Yeni Enver Paşacıların Militarizmi ve Darbeciliği
Türkiye'de sadece yeni Envercilerin değil, Kemalist, İslamcı, sosyalist ve Kürtçüleri de içinde alan çok daha geniş bir grubun militarist olduğu rahatlıkla söylenebilir. Sadece bu kesim o kadar büyük bir yüzde oluşturuyor ki bunun bir militarizm olduğunu anlatmak epey zor. Daha İlkokul birinci sınıfa giden bir çocuğa bile şunlar okutuluyor.
"Atalarımız düşmanla savaşmışlar, yurtları için kanlarını dökmüşler. Şehit olmuşlar. Bayrağımız da rengini bu şehitlerin kanından almış" (Emin Özdemir'den aktaran; Baraz, Kütük 1998, 2
Yada başka bazı örnekler:
"Vatanımızın ve milletimizin olası tehlikelere karşı korunması ve savunulması için yapılması gereken en önemli görev askerliktir. Bu uğurda gerektiğinde canımızı feda edebilmeliyiz" (Dilaver vd. 2002, 50-51).
"Her Türk vatandaşı, bağımsızlığımızın ve ülke bütünlüğümüzün koruyucusu olan ordumuzun Gönüllü ve yılmaz askeridir" (Şenünver vd. 2002, 66).
"Türk milleti olarak biz, vatan için seve seve canımızı veririz" (ağy, 10).
'yurt için savaşmak bir şanlı düğün" (Uluğ Turanlıoğlu'dan aktaran; Yıldız, 2000, 52).
"Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz sana fedaiyiz" (Afet Inan'dan aktaran; Yıldız, 2000, 8
.
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=6&ArsivAnaID=17185&ArsivSayfaNo=3
Bu metinlerde vurgu sadece vatan sevgisi değil vatan için ölmek, kendini feda etmek, savaşmak, asker olmaktır. Yani daha çocukken birer asker gibi yetişmelerini istiyoruz insanlarımızdan. Bu açıdan yeni Envercilerin militarizmleri bir ayrılık teşkil etmez. Ancak darbecilikleri ile diğer siyasal hareketlerden ayrılıyorlar.
Yazının başında bu grupların içindeki emekli askerlerin çokluğuna dikkat çekmiştik. Elbette ki bu bir tesadüf değil. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin başkanı eski Jandarma Kuvvet Komutanı Eruygur'un darbe girişiminin olup olmadığı hala tartışılıyor. Bu gerçek olmasa bile gizli değil açıkça ordudan darbe isteyenler yok değil. Gülaltay'ın grubu bunu açıkça ifade etti. Hatta olay yaratan bir "Ordu Göreve" pankartı taşıdılar. Sitelerinde de bunu açıkça yazıyorlar. (Acaba darbe istemek bu ülkede yasal birşey midir? Ben bilmiyorum.)
http://adkf.turksolu.org/29102003.htm
Bu grubun (yeni örgüt adları Milli Mücadele Derneği olmuş) geçtiğimiz günlerde verdiği dayanışma yemeğine katılan isimlere bakın
Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden,
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv,
ADD Genel Başkanı Şener Eruygur,
ADD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Ercan,
ADD eski Genel Başkanı Halil İbrahim Şahin,
ADD eski Genel Sekreteri emekli Vali Aydemir Ceylan
ADD Yönetim Kurulu Üyesi ve İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu
MMD Genel Başkanı Hüseyin Adıgüzel
MMD Ankara Temsilcisi Yılmaz Ekinci
görüldüğü gibi ADD ile eski Türksolu, şimdiki Milli Mücadele Derneği oldukça samimiler.
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=523383
ADD'nin fazlaca bir yayını yok, yada ben bulamadım. Ama darbecilik konusunda yazılı metinler sadece Ulusal Sol/MMD ile sınırlı değil tabii. Bunun için İşçi Partisi'nin yayınlarına da göz atabiliriz. İP 12 Mart ve 12 Eylül'e karşı çıkıyor, 27 Mayıs'ı destekliyor. Ama bundan sonra darbeye karşı olduğu sanılmasın. Diğer iki darbeye karşı çıkışını da aslında bu darbelerin orduya karşı yapıldıkları biçiminde gerekçelendiriyor. Bu iki darbeden en çok Türk ordusı zarar görmüş. Birçok subay baskı görmüş ve tasfiye edilmiş. Bilmeyene yutturacaklar, kargaların bile güleceği bir iddia. 27 Mayıs genç subayların yaptığı bir darbeydi ve Genelkurmay Başkanı bile tutuklanmıştı. Ordu içinde de ciddi operasyon yapılmıştı. Diğer iki darbe emir-komuta zinciri içinde oldu ve dolayısıyla orduya karşı değildi.
12 Mart ve 12 Eylül ABD'nin orduya karşı yaptığı darbelermiş ve şimdi de yeni bir darbe tezgahlanıyormuş. Bunun için bu darbeye karşı durup ordu-millet elele vermeliymişiz.
Önümüzdeki dönemin geçerli formülü, ABD+komuta kademesi değildir. Oluşmakta olan denklem, millet+ordu denklemidir. Askeri darbenin karşısındaki denklemdir bu. İsterseniz millî devrim denklemi de diyebilirsiniz. Türkiye, son iki yüzyılda bütün kör çıkmazları millet-ordu beraberliğiyle aşmıştır. ABD ve işbirlikçilerinin korktuğu budur. Darbe yaygarası, aslında millet ile ordu arasındaki güveni ve beraberliği yıpratmak içindir.
