirde, her zaman
satılacak bir gazeteydi "Vatan"
ve hazret sattı vatanı.
Hapse atacaklarmış Ahmet Emin Yalman'ı
Amerikana yaranmaktaki rekabet yüzünden.
Hapisteki hırsızlara acıyorum ben,
ahlâkları bozulacak
Emin Beyle aynı damda yaşayarak...
1959
Herkes Nazım Hikmet’i tanır. Peki ustanın bu kadar hışımla ezdiği bu Ahmet Emin Yalman kimdir? Bilen var mı? Nazımın şiirinden anladığımıza göre hain biri, her devirde “vatan”ı satmış. Vatan aynı zamanda Ahmet Emin’in çıkardığı gazetenin adıydı. Nazım’a göre önce Almancı, sonra da Amerikancı. Peki neden hapise atacaklar bu adamı? “Amerikalılara yaranmadaki rekabet yüzünden”.
Şimdi de başka bir yazarımıza geçiyorum: Neyzen Tevfik. Bir başka ustamız. Ne demiş Ahmet Emin için bakalım:
Şu bizim dönme dolap Ahmed Emin
Dîn ü îmânımıza çatmadadır
Başımız ağrımaz etsek de yemin
Vatanı on kuruşa satmadadır.
Neyzen’in söz ettiği Vatan, Ahmet Emin’in çıkardığı Vatan gazetesidir. O zamanki fiyatı 10 kuruştur. O da Nazım’ın kullandığı gibi çift anlamlı olarak kullanıyor “vatan” sözcüğünü. Ama onun tepkisinin nedeni başkadır. Neyzen’in kızmasının asıl nedeni Ahmet Emin’in dinsizlik yapmasıdır. Ve Neyzen’e göre de Ahmet Emin dönme dolap gibidir.
Ahmet Emin’in dönme dolaplığı konusunda nerdeyse herkes hemfikirdir. Ama hiç kuşkusuz en yaman düşmanı İslamcıların üstadı Necip Fazıl olur. Öylesine ağır hakaretler döşenir ki Ahmet Emin’e gözü dönmüş bir dinci olan Hüseyin Üzmez çeker silahı ve Ahmet Emin’i altı kurşunla vurur. Hüseyin Üzmez, bugünlerde pek ünlüdür, sık sık TV programlarına din alimi gibi kurumlu kurumlu çıkar. Pek bişey bilmez aslında, ama davası tarihe “Malatya Suikastı” olarak geçer ve ünlenir. Son yıllarda ise MIT ajanlığı yaptığı ve Müslüm Hoca’yı Fadime ile bastıran kişi olduğu anlatılır.
Necip Fazıl’ın Ahmet Emin için yazdıklarına dönelim biz. Bakın üstad nasıl köpürmüş:
“Dönme, Türk ırkının içinde frengi mikrobundan daha hain bir suikast metodunun sahibidir.... Sen İslam ve İman Davasının baş düşmanı, baş suikastçi, baş haini bir alçaksın, “Alçak” sıfatına yükseklik verecek kadar alçaksın; ve bu davaya karşı küfür ve delalet safının serdümenisin.... Ey cihanın baş çıfıtı, çıfıtların çıfıtı!. Allah’ın Kuranında Belhum Adal diye tarif ettiği, hayvanlardan ve necasetten adi, insanlık yüz karası Ahmet Emin Yalman! ...Sen bizzat bir dönmenin bana dediği gibi “Başı hiçbir vincin kaldıramayacağı kadar boynuzla dolu” meşhur ve müseccel bir deyyussun.”
http://www.muratyildirimoglu.com/makaleler/islamicinayetler.htm
Bir başka değerlendirme daha aktaracağım. Bu da Sabetaycılık üzerine “Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri, Bir Türkleştirme Serüveni (1923-1945) İletişim, İstanbul, 1999” adında bir kitap çıkaran Rıfat Bali ile yapılmış bir röportaj. Sabetayizm üzerine karşı propaganda yapan bir sitede gördüm bunu da. Sitenin sahibi belli değil.
