Kasas'ı Anlamak 1-12. ayetler

27/4/2006
Kuran’daki Kasas suresini beraber okumaya çalışalım. Eğer Tevrat’la karşılaştırarak okumazsanız anlayamazsınız. Ve bu suredeki ayetlere derin anlamlar yüklemenin hiçbir anlamı yoktur. Sure Tevrat’ın kötü bir kopyasıdır.

Kuran Metni
---------------------------------------------------------------------
1. Ta, Sin, Mim.
2. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.
3.Mü'min olan bir kavim için hak olmak üzere, Musa ve Firavun'un haberinden (bir bölümünü) sana okuyacağız.
4. Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
5. Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.
---------------------------------------------------------------------

İlk 5 ayette anlaşılmayacak birşey yokmuş gibi görünüyor. Ancak öyle değil. Surenin devamında Musa anlatılacağı için bu 5 ayetlik giriş bölümünde bir açıklama yapılmaya çalışılıyor. Şimdi aynı öykünün birebir karşılığını Tevrat’tan okuyalım.

-----------------------------------------------------------------------
Mısırdan Çıkış 1. bölüm

İsrailliler Mısır'da Baskı Görüyor


Yakup'la birlikte aileleriyle Mısır'a giden İsrailoğulları'nın adları şunlardır:Ruben, Şimon, Levi, Yahuda,  İssakar, Zevulun, Benyamin,  Dan, Naftali, Gad, Aşer. Yakup'un soyundan gelenler toplam yetmiş kişiydi. Yusuf zaten Mısır'daydı.

Zamanla Yusuf, kardeşleri ve o kuşağın hepsi öldü. Ama soyları arttı; üreyip çoğaldılar, gittikçe büyüdüler, ülke onlarla dolup taştı. Sonra Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kral Mısır'da tahta çıktı. Halkına, "Bakın, İsrailliler sayıca bizden daha çok" dedi,  "Gelin, onlara karşı aklımızı kullanalım, yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa, düşmanlarımıza katılıp bize karşı savaşır, ülkeyi terk ederler."

Böylece Mısırlılar İsrailliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak İsrailliler'i amansızca çalıştırdılar. Her türlü tarla işi, harç ve kerpiç yapımı gibi ağır işlerle yaşamı onlara zehir ettiler. Bütün işlerinde onları amansızca kullandılar.

Mısır Kralı, Şifra ve Pua adındaki İbrani ebelere şöyle dedi: "İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın." Ama ebeler Tanrı'dan korkan kimselerdi, Mısır Kralı'nın buyruğuna uymayarak erkek çocukları sağ bıraktılar. Bunun üzerine Mısır Kralı ebeleri çağırtıp, "Niçin yaptınız bunu?" diye sordu, "Neden erkek çocukları sağ bıraktınız?"

Ebeler, "İbrani kadınlar Mısırlı kadınlara benzemiyor" diye yanıtladılar, "Çok güçlüler. Daha ebe gelmeden doğuruyorlar."

Tanrı ebelere iyilik etti. Halk çoğaldıkça çoğaldı. Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.

Bunun üzerine firavun bütün halkına buyruk verdi: "Doğan her İbrani erkek çocuk Nil'e atılacak, kızlar sağ bırakılacak."

----------------------------------------------------------------------

Böylece 4. ve 5. ayetleri anlıyoruz.

4. ayetteki Firavun’un halkı fırkalara bölmesi İsraillileri istemeyip, onlara baskı yapması; onları güçten düşürmesi, İsraillileri ağır işlerde çalıştırması, angaryalar yüklemesi; erkek çocukların boğazlanması, firavunun erkek çocukları öldürün şeklinde verdiği emir; kadınlarını diri bırakıyor demesi de aslında ebelerin çocukları öldürmeyip diri bırakmasıdır. Bazı alıntılar yanlış olduğu için bir anlamsızlık da ortaya çıkıyor. Tevrat’tan okuyunca metin anlaşılır oluyor.

