Kasas'ı Anlamak 1-12. ayetler
Kuran’daki Kasas suresini beraber okumaya çalışalım. Eğer Tevrat’la karşılaştırarak okumazsanız anlayamazsınız. Ve bu suredeki ayetlere derin anlamlar yüklemenin hiçbir anlamı yoktur. Sure Tevrat’ın kötü bir kopyasıdır.
Kuran Metni
---------------------------------------------------------------------
1. Ta, Sin, Mim.
Kuran Metni
---------------------------------------------------------------------
1. Ta, Sin, Mim.
2. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.
3.Mü'min olan bir kavim için hak olmak üzere, Musa ve Firavun'un haberinden (bir bölümünü) sana okuyacağız.
4. Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
5. Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.
---------------------------------------------------------------------
İlk 5 ayette anlaşılmayacak birşey yokmuş gibi görünüyor. Ancak öyle değil. Surenin devamında Musa anlatılacağı için bu 5 ayetlik giriş bölümünde bir açıklama yapılmaya çalışılıyor. Şimdi aynı öykünün birebir karşılığını Tevrat’tan okuyalım.
-----------------------------------------------------------------------
Mısırdan Çıkış 1. bölüm
İsrailliler Mısır'da Baskı Görüyor
Yakup'la birlikte aileleriyle Mısır'a giden İsrailoğulları'nın adları şunlardır:Ruben, Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun, Benyamin, Dan, Naftali, Gad, Aşer. Yakup'un soyundan gelenler toplam yetmiş kişiydi. Yusuf zaten Mısır'daydı.
Zamanla Yusuf, kardeşleri ve o kuşağın hepsi öldü. Ama soyları arttı; üreyip çoğaldılar, gittikçe büyüdüler, ülke onlarla dolup taştı. Sonra Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kral Mısır'da tahta çıktı. Halkına, "Bakın, İsrailliler sayıca bizden daha çok" dedi, "Gelin, onlara karşı aklımızı kullanalım, yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa, düşmanlarımıza katılıp bize karşı savaşır, ülkeyi terk ederler."
Böylece Mısırlılar İsrailliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak İsrailliler'i amansızca çalıştırdılar. Her türlü tarla işi, harç ve kerpiç yapımı gibi ağır işlerle yaşamı onlara zehir ettiler. Bütün işlerinde onları amansızca kullandılar.
Mısır Kralı, Şifra ve Pua adındaki İbrani ebelere şöyle dedi: "İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın." Ama ebeler Tanrı'dan korkan kimselerdi, Mısır Kralı'nın buyruğuna uymayarak erkek çocukları sağ bıraktılar. Bunun üzerine Mısır Kralı ebeleri çağırtıp, "Niçin yaptınız bunu?" diye sordu, "Neden erkek çocukları sağ bıraktınız?"
Ebeler, "İbrani kadınlar Mısırlı kadınlara benzemiyor" diye yanıtladılar, "Çok güçlüler. Daha ebe gelmeden doğuruyorlar."
Tanrı ebelere iyilik etti. Halk çoğaldıkça çoğaldı. Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.
Bunun üzerine firavun bütün halkına buyruk verdi: "Doğan her İbrani erkek çocuk Nil'e atılacak, kızlar sağ bırakılacak."
----------------------------------------------------------------------
Böylece 4. ve 5. ayetleri anlıyoruz.
4. ayetteki Firavun’un halkı fırkalara bölmesi İsraillileri istemeyip, onlara baskı yapması; onları güçten düşürmesi, İsraillileri ağır işlerde çalıştırması, angaryalar yüklemesi; erkek çocukların boğazlanması, firavunun erkek çocukları öldürün şeklinde verdiği emir; kadınlarını diri bırakıyor demesi de aslında ebelerin çocukları öldürmeyip diri bırakmasıdır. Bazı alıntılar yanlış olduğu için bir anlamsızlık da ortaya çıkıyor. Tevrat’tan okuyunca metin anlaşılır oluyor.
Devam edelim
Kuran Metni
---------------------------------------------------------------------
6. Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.