Ahmet Emin Yalman da Dönmeydi, Nazım Hikmet'i savunur yazılar yazdı diye eleştirildi. Bence bugün Dönmelik konusu Türkiye gündeminden düşmüştür. Çünkü Dönmeliği temsil eden, tartışmalı, ateşli polemik yapan insanlar kalmadı. Bir Yalman'ın eşdeğeri bugün yok.
Hayret bişey. Bu Ahmet Emin Yalman neyi savunuyor acaba? Nasıl bir adamdır. Merak ettim doğrusu. Yine aynı sitede Nihal Atsız’ın bir yazısı var. Türkçülük cephesinden de o bindirmiş:
İstanbul'da "Vatan" gibi mukaddes bir ad taşıyan gündelik bir gazete çıkmakta ve bu gazetenin baş yazılarını "Ahmet Emin Yalman" diye Türk ve Müslüman ismi taşıyan bir adam yazmaktadır. Bir çok saf Türk okuyucular bu adamı Türk sanmakta ve bazan makûl ve doğru yazılar yazdığı için ona inanmaktadır.
Esefle söyleyelim ki Ahmet Emin Yalman, Türk ve Müslüman değildir. Bu vatan ve milletle ilgisi yalnız Türk pasaportu taşımaktan ve Türk tebaası olmaktan ibarettir. Ahmet Emin Yalman "Yahudi Dönmesi" yahut "Selanik Dönmesi" denilen ve on yedinci asrın sonlarına doğru Sabatay Sevi adında maceraperest ve serseri bir Yahudi tarafından kurulan gizli bir ırkî-dinî cemaate mensuptur. Mesihlik iddia eden ve mucize göstermek davasında bulunan bu çılgın Yahudi, Türk Padişahı Dördüncü Avcı Sultan Mehmed tarafından huzuruna çağrılmış ve: "Seni kurşuna dizdireceğim. Ölmemek mucizesini göster de hepimiz birden sana inanalım" hitabını alınca bütün Yahudilere has korkaklıkla padişahın ayaklarına kapanarak Müslüman olmuştur.
Bu kadar yeter sanırım. Bu adamı tanıdık. Herkesin düşmanı olmuş. (Bu arada şu ana kadar Ahmet Emin Yalman adını sadece duymuş ve Yalçın Küçük’ün Türkiye Üzerine Tezler’inde yaptığı alıntılardan “Gördüklerim Geçirdiklerim” adında beni her seferinde adıyla gülümseten anılarının olduğunu biliyordum.)
http://www.orienternet.de/Ani/ani.html
O halde bir de bu adam kimmiş ona bakalım. İşte Ahmet Emin Yalman’ın kısa hayat öyküsü. Boğaziçi Üniversitesinin web sitesinden.
Gazeteci ve yazar Ahmet Emin Yalman 19 Aralık 1972’de İstanbul’da öldü.
1988’de Selanik’te doğan Yalman 1910’da İstanbul Hukuk Mektebi’ni bitirdikten sonra ABD’de Columbia Üniversitesi’nde felsefe okudu ve gazetecilik eğitimi aldı. 1914’te yurda dönerek Darülfünun’da (İstanbul Üniversitesi) Ziya Gökalp’in yanında iki yıl sosyoloji asistanlığı yaptı. 1916-1920 yılları arasında Mekteb-i Mülkiye’de (Siyasal Bilgiler Fakültesi) istatistik dersleri verdi.
Gazeteciliğe 1907’de Sabah’ta başlayan Yalman, 1917’de Mehmet Asım’la (Us) birlikte Vakit gazetesini çıkardı. 1920’de İstanbul’un işgali sırasında İngilizler tarafından Malta’ya sürüldü. Bir yıl sürgünde kalan Yalman dönüşünde Vakit’ten ayrıldı. Ahmet Şükrü Esmer ve Enis Tahsin Til ile birlikte Vatan gazetesini çıkardı (1923). Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı savunduğu için Şark İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı; Vatan 1925’te hükümet tarafından kapatıldı.