Devam edelim

Kuran Metni
---------------------------------------------------------------------
6. Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.
7. Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu Biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız" diye vahyettik (bildirdik).
8.Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri için bir düşman ve üzüntü konusu olsun diye sahipsiz görüp aldılar. Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir yanılgı içindeydi.
----------------------------------------------------------------------

Bu bölümde geçen Haman, aslında Tevrat’ın başka bir yerinde, Ester’de geçen bir kişidir. Mısır’la ilişkisi yoktur. İran’lıdır. Buraya girmesi bir hata gibi görünüyor. Orda da İsraillileri katletmeye niyetli bir karakterdir Haman. Pers kralını ikna edip onayını alır. Her iki olayda İsraillerin bir hükümdar/firavun/kral tarafından yokedilmesi kararı vardır. Burda iki öykünün kahramanları birbirine karışmış, ancak öykünün temasını bozmuyor bu. Çünkü olay Haman etrafında değil, Musa etrafında dönmektedir.

Musa’nın annesine onu emzir demesinin anlamı nedir? Musa’nın annesi ne için korkuyor? Ne demek geri vereceğiz? Firavun’un ailesi neyi görüp alıyor? Bu metni okuyan bunların hiçbirini anlayamaz. Çünkü olay örgüsü diye bişey yok. Biraz daha devam edip sonra hepsine birden bakıp olayı çözeceğiz.

Kuran Metni
------------------------------------------------------------------
9. Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi.
10.Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.

11.Ve onun kız kardeşine: "Onu izle," dedi. Böylece o da, kendileri farkında değilken onu uzaktan gözetledi.

12.Biz, daha önce ona süt analarını haram etmiştik. (Kız kardeşi: ) "Ben, sizin adınıza onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek (veya eğitecek) bir aileyi size bildireyim mi?" dedi.

-----------------------------------------------------------------------

Aynı belirsizlik burda da sürmektedir. Bu metinden hiçbirşey anlama olanağı yoktur. Ancak öyküyü zaten bilen bir kişi bir başından bir sonundan anlatılan bu öyküyü anlama şansına sahiptir. Boşuna Kuran okudum, çok iyi anladım demesin kimse. Tek başına Kuran’ı eline alıp okuyanın anlama şansı kesinlikle yoktur. Anlamak için Tevrat’a dönüp ilgili yeri aktarıyoruz.

----------------------------------------------------------------------
Mısır'dan Çıkış 2. Bölüm

Musa'nın Doğumu

Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi.  Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk  doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce, onu üç ay gizledi. Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu.

O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi. Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıya-rak, "Bu bir İbrani çocuğu" dedi.

Çocuğun ablası firavunun kızına, "Gidip bir İbrani sütnine çağırayım mı?" diye sordu, "Senin için bebeği emzirsin."  Firavunun kızı, "Olur" diye yanıtladı. Kız gidip bebeğin annesini çağırdı. Firavunun kızı kadına, "Bu bebeği al, benim için emzir, ücretin neyse veririm" dedi. Kadın bebeği alıp emzirdi. Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi.

Firavunun kızı çocuğu evlat edindi. "Onu sudan çıkardım" diyerek adını Musa koydu.

"Musa": İbranice "Moşe", "Çıkarmak" anlamına gelen "Maşa" sözcüğünü çağrıştırır.

---------------------------------------------------------------------

Bir de şimdi karşılaştırarak okuyun. 7. ayette söylenen şey Tevrat'taki öyküyü okuyunca anlam kazanıyor. Bebeğin annesine çocuğu suya bırak, onu tekrar sana geri vereceğiz dedik şeklinde bir iddiada bulunuluyor. Ancak Tevrat'ı okuyunca anlaşılan birşey olmasına karşın, Tevrat'ta olmayan bir "Musanın annesiyle konuşma" sahnesi eklenmiş.  

9. ayette Firavun’un karısı çocuğu öldürmeyin der. Tevrat’ta firavunun kızı burda karısı yapılmış. Ayrıca öldürmeyin diye anlamsız birşey eklenmiş. Böyle bir olay Tevrat’ta yok. Kuran’daki metin içinde ise hiçbir yere oturmuyor. Kim öldürüyor, niye öldürüyor. Ama evlat edinme olayı aynen geçiyor.

10. ayette Musa’nın annesinin yüreği boşluk içinde sabahlaması, bebeği bıraktıktan sonraki korkulu bekleyişi olmalı. Ancak açığa vuracaktı korkusu şeklinde ifade edilen cümle bebeği gizlice doğurduktan sonraki 3 aylık bekleme sürecine denk geliyor sanırım.

11. ayette kızkardeşine onu izle diyor. Ancak eğer Tevrat’taki metni okumamış olsak kızkardeşin neyi izlediğini anlamamız mümkün değil. Ama biliyoruz ki, bebeğin ablası çocuğu ırmağa bıraktıktan sonra kimin bulacağını uzaktan izlemektedir. Nihayet 12. ayette de abla süt anneyi getiriyim der.