---------------------------------------------------------------------
İlk 5 ayette anlaşılmayacak birşey yokmuş gibi görünüyor. Ancak öyle değil. Surenin devamında Musa anlatılacağı için bu 5 ayetlik giriş bölümünde bir açıklama yapılmaya çalışılıyor. Şimdi aynı öykünün birebir karşılığını Tevrat’tan okuyalım.
-----------------------------------------------------------------------
Mısırdan Çıkış 1. bölüm
İsrailliler Mısır'da Baskı Görüyor
Yakup'la birlikte aileleriyle Mısır'a giden İsrailoğulları'nın adları şunlardır:Ruben, Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun, Benyamin, Dan, Naftali, Gad, Aşer. Yakup'un soyundan gelenler toplam yetmiş kişiydi. Yusuf zaten Mısır'daydı.
Zamanla Yusuf, kardeşleri ve o kuşağın hepsi öldü. Ama soyları arttı; üreyip çoğaldılar, gittikçe büyüdüler, ülke onlarla dolup taştı. Sonra Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kral Mısır'da tahta çıktı. Halkına, "Bakın, İsrailliler sayıca bizden daha çok" dedi, "Gelin, onlara karşı aklımızı kullanalım, yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa, düşmanlarımıza katılıp bize karşı savaşır, ülkeyi terk ederler."
Böylece Mısırlılar İsrailliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. Ama Mısırlılar baskı yaptıkça İsrailliler daha da çoğalarak bölgeye yayıldılar. Mısırlılar korkuya kapılarak İsrailliler'i amansızca çalıştırdılar. Her türlü tarla işi, harç ve kerpiç yapımı gibi ağır işlerle yaşamı onlara zehir ettiler. Bütün işlerinde onları amansızca kullandılar.
Mısır Kralı, Şifra ve Pua adındaki İbrani ebelere şöyle dedi: "İbrani kadınlarını doğum sandalyesinde doğurturken iyi bakın; çocuk erkekse öldürün, kızsa dokunmayın." Ama ebeler Tanrı'dan korkan kimselerdi, Mısır Kralı'nın buyruğuna uymayarak erkek çocukları sağ bıraktılar. Bunun üzerine Mısır Kralı ebeleri çağırtıp, "Niçin yaptınız bunu?" diye sordu, "Neden erkek çocukları sağ bıraktınız?"
Ebeler, "İbrani kadınlar Mısırlı kadınlara benzemiyor" diye yanıtladılar, "Çok güçlüler. Daha ebe gelmeden doğuruyorlar."
Tanrı ebelere iyilik etti. Halk çoğaldıkça çoğaldı. Ebeler kendisinden korktukları için Tanrı onları ev bark sahibi yaptı.
Bunun üzerine firavun bütün halkına buyruk verdi: "Doğan her İbrani erkek çocuk Nil'e atılacak, kızlar sağ bırakılacak."
----------------------------------------------------------------------
Böylece 4. ve 5. ayetleri anlıyoruz.
4. ayetteki Firavun’un halkı fırkalara bölmesi İsraillileri istemeyip, onlara baskı yapması; onları güçten düşürmesi, İsraillileri ağır işlerde çalıştırması, angaryalar yüklemesi; erkek çocukların boğazlanması, firavunun erkek çocukları öldürün şeklinde verdiği emir; kadınlarını diri bırakıyor demesi de aslında ebelerin çocukları öldürmeyip diri bırakmasıdır. Bazı alıntılar yanlış olduğu için bir anlamsızlık da ortaya çıkıyor. Tevrat’tan okuyunca metin anlaşılır oluyor.
Devam edelim
Kuran Metni
---------------------------------------------------------------------
6. Ve (istiyoruz ki) onları yeryüzünde 'iktidar sahipleri olarak yerleşik kılalım', Firavun'a, Haman'a ve askerlerine, onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.
7. Musa'nın annesine: "Onu emzir, şayet onun için korkacak olursan, onu suya bırak, korkma ve üzülme; çünkü onu Biz sana tekrar geri vereceğiz ve onu gönderilen (elçilerden) kılacağız" diye vahyettik (bildirdik).