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=587
Perinçek açıktan darbe istenmeyeceğini bilir, o yüzden böyle birşey demiyor ama bütün piyonları buna göre dizdiği görülüyor. Aslında yeni Envercilerin darbecilikleri konusunda fazla birşey yazmaya da gerek yok. Görmesini bilen için kabataslak gazetelere bir bakmak bile yeterli olacaktır.
"Atalarımız düşmanla savaşmışlar, yurtları için kanlarını dökmüşler. Şehit olmuşlar. Bayrağımız da rengini bu şehitlerin kanından almış" (Emin Özdemir'den aktaran; Baraz, Kütük 1998, 2
Yada başka bazı örnekler:
"Vatanımızın ve milletimizin olası tehlikelere karşı korunması ve savunulması için yapılması gereken en önemli görev askerliktir. Bu uğurda gerektiğinde canımızı feda edebilmeliyiz" (Dilaver vd. 2002, 50-51).
"Her Türk vatandaşı, bağımsızlığımızın ve ülke bütünlüğümüzün koruyucusu olan ordumuzun Gönüllü ve yılmaz askeridir" (Şenünver vd. 2002, 66).
"Türk milleti olarak biz, vatan için seve seve canımızı veririz" (ağy, 10).
'yurt için savaşmak bir şanlı düğün" (Uluğ Turanlıoğlu'dan aktaran; Yıldız, 2000, 52).
"Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz sana fedaiyiz" (Afet Inan'dan aktaran; Yıldız, 2000, 8
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=6&ArsivAnaID=17185&ArsivSayfaNo=3
Bu metinlerde vurgu sadece vatan sevgisi değil vatan için ölmek, kendini feda etmek, savaşmak, asker olmaktır. Yani daha çocukken birer asker gibi yetişmelerini istiyoruz insanlarımızdan. Bu açıdan yeni Envercilerin militarizmleri bir ayrılık teşkil etmez. Ancak darbecilikleri ile diğer siyasal hareketlerden ayrılıyorlar.
Yazının başında bu grupların içindeki emekli askerlerin çokluğuna dikkat çekmiştik. Elbette ki bu bir tesadüf değil. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin başkanı eski Jandarma Kuvvet Komutanı Eruygur'un darbe girişiminin olup olmadığı hala tartışılıyor. Bu gerçek olmasa bile gizli değil açıkça ordudan darbe isteyenler yok değil. Gülaltay'ın grubu bunu açıkça ifade etti. Hatta olay yaratan bir "Ordu Göreve" pankartı taşıdılar. Sitelerinde de bunu açıkça yazıyorlar. (Acaba darbe istemek bu ülkede yasal birşey midir? Ben bilmiyorum.)
http://adkf.turksolu.org/29102003.htm
Bu grubun (yeni örgüt adları Milli Mücadele Derneği olmuş) geçtiğimiz günlerde verdiği dayanışma yemeğine katılan isimlere bakın
Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden,
Prof. Dr. Türkkaya Ataöv,
ADD Genel Başkanı Şener Eruygur,
ADD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Ercan,
ADD eski Genel Başkanı Halil İbrahim Şahin,
ADD eski Genel Sekreteri emekli Vali Aydemir Ceylan
ADD Yönetim Kurulu Üyesi ve İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu
MMD Genel Başkanı Hüseyin Adıgüzel
MMD Ankara Temsilcisi Yılmaz Ekinci
görüldüğü gibi ADD ile eski Türksolu, şimdiki Milli Mücadele Derneği oldukça samimiler.
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=523383
ADD'nin fazlaca bir yayını yok, yada ben bulamadım. Ama darbecilik konusunda yazılı metinler sadece Ulusal Sol/MMD ile sınırlı değil tabii. Bunun için İşçi Partisi'nin yayınlarına da göz atabiliriz. İP 12 Mart ve 12 Eylül'e karşı çıkıyor, 27 Mayıs'ı destekliyor. Ama bundan sonra darbeye karşı olduğu sanılmasın. Diğer iki darbeye karşı çıkışını da aslında bu darbelerin orduya karşı yapıldıkları biçiminde gerekçelendiriyor. Bu iki darbeden en çok Türk ordusı zarar görmüş. Birçok subay baskı görmüş ve tasfiye edilmiş. Bilmeyene yutturacaklar, kargaların bile güleceği bir iddia. 27 Mayıs genç subayların yaptığı bir darbeydi ve Genelkurmay Başkanı bile tutuklanmıştı. Ordu içinde de ciddi operasyon yapılmıştı. Diğer iki darbe emir-komuta zinciri içinde oldu ve dolayısıyla orduya karşı değildi.
12 Mart ve 12 Eylül ABD'nin orduya karşı yaptığı darbelermiş ve şimdi de yeni bir darbe tezgahlanıyormuş. Bunun için bu darbeye karşı durup ordu-millet elele vermeliymişiz.
Önümüzdeki dönemin geçerli formülü, ABD+komuta kademesi değildir. Oluşmakta olan denklem, millet+ordu denklemidir. Askeri darbenin karşısındaki denklemdir bu. İsterseniz millî devrim denklemi de diyebilirsiniz. Türkiye, son iki yüzyılda bütün kör çıkmazları millet-ordu beraberliğiyle aşmıştır. ABD ve işbirlikçilerinin korktuğu budur. Darbe yaygarası, aslında millet ile ordu arasındaki güveni ve beraberliği yıpratmak içindir.
http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=587
Perinçek açıktan darbe istenmeyeceğini bilir, o yüzden böyle birşey demiyor ama bütün piyonları buna göre dizdiği görülüyor. Aslında yeni Envercilerin darbecilikleri konusunda fazla birşey yazmaya da gerek yok. Görmesini bilen için kabataslak gazetelere bir bakmak bile yeterli olacaktır.
Kategori: (Yeni_Enver_Pasacilik_II) | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