Burdan sonra 7. ayete geri dönüp sütanne olan aslında gerçek annenin bebeği emzirmesini okumak ve neden onu sana geri vereceğiz dendiğini anlamak mümkün olur.

Buna devam edebilirsiniz. Ama açıkçası ben bu tür bir “arapsaçı çözme” işinin kime ne kazandıracağını bilemiyorum. Diyorum ki Kuran’ı anlayabilmek için önce Tevrat’ı okumak gerekiyor. Ondan sonra da böyle karmaşık hale getirilmiş bir metini bu şekilde çözmeniz gerekiyor.

Açıkçası ben ortada çok derin falan bir metin görmüyorum. Tersine oldukça kötü ve karmakarışık edilmiş bir metin var. Yani insanlara Türkçesi'ni okuyun deseniz bile zaten bişey anlamayacaklardır. Ama müziği, dinlemesi harika, internetten dinledim birkaç defa.  En iyisi anlamak için uğraşmak yerine güzel sesli birinden müzik niyetine dinlemek. Ama biz yine de anlama çabasına devam edeceğiz.

Kasas'ı Anlamak 13-28.ayetler

27/4/2006
Biraz daha devam etmekte fayda var sanırım. Aslında iki metni birlikte okuyarak herkes bu şekilde devam edebilir.

Kasas'dan devam edelim
Kuran Metni
------------------------------------------------------------------
13. Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.

14- O, erginlik çağına ulaşıp olgunlaşınca, ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz.

-------------------------------------------------------------------

Bu iki ayette özel bir bilgi yok. Yukardan gelen anlatıma uygun metni dolduran ifadeler var. Burdan sonra Kuran'daki metin de anlaşılır hale geliyor. Artık fazla bir yoruma gerek kalmadan karşılaştırarark okuyabiliriz.

Kuran Metni
--------------------------------------------------------------------
15- (Musa) Halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi, orda kavga etmekte olan iki adam buldu; bu kendi taraftarlarından, şu da düşmanlarından. Derken taraftarlarından olan, düşmanlarından olana karşı ondan yardım istedi. Bunun üzerine ona bir yumruk attı ve işini bitiriverdi. (Sonra da:) "Bu şeytanın işindendir; o, gerçekten açıkça saptırıcı bir düşmandır" dedi.
 
16- Dedi ki: "Rabbim, gerçekten, ben kendi nefsime zulmettim, artık beni bağışla." Böylece (Allah) onu bağışladı. Şüphesiz. O, bağışlayandır, esirgeyendir.

17- Dedi ki: "Rabbim, bana verdiğin nimetler adına, artık suçlu günahkarlara destekçi olmayacağım."

18- Böylece şehirde korku içinde (çevreyi) gözetleyerek sabahladı. Derken, bir de baktı ki, dün kendisinden yardım isteyen (kişi, bugün de) kendisine yardım için bağırıyor. Musa, ona dedi ki: "Sen açıkça bir azgınsın."

19- Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun."

20- Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: "Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek konusunda aralarında görüşmektedirler, artık sen çık git; gerçekten ben sana öğüt verenlerdenim."

21- Böylece oradan korku içinde (çevreyi) gözetleyerek çıkıp gitti: "Rabbim, zalimler topluluğundan beni kurtar" dedi.

22.Medyen'e doğru yöneldiğinde de: "Umarım Rabbim, beni doğru bir yola yöneltip iletir" dedi.
--------------------------------------------------------------------

Tevrat Metni
---------------------------------------------------------------------
Mısırdan Çıkış 2.Bölüm: 11-15
Musa Midyan'a Kaçıyor


Musa büyüdükten sonra bir gün soydaşlarının yanına gitti. Yaptıkları ağır işleri seyrederken bir Mısırlı'nın bir İbrani'yi dövdüğünü gördü. Çevresine göz gezdirdi; kimse olmadığını anlayınca, Mısırlı'yı öldürüp kuma gizledi. Ertesi gün gittiğinde, iki İbrani'nin kavga ettiğini gördü.
Haksız olana, "Niçin kardeşini dövüyorsun?" diye sordu.