8.Nihayet Firavun'un ailesi, onu (ileride bilmeksizin) kendileri için bir düşman ve üzüntü konusu olsun diye sahipsiz görüp aldılar. Gerçekte Firavun, Haman ve askerleri bir yanılgı içindeydi.
----------------------------------------------------------------------
Bu bölümde geçen Haman, aslında Tevrat’ın başka bir yerinde, Ester’de geçen bir kişidir. Mısır’la ilişkisi yoktur. İran’lıdır. Buraya girmesi bir hata gibi görünüyor. Orda da İsraillileri katletmeye niyetli bir karakterdir Haman. Pers kralını ikna edip onayını alır. Her iki olayda İsraillerin bir hükümdar/firavun/kral tarafından yokedilmesi kararı vardır. Burda iki öykünün kahramanları birbirine karışmış, ancak öykünün temasını bozmuyor bu. Çünkü olay Haman etrafında değil, Musa etrafında dönmektedir.
Musa’nın annesine onu emzir demesinin anlamı nedir? Musa’nın annesi ne için korkuyor? Ne demek geri vereceğiz? Firavun’un ailesi neyi görüp alıyor? Bu metni okuyan bunların hiçbirini anlayamaz. Çünkü olay örgüsü diye bişey yok. Biraz daha devam edip sonra hepsine birden bakıp olayı çözeceğiz.
Kuran Metni
------------------------------------------------------------------
9. Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi.
----------------------------------------------------------------------
Bu bölümde geçen Haman, aslında Tevrat’ın başka bir yerinde, Ester’de geçen bir kişidir. Mısır’la ilişkisi yoktur. İran’lıdır. Buraya girmesi bir hata gibi görünüyor. Orda da İsraillileri katletmeye niyetli bir karakterdir Haman. Pers kralını ikna edip onayını alır. Her iki olayda İsraillerin bir hükümdar/firavun/kral tarafından yokedilmesi kararı vardır. Burda iki öykünün kahramanları birbirine karışmış, ancak öykünün temasını bozmuyor bu. Çünkü olay Haman etrafında değil, Musa etrafında dönmektedir.
Musa’nın annesine onu emzir demesinin anlamı nedir? Musa’nın annesi ne için korkuyor? Ne demek geri vereceğiz? Firavun’un ailesi neyi görüp alıyor? Bu metni okuyan bunların hiçbirini anlayamaz. Çünkü olay örgüsü diye bişey yok. Biraz daha devam edip sonra hepsine birden bakıp olayı çözeceğiz.
Kuran Metni
------------------------------------------------------------------
9. Firavun'un karısı dedi ki: "Benim için de, senin için de bir göz bebeği; onu öldürmeyin; umulur ki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi.
10.Musa'nın annesi ise, yüreği boşluk içinde sabahladı. Eğer mü'minlerden olması için kalbi üzerinde (sabrı ve dayanıklılığı) pekiştirmemiş olsaydık, neredeyse onu(n durumunu) açığa vuracaktı.
11.Ve onun kız kardeşine: "Onu izle," dedi. Böylece o da, kendileri farkında değilken onu uzaktan gözetledi.
12.Biz, daha önce ona süt analarını haram etmiştik. (Kız kardeşi: ) "Ben, sizin adınıza onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek (veya eğitecek) bir aileyi size bildireyim mi?" dedi.
-----------------------------------------------------------------------
Aynı belirsizlik burda da sürmektedir. Bu metinden hiçbirşey anlama olanağı yoktur. Ancak öyküyü zaten bilen bir kişi bir başından bir sonundan anlatılan bu öyküyü anlama şansına sahiptir. Boşuna Kuran okudum, çok iyi anladım demesin kimse. Tek başına Kuran’ı eline alıp okuyanın anlama şansı kesinlikle yoktur. Anlamak için Tevrat’a dönüp ilgili yeri aktarıyoruz.
----------------------------------------------------------------------
Mısır'dan Çıkış 2. Bölüm
Musa'nın Doğumu
Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi. Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce, onu üç ay gizledi. Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu.
O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi. Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıya-rak, "Bu bir İbrani çocuğu" dedi.