Yalman 1925-1935 yılları arasında basından uzaklaşarak bazı yabancı firmaların temsilciliğini yaptı. 1936’da Kaynak dergisini çıkaran Yalman aynı yıl Halil Lütfü Dördüncü, Rıfat Yalman ve Zekeriya Sertel ile birlikte Tan gazetesini satın aldı. Bir süre sonra, görüş farklılıkları nedeniyle Tan’dan da ayrılan Yalman 1940’ta tekrar Vatan’ı çıkarmaya başladı. Yalman savaş yıllarında liberal demokrasinin ve müttefiklerin savunuculuğunu yaptı; savaş sonrasında da Batı’nın siyasal düzenini öven yazılar yazdı. Vatan’ı 100.000’lik tiraja ulaştırmayı başardı. DP’nin ilk yıllarında partiye övgüyü sürdürdü. Partinin antidemokratik uygulamalara geçtiği yıllarda ise partiyi eleştirmeye başladı ve 1959’da bu yüzden 15 ay mahkumiyet aldı. Bu arada gazeteye olan ilginin azalması üzerine 1961’de Vatan yerine Hür Vatan’ı çıkardı. Bir yıl kadar yayın hayatını sürdüren Hür Vatan’dan sonra Yalman’ın gazetecilik yaşamı diğer gazetelerde ara sıra yazdığı yazılarla sınırlı kaldı.
Yalman gezi, anı ve inceleme dallarında da yapıtlar verdi. Başlıca kitapları Havalarda 50.000 Kilometre (1943), Naziliğin İçyüzü (1943), Yakın Tarihimizde Gördüklerim ve Geçirdiklerim’dir (1970-1971, 4 cilt).
http://www.ata.boun.edu.tr/chronology/kim_kimdir/ahmetemin_yalman.htm
Enteresan bir yaşam öyküsü değil mi sizce de. ABD’de okuyor ama Osmanlı savaşa Almanya ile birlikte giriyor ve o da birçok İttihat Terakki’ci gibi Almanya yanlısı muhtemelen ve Ermeni soykırımından sorumlu olduğu gerekçesiyle İngilizler tarafından Malta’ya sürgüne gönderilen İttihatçılarla birlikte sürgüne gidiyor. Anlaşma sayesinde dönüyor ama yolu İstiklal Mahkemelerine çıkıyor. Bir süre uzaklaşıyor, tekrar gazeteciliğe döndüğünde ise Sertel’lerle doğal olarak anlaşamıyor. Belli ki adamın sosyalizme yakınlığı yok hiç. 2. Dünya Savaşı yıllarında Cumhuriyet gazetesi Almanları tutarken, Yalman müttefikleri tutuyor, yani Amerikancı oluyor. DP’nin son yıllarında DP karşıtlığından dolayı ceza da alıyor.
Benim gördüğüm kadarıyla Nazım, Ahmet Emin Yalman’a karşı pek adil davranmamış. Bence ortada olan bir aydın tablosudur. Gün olmuş Nazım için kampanya başlatmış, gün olmuş Nazım'dan hain damgası yemiş, gün olmuş DP'yi savunmuş, gün olmuş DP tarafından hapis cezasıyla onurlandırılmış. Almancı diye İngilizler tarafından sürgüne gönderilmiş. Amerikancı diye Nazım'dan, dinsiz diye Necip Fazıl ve Neyzen Tevfik'ten papara, üstüne üstlük Hüseyin Üzmez adında bir zıpçıktıdan da 6 kurşun yemiş.
Bu tablo aynı zamanda Türkiye’nin bir döneminin tablosudur, hatta bugünün de tablosu gibi biraz. Aydınlarımızı, insanlarımızı ne kadar kolay harcıyoruz, ne kadar kolay hain ilan ediyoruz. Bence bizim böyle insanlara ve böyle tartışmalara ihtiyacımız var. Ayrıca “Yakın Tarihimizde Gördüklerim ve Geçirdiklerim” adıyla yayınladığı anılarını çok merak ettim. Acaba neler yazmış!..
Kategori: (Portreler) | Yorum (1) | Yorum yaz! | Bağlantı