Adam, "Kim seni başımıza yönetici ve yargıç atadı?" diye yanıtladı, "Mısırlı'yı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?" O zaman Musa korkarak, "Bu iş ortaya çıkmış!" diye düşündü. Firavun olayı duyunca Musa'yı öldürtmek istedi. Ancak Musa ondan kaçıp Midyan yöresine gitti.

---------------------------------------------------------------------

İki metin temel olarak aynı. Kuran'da şiir dili gereği bazı eklemeler, süslemeler var, bazı ek tanrı ya yakarma ifadeleri var.  Musa, adamı öldürdüğü için beni bağışla diye yalvarır yada bir daha bu hatayı yapmayacağım der. Bunlarda kesinlikle özel bir derin anlam yok.

Tekrar Kuran'a dönelim

Kuran Metni
-------------------------------------------------------------------
23. Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler.

24. Hemencecik onların sürülerini suladı, sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: "Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım."

-------------------------------------------------------------------

Ve Tevrat'taki karşılığı
-----------------------------------------------------------------
Mısırdan Kaçış - 2:16-17

Bir kuyunun başında otururken Midyanlı bir kâhinin yedi kızı su çekmeye geldi. Babalarının sürüsünü suvarmak için yalakları dolduruyorlardı. Ama bazı çobanlar gelip onları kovmak istedi. Musa kızların yardımına koşup hayvanlarını suvardı.

------------------------------------------------------------------

Kasas'a dönüyoruz
------------------------------------------------------------------
25.Çok geçmeden, o iki (kadın)dan biri, (utana utana) yürüyerek ona geldi. "Babam, bizim için sürüleri sulamana karşılık sana mükafaat vermek üzere seni davet etmektedir." dedi. Bunun üzerine ona gelip de olup bitenleri anlatınca o: "Korkma" dedi. "Zalimler topluluğundan kurtulmuş oldun."

26. O (kadın)lardan biri dedi ki: "Ey babacığım, onu ücretli olarak tut; çünkü ücretle tuttuklarının en hayırlısı gerçekten o kuvvetli, güvenilir (biri)dir."

27. (Babaları) Dedi ki: "Doğrusu ben, sekiz yıl bana hizmet etmene karşılık olmak üzere, şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum; şayet on (yıl)a tamamlayacak olursan, artık o da senden. Ben sana zorluk çıkarmak istemem; beni de inşaAllah salih olanlardan bulacaksın."

28.(Musa) Dedi ki: "Bu, benimle senin aranda olan (bir antlaşma)dır. Bu durumda iki süreden hangisini yerine getirirsem, artık bana karşı bir haksızlık söz konusu olamaz. Allah, söylediklerimize vekildir." 
------------------------------------------------------------------

Şimdi de Tevrat

-------------------------------------------------------------------
Sonra kızlar babaları Reuel'in yanına döndüler. Reuel, "Nasıl oldu da bugün böyle tez geldiniz?" diye sordu.

Kızlar, "Mısırlı bir adam bizi çobanların elinden kurtardı" diye yanıtladılar, "Üstelik bizim için su çekip hayvanlara verdi."

Babaları, "Nerede o?" diye sordu, "Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın."

Musa Reuel'in yanında kalmayı kabul etti. Reuel de kızı Sippora'yı onunla evlendirdi. Sippora bir erkek çocuk doğurdu. Musa, "Garibim bu yabancı ülkede" diyerek çocuğa Gerşom adını verdi.

Aradan yıllar geçti, bu arada Mısır Kralı öldü. İsrailliler hâlâ kölelik altında inliyor, feryat ediyorlardı. Sonunda yakarışları Tanrı'ya erişti. Tanrı iniltilerini duydu. İbrahim, İshak ve Yakup'la yaptığı antlaşmayı anımsadı. İsrailliler'e baktı ve onlara ilgi gösterdi.

"Gerşom": "Orada garip" anlamına gelir

-------------------------------------------------------------------

25. ayeti anlamak için resmen takla attım. Sonra çözdüm ki, olay ters anlatılmış. Yani ayetin başında kızlar yada kadınlar Musa'yı babalarının mükafat vermek için davet ettiklerini söylüyorlar. Aynı ayetin bir sonraki cümlesinde ise "o" kızlara "korkma, zalimlerden kurtulmuş oldun" diyor. İnanılmaz bir ayet bu. Aslında kızlara "korkma, zalimlerden kurtulmuş oldun" diyenin babaları olması gerekir. Ama metinde kızlar Musa'yı çağırdıktan sonra doğal olarak Musa'nın cevabı gibi duruyor. Üstelik birden çok kişiye karşı "korkma, zalimlerden kurtulmuş oldun" şeklinde ikincil tekil şahıs zamiriyle konuşuyor. Benzeri bu kadar çok hatalı ifadenin, karışıklığın, hatalı alıntıların vb. kaynağı çeviriler olamaz. Metin çok kötü. Tevrat'ta da bazı gariplikler hatalar, ikili anlatımlar görünüyor ama Kuran içinden çıkılamayacak kadar kötü bir metin.