Çocuğun ablası firavunun kızına, "Gidip bir İbrani sütnine çağırayım mı?" diye sordu, "Senin için bebeği emzirsin." Firavunun kızı, "Olur" diye yanıtladı. Kız gidip bebeğin annesini çağırdı. Firavunun kızı kadına, "Bu bebeği al, benim için emzir, ücretin neyse veririm" dedi. Kadın bebeği alıp emzirdi. Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi.
Firavunun kızı çocuğu evlat edindi. "Onu sudan çıkardım" diyerek adını Musa koydu.
"Musa": İbranice "Moşe", "Çıkarmak" anlamına gelen "Maşa" sözcüğünü çağrıştırır.
---------------------------------------------------------------------
Bir de şimdi karşılaştırarak okuyun. 7. ayette söylenen şey Tevrat'taki öyküyü okuyunca anlam kazanıyor. Bebeğin annesine çocuğu suya bırak, onu tekrar sana geri vereceğiz dedik şeklinde bir iddiada bulunuluyor. Ancak Tevrat'ı okuyunca anlaşılan birşey olmasına karşın, Tevrat'ta olmayan bir "Musanın annesiyle konuşma" sahnesi eklenmiş.
9. ayette Firavun’un karısı çocuğu öldürmeyin der. Tevrat’ta firavunun kızı burda karısı yapılmış. Ayrıca öldürmeyin diye anlamsız birşey eklenmiş. Böyle bir olay Tevrat’ta yok. Kuran’daki metin içinde ise hiçbir yere oturmuyor. Kim öldürüyor, niye öldürüyor. Ama evlat edinme olayı aynen geçiyor.
10. ayette Musa’nın annesinin yüreği boşluk içinde sabahlaması, bebeği bıraktıktan sonraki korkulu bekleyişi olmalı. Ancak açığa vuracaktı korkusu şeklinde ifade edilen cümle bebeği gizlice doğurduktan sonraki 3 aylık bekleme sürecine denk geliyor sanırım.
11. ayette kızkardeşine onu izle diyor. Ancak eğer Tevrat’taki metni okumamış olsak kızkardeşin neyi izlediğini anlamamız mümkün değil. Ama biliyoruz ki, bebeğin ablası çocuğu ırmağa bıraktıktan sonra kimin bulacağını uzaktan izlemektedir. Nihayet 12. ayette de abla süt anneyi getiriyim der.
Burdan sonra 7. ayete geri dönüp sütanne olan aslında gerçek annenin bebeği emzirmesini okumak ve neden onu sana geri vereceğiz dendiğini anlamak mümkün olur.
Buna devam edebilirsiniz. Ama açıkçası ben bu tür bir “arapsaçı çözme” işinin kime ne kazandıracağını bilemiyorum. Diyorum ki Kuran’ı anlayabilmek için önce Tevrat’ı okumak gerekiyor. Ondan sonra da böyle karmaşık hale getirilmiş bir metini bu şekilde çözmeniz gerekiyor.
Açıkçası ben ortada çok derin falan bir metin görmüyorum. Tersine oldukça kötü ve karmakarışık edilmiş bir metin var. Yani insanlara Türkçesi'ni okuyun deseniz bile zaten bişey anlamayacaklardır. Ama müziği, dinlemesi harika, internetten dinledim birkaç defa. En iyisi anlamak için uğraşmak yerine güzel sesli birinden müzik niyetine dinlemek. Ama biz yine de anlama çabasına devam edeceğiz.
11.Ve onun kız kardeşine: "Onu izle," dedi. Böylece o da, kendileri farkında değilken onu uzaktan gözetledi.
12.Biz, daha önce ona süt analarını haram etmiştik. (Kız kardeşi: ) "Ben, sizin adınıza onun bakımını üstlenecek ve ona öğüt verecek (veya eğitecek) bir aileyi size bildireyim mi?" dedi.