Burda da metinler aynı. Ama yine bazı karışıklıklar var. Musa'nın parayla tutulması, 8 yıl çalışması, bunun karşılığında kızlarından biriyle nikahlayacak olması, eğer 10 yıla tamamlarsa, öbürünü de alması olayı Tevrat'ta geçmiyor. Aslında geçiyor ama başka bir yerde. Burda yine iki öykü birbirine karıştırılmış. Yaratılış kitabının başka bir yerinde geçen Yakup'un Lavan'ın kızlarıyla evlenmesi öyküsü buraya girivermiş. Yakup dayısı Lavan'ın yanına gidip onun kızları ile evlenir, her iki kız için de 7'şer yıl çalışır. Halbuki Tevrat'ta Musa'nın karısıyla karşılaşması olayında Reuel'in 7 kızı vardır.

Burdaki benzerlik ve karışıklık da Haman konusundaki benzerlik ve karışıklığa benziyor. Öykülerin benzer yerlerinde Kuran anlatıcısı Tevrat'taki başka bir öyküye geçiyor. O öykünün özellikleri ile bu öykü birleşiyor. Yakup öyküsünde de Yakup Paddan-Aram'a vardığı zaman Lavan'ın kızları davarları sulamaya getirir ve Yakup onlara yardım eder. Musa da kızlara yardım edip davarları sulamalarını sağlar. Haman öyküsünde İsraillileri katletme kararı, burda ise kızların davarları sulamaya getirmesi teması öykülerin başka yerlere sıçramalarına neden olmuş.  Yakup'un ilgili öyküsünü de buraya aktarıyım.

--------------------------------------------------------------------
Yaratılış 29:14-30

Yakup Lea ve Rahel'le Evleniyor


Yakup Lavan'ın yanında bir ay kaldıktan sonra,

Lavan, "Akrabamsın diye benim için bedava mı çalışacaksın?" dedi, "Söyle, ne kadar ücret istiyorsun?"

Lavan'ın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Rahel'di. Lea'nın gözleri alımlıydı, Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı. Yakup Rahel'e aşıktı. Lavan'a, "Küçük kızın Rahel için sana
yedi yıl hizmet ederim" dedi.

Lavan, "Onu sana vermek başkasına vermekten daha iyidir" dedi, "Yanımda kal." Yakup Rahel için yedi yıl çalıştı. Rahel'i sevdiği için, yedi yıl ona birkaç gün gibi geldi.

Lavan'a, "Zaman doldu, kızını ver, evleneyim" dedi. Lavan bütün yöre halkını toplayıp bir şölen verdi. Gece kızı Lea'yı Yakup'a götürdü. Yakup onunla yattı. Lavan cariyesi Zilpa'yı kızı Lea'nın hizmetine verdi.

Sabah olunca Yakup bir de baktı ki, yanındaki Lea! Lavan'a, "Nedir bana bu yaptığın?" dedi, "Ben Rahel için yanında çalışmadım mı? Niçin beni aldattın?" Lavan, "Bizim buralarda adettir. Büyük kız dururken küçük kız evlendirilmez" dedi,  "Bu bir haftayı tamamla, Rahel'i de sana veririz. Yalnız
ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın."

Yakup kabul etti. Lea'yla bir hafta geçirdi. Sonra Lavan kızı Rahel'i de ona verdi. Cariyesi Bilha'yı Rahel'in hizmetine verdi. Yakup Rahel'le de yattı. Onu Lea'dan çok sevdi. Lavan'a yedi yıl daha hizmet etti.

--------------------------------------------------------------------

Kasas'ı Anlamak 29-32.ayetler

27/4/2006
Kasas'ı anlamaya devam ediyoruz. Kaldığımız yerden, 29. ayetten başlayalım.

Kuran metni
--------------------------------------------------------------------
29.Böylelikle Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle birlikte yola koyulunca, Tur tarafında bir ateş gördü. Ailesine: "Siz durun, gerçekten bir ateş gördüm; umarım ondan ya bir haber, ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm" dedi.

30. Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah Benim;" diye seslenildi.

--------------------------------------------------------------------
Tevrat metni
--------------------------------------------------------------------
Tanrı Musa'yı Çağırıyor

Musa kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro'nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı Dağı'na, Horev'e vardı. RAB'bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor. "Çok garip" diye düşündü, "Gidip bir bakayım, çalı neden tükenmiyor!" RAB Tanrı Musa'nın yaklaştığını görünce, çalının içinden, "Musa, Musa!" diye seslendi. Musa, "Buyur!" diye yanıtladı.

--------------------------------------------------------------------

Burda da bir karışıklık var. Yine Tevrat'ın başka bir yerinde geçen bir öykü işin içine karışmış gibi. Ama pek anlaşılmıyor. Tevrat metninde Musa'nın yanında ailesi yok. Ağaçtan yada çalıdan tanrının konuşması Tevrat'ta Musa yalnızken oluyor. Aslında Tevrat'taki öykü şöyledir. Musa'nın RAB ile bu görüşmesinden sonra RAB'dan aldığı emir doğrultusunda Musa ailesini alarak Mısır'a döner ve yolda tekrar RAB ile karşılaşır. Ama burda muhtemelen Tevrat da kendinden önceki metinleri aktarırken işi karıştırmış gibi. Biz en iyisi
daha fazla karışıklık yaratmadan izleğimize devam edelim.

İzlek Tevrat'ta açık, Kuran'da muğlak olduğu için aralardaki boşlukları da Tevrat'la tamamlamak zorundayız. Tanrı ile Musa'nın karşılaşmasında konuşulanları aktarmadan tanrının Musa'ya neden daha sonra mucizeler yaptırdığını anlamamız mümkün değil. O yüzden bu kısmı da aktarıyorum.

Tevrat Metni
-------------------------------------------------------------------
Tanrı, "Fazla yaklaşma" dedi, "Çarıklarını çıkar. Çünkü bastığın yer kutsal topraktır. Ben babanın Tanrısı, İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı'yım." Musa yüzünü kapadı, çünkü Tanrı'ya bakmaya korkuyordu.

RAB "Halkımın Mısır'da çektiği sıkıntıyı yakından gördüm" dedi, "Angaryacılar yüzünden ettikleri feryadı duydum. Acılarını biliyorum. Bu yüzden onları Mısırlılar'ın elinden kurtarmak için geldim. O ülkeden çıkarıp geniş ve verimli topraklara, süt ve bal akan ülkeye, Kenan, Hitit*, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına götüreceğim.  İsrailliler'in feryadı bana erişti. Mısırlılar'ın onlara yapmakta olduğu baskıyı görüyorum. Şimdi gel, halkım İsrail'i Mısır'dan çıkarmak için seni firavuna göndereyim."

Musa, "Ben kimim ki firavuna gidip İsrailliler'i Mısır'dan çıkarayım?" diye karşılık verdi.

Tanrı, "Kuşkun olmasın, ben seninle olacağım" dedi, "Seni benim gönderdiğimin kanıtı şu olacak: Halkı Mısır'dan çıkardığın zaman bu dağda bana tapınacaksınız."

Musa şöyle karşılık verdi: "İsrailliler'e gidip, 'Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi' dersem, 'Adı nedir?' diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?"

Tanrı, "Ben Ben'im" dedi, "İsrailliler'e de ki, 'Beni size Ben Ben'im diyen gönderdi.'

"İsrailliler'e de ki, 'Beni size atalarınızın Tanrısı, İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı RAB gönderdi.' Sonsuza dek adım bu olacak. Kuşaklar boyunca böyle anılacağım. Git, İsrail ileri gelenlerini topla, onlara şöyle de: 'Atalarınız İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Tanrısı RAB bana görünerek şunları söyledi: Sizinle ve Mısır'da size yapılanlarla yakından ilgileniyorum. Söz verdim, sizi Mısır'da çektiğiniz sıkıntıdan kurtaracağım; Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına, süt ve bal akan ülkeye götüreceğim.'