-----------------------------------------------------------------------
Aynı belirsizlik burda da sürmektedir. Bu metinden hiçbirşey anlama olanağı yoktur. Ancak öyküyü zaten bilen bir kişi bir başından bir sonundan anlatılan bu öyküyü anlama şansına sahiptir. Boşuna Kuran okudum, çok iyi anladım demesin kimse. Tek başına Kuran’ı eline alıp okuyanın anlama şansı kesinlikle yoktur. Anlamak için Tevrat’a dönüp ilgili yeri aktarıyoruz.
----------------------------------------------------------------------
Mısır'dan Çıkış 2. Bölüm
Musa'nın Doğumu
Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi. Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce, onu üç ay gizledi. Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu.
O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi. Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıya-rak, "Bu bir İbrani çocuğu" dedi.
Çocuğun ablası firavunun kızına, "Gidip bir İbrani sütnine çağırayım mı?" diye sordu, "Senin için bebeği emzirsin." Firavunun kızı, "Olur" diye yanıtladı. Kız gidip bebeğin annesini çağırdı. Firavunun kızı kadına, "Bu bebeği al, benim için emzir, ücretin neyse veririm" dedi. Kadın bebeği alıp emzirdi. Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi.
Firavunun kızı çocuğu evlat edindi. "Onu sudan çıkardım" diyerek adını Musa koydu.
"Musa": İbranice "Moşe", "Çıkarmak" anlamına gelen "Maşa" sözcüğünü çağrıştırır.
---------------------------------------------------------------------
Bir de şimdi karşılaştırarak okuyun. 7. ayette söylenen şey Tevrat'taki öyküyü okuyunca anlam kazanıyor. Bebeğin annesine çocuğu suya bırak, onu tekrar sana geri vereceğiz dedik şeklinde bir iddiada bulunuluyor. Ancak Tevrat'ı okuyunca anlaşılan birşey olmasına karşın, Tevrat'ta olmayan bir "Musanın annesiyle konuşma" sahnesi eklenmiş.
9. ayette Firavun’un karısı çocuğu öldürmeyin der. Tevrat’ta firavunun kızı burda karısı yapılmış. Ayrıca öldürmeyin diye anlamsız birşey eklenmiş. Böyle bir olay Tevrat’ta yok. Kuran’daki metin içinde ise hiçbir yere oturmuyor. Kim öldürüyor, niye öldürüyor. Ama evlat edinme olayı aynen geçiyor.
10. ayette Musa’nın annesinin yüreği boşluk içinde sabahlaması, bebeği bıraktıktan sonraki korkulu bekleyişi olmalı. Ancak açığa vuracaktı korkusu şeklinde ifade edilen cümle bebeği gizlice doğurduktan sonraki 3 aylık bekleme sürecine denk geliyor sanırım.
11. ayette kızkardeşine onu izle diyor. Ancak eğer Tevrat’taki metni okumamış olsak kızkardeşin neyi izlediğini anlamamız mümkün değil. Ama biliyoruz ki, bebeğin ablası çocuğu ırmağa bıraktıktan sonra kimin bulacağını uzaktan izlemektedir. Nihayet 12. ayette de abla süt anneyi getiriyim der.
Burdan sonra 7. ayete geri dönüp sütanne olan aslında gerçek annenin bebeği emzirmesini okumak ve neden onu sana geri vereceğiz dendiğini anlamak mümkün olur.
Buna devam edebilirsiniz. Ama açıkçası ben bu tür bir “arapsaçı çözme” işinin kime ne kazandıracağını bilemiyorum. Diyorum ki Kuran’ı anlayabilmek için önce Tevrat’ı okumak gerekiyor. Ondan sonra da böyle karmaşık hale getirilmiş bir metini bu şekilde çözmeniz gerekiyor.
Açıkçası ben ortada çok derin falan bir metin görmüyorum. Tersine oldukça kötü ve karmakarışık edilmiş bir metin var. Yani insanlara Türkçesi'ni okuyun deseniz bile zaten bişey anlamayacaklardır. Ama müziği, dinlemesi harika, internetten dinledim birkaç defa. En iyisi anlamak için uğraşmak yerine güzel sesli birinden müzik niyetine dinlemek. Ama biz yine de anlama çabasına devam edeceğiz.
Kategori: (_Kuran_Okuyorum) | Yorum (3) | Yorum yaz! | Bağlantı