"İsrail ileri gelenleri seni dinleyecekler. Sonra birlikte Mısır Kralı'na gidip, 'İbraniler'in Tanrısı RAB bizimle görüştü' diyeceksiniz, 'Şimdi izin ver, Tanrımız RAB'be kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım.' Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek. Elimi uzatacak ve aralarında şaşılası işler yaparak Mısır'ı cezalandıracağım. O zaman sizi salıverecek.

"Halkımın Mısırlılar'ın gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz.
Her kadın Mısırlı komşusundan ya da konuğundan altın ve gümüş takılar, giysiler isteyecek. Oğullarınızı, kızlarınızı bunlarla süsleyeceksiniz. Mısırlılar'ı soyacaksınız."

Not "RAB": İbranice "Yahve" (bkz. Önsöz). Yahve sözcüğüyle 14. ayetteki Ehye (Ben'im) sözcüğü aynı fiilden (olmak fiilinden) türetilir.
( yani ben Yahve'yim.)
-------------------------------------------------------------------
Aradaki bu metin Kuran izleğinde atlanınca sonraki konuşmanın neden yapıldığı doğal olarak anlaşılamaz. Tanrı Musa'ya iki tane mucize yaptıracak. Bunun nedeni ise Musa'nın bana inanmazlar demesidir. Tanrı önce Musa'ya mucize yeteneği vererek halkın ona inanmasını sağlayacağını gösteriyor.

Kuran Metni
--------------------------------------------------------------------
31. "Asanı bırak." (Attıktan hemen sonra) onun şimdi bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına dönüp bakmaksızın kaçmaya başladı. "Ey Musa, dön ve korkuya kapılma. Şüphesiz güvendesin."
32."Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıksın. Ve (her türlü) dehşetten yana kanatlarını kendine doğru çek. İşte bunlar, senin Rabbinden Firavun ve önde gelen adamlarına iki kesin-kanıt (mucize)dır. Gerçekten onlar, fasık bir topluluktur."

--------------------------------------------------------------------

Tevrat Metni
--------------------------------------------------------------------
Musa, "Ya bana inanmazlarsa?" dedi, "Sözümü dinlemez, 'RAB sana görünmedi' derlerse, ne olacak?"

RAB, "Elinde ne var?" diye sordu. Musa, "Değnek" diye yanıtladı.

RAB, "Onu yere at" dedi. Musa değneğini yere atınca, değnek yılan oldu. Musa yılandan kaçtı.

RAB, "Elini uzat, kuyruğundan tut" dedi. Musa elini uzatıp kuyruğunu tutunca yılan yine değnek oldu. RAB, "Bunu yap ki, ataları İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Tanrısı RAB'bin sana göründüğüne inansınlar" dedi.

Sonra, "Elini koynuna koy" dedi. Musa elini koynuna koydu. Çıkardığı zaman eli bir deri hastalığına yakalanmış, kar gibi bembeyaz olmuştu.

RAB, "Elini yine koynuna koy" dedi. Musa elini yine koynuna koydu. Çıkardığı zaman eli eski haline dönmüştü.

RAB, "Eğer sana inanmaz, ilk belirtiyi önemsemezlerse, ikinci belirtiye inanabilirler" dedi,

--------------------------------------------------------------------

Görüldüğü gibi Kuran'da değneğin yılan olması ve elini koynuna sokup beyazlatmasının nedenini anlayamıyoruz. Ancak Tevrat'la birlikte okuyunca anlaşılır hale geliyor. Hatta şunu da ekleyebiliriz, Kuran'da Musa elini koynuna koyuyor, eli hastalığa yakalanmış gibi beyazlıyor. Musa dehşete kapılıyor ama sonra tekrar elini koynuna sokup iyileştirmiyor. Açıkçası son derece üstünkörü bir şekilde Tevrat metni kopyalanmış. Kuran ayetlerinde hep büyük derinlikler olduğu iddia ediliyor. Ben burda hiçbir derinlik göremediğim gibi son derece yüzeysel bir şekilde anlatılan hatta başka öykülerle karıştırılmış, bulamaç olmuş bir metin görüyorum.
 
 
Benim önerim şimdi bu incelediğimiz 32 ayeti kurandan topluca bir kez daha okumanız. Bütün bu anlattıklarımızın bilinciyle baktığınız zaman metni nasıl değerlendireceğinizi merak ediyorum doğrusu
 


imza kampanyasi


Ziyaretçi Defterine yazın

Paylaş

Blogcu ile yapıldı

Google