Doğuya Yöneliş’in Nedenleri

2009-03-01 01:44:00
Osmanlı Devleti, Yavuz Sultan Selim’den (yada I. Selim) önceki dönemde asıl olarak bir Avrupa devleti görünümündedir. Selim’in babası II. Beyazıt ve dedesi Fatih Sultan Mehmet’in de politikası temel olarak Avrupa’ya yönelmek şeklindedir. İlk olarak Selim ile birlikte Osmanlı doğuya yönelişe başlamıştır.

Osmanlı’nın yüzünü doğuya dönmesinin birçok nedeni vardır. Bunun için doğunun ve Osmanlı devletinin o dönemki durumunu bilmek gerekir. Osmanlı devleti çok çeşitli halkların ve dinsel anlayışların olduğu bir devletti. Devlet yönetimi genellikle sünni müslüman olsalar da her dinden insanın olduğu oldukça karışık bir devletti.

Türkmen boylarında ise çoğunlukla alevi-şii etkiler vardı. Selim’in babası II. Beyazıt döneminde Şahkulu isyanı yaşanır. Bu olay sadece bir iç asayiş sorunu değildi. İran’da Akkoyunlu devletinin yerine kurulan Safevi devleti Osmanlı topraklarında yaşayan Türkmenler üzerinde de güçlü bir nüfuza sahipti. Aynı dini anlayışa (alevi-şii) sahip olmalarından dolayı Safevi devletinin başındaki Şah İsmail Osmanlı devletindeki Türkmenler tarafından bir kurtarıcı gibi görülmekte, adına “şah, şah” diyerek şiirler, türküler yakılmaktaydı.

Safevi devletinin Osmanlı’nın tebasının bir kesimini bu kadar etkilemesi ciddi bir çatışma nedeniydi. Safevi devleti doğuda böyle bir etkiye sahipken Memluk devleti de güney Anadolu hatta orta Anadolu’ya kadar etkisi olan bir devletti. Memluklar aslında Mısır merkezli olmalarına karşın toprakları Anadolu’nun içlerine kadar uzanıyordu. Memluk devleti Türkler ve Çerkesler tarafından kurulmuş bir devletti. Bunun dışında halifelik Memluk devletinin elinde yani Mısırdaydı. Moğolların Bağdatı ele geçirip, halifeyi öldürmelerinden sonra oğlu Mısır’a kaçıp orda halifeliği sürdürmüş ve o zamandan beri halifeliğin merkezi Mısır kabul edilmişti. Dolayısıyla Memluk’ların da Osmanlı’da yaşayan topluluklar üzerinde bir etkisi vardı.

Aslında bu dönemin haritalarını şöyle bir gözönüne getirirsek Osmanlı devleti Trakya merkezli bir Avrupa devletiydi. Anadolu ise Memluk, Osmanlı ve Safevi devletinin etki alanında olan bir bölgeydi. Bu devletler arasında çok kapsamlı savaşlar olmuyordu, daha çok aradaki tampon bölge denilebilecek Dulkadiroğlu ve Karaman beyliğinin topraklarında küçük çatışmalar oluyordu.

Osmanlı devleti Yavuz Sultan Selim dönemine kadar sürekli Avrupa’ya akınlar düzenlemişti. Selim’in babası II. Beyazıt’ın hemen hemen bütün seferleri Avrupa’ya dönüktür. Doğudaki çatışma alanlarına fazla önem verilmemiş, büyük ordularla doğuya seferler düzenlenmemiştir. Ancak Yavuz ile birlikte doğuya yöneliş gündeme alınmıştır. Burda da Osmanlı’nın karşısına çıkan iki önemli güç doğuda Safeviler, güneyde ise Memluklar olacaktır. (Bakınız haritalar. “osmanlı yayılması” olarak adlandırdığım haritada sarı renkli kısımlar 1451’deki Osmanlı devletinin durumunu gösterir. Yavuz’un babası döneminde eklenen kısımlar ise mor renkli. Karaman beyliği dışında doğuya yöneliş yoktur. Yeşil renkli bölüm ise Yavuz’un seferleri. Görüldüğü gibi Yavuz sadece doğuya yönelmiş.)

Osmanlı’nın doğuya yönelişin en önemli nedenlerinden biri birçok kaynakta İpek ve Baharat yolunun denetime alınması isteği gösterilir. Ancak Avrupa ülkelerinin denizcilikte gelişmesi ve Ümit Burnu’nun geçilerek Afrikanın bütün çevresinde ve Hindistan’a kadar olan bölgelerde Avrupalı kolonilerin kurulması ile İpek ve Baharat yollarının eski önemi kalmamıştı artık. Zaten Portekiz ve İspanyol gemicilerinin ana amacı da İpek ve Baharat yolunun üzerinde duran İslam dünyasının elinden bu zenginlik kaynağını alabilmek için Hindistan’a deniz üzerinden ulaşmayı yani İslam ülkelerinin etrafından dolaşmayı başarabilmekti. Bu açıdan bakıldığında Osmanlı’nın doğuya yönelişini İpek ve Baharat yollarının kontrolünü ele geçirmek isteği ile açıklamak doğru olmaz. Osmanlı’nın doğuya yönelmesinde asıl önemli olan faktör ekonomik değil siyasidir.






Yavuz Sultan Selim daha şehzadeliği döneminde Orta ve Doğu Anadolu’da güçlenmiş olan Kızılbaş ve Şii etkilerine karşı şiddetli bir tepki duyuyordu. Büyük sünni islam alimlerinden sıkı bir islam eğitimi almıştı ve kızılbaşlığı ve şiiliği İslam dünyasının bir baş belası olarak görüyordu. Yavuz birtakım Osmanlı geleneklerini kökünden değiştirmiştir. Örneğin o zamana kadar Osmanlı’daki ahalinin din değiştirmesi için baskı yapma şeklinde bir gelenek yoktu. Her dine özgürlük veriliyordu. Yavuz ise şehzadeliği döneminde Gürcü’lere saldırarak ele geçirdiği topraklarda yaşayan Gürcüleri islamiyete soktu. Tahta geçen padişahın kardeşlerini öldürme geleneği de Osmanlı’da yoktu. O zamana kadar ki uygulama daha çok bazı bölgelerin kontrolünün diğer kardeşlere verilmesi şeklindeydi. Ama Yavuz’un babası II. Beyazıt döneminde bu yüzden sert çatışmalar ve bölünmeler yaşanmıştı. Yavuz da benzer tehlikeleri yaşayacağını farkedince kardeşlerini tek tek öldürttü. Kardeşlerini öldürtmesine rağmen bundan dolayı çok üzüldüğü, uzun uzun ağladığı ve birçok bağışlarda bulunduğu anlatılır. Yavuz’dan sonra tahta geçen padişahın kardeşlerini öldürtmesi bir gelenek halini aldı.

Sünni din anlayışını yaymak ile şii ve kızılbaş yayılmasını engellemek Yavuz’un hedefiydi. Bu bir taraftan kendi topraklarında sürekli çıkan isyanları uzun vadeli olarak önlemenin hem de İslam dünyasının liderliğine oturmanın en akıllıca yoluydu. Bu hedef Avrupa’lı ve bir tür Bizans mirasçısı gibi görülen Osmanlı’nın yerine bir İslam İmparatorluğu kurmakla sonuçlanacaktı.

Kullandığım kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Yavuz_Sultan_Selim
http://tr.wikipedia.org/wiki/Safevi
http://tr.wikipedia.org/wiki/Memluk_Devleti
http://www.osmanli700.gen.tr/padisahlar/09index.html
http://www.enfal.de/otarih46.htm

6207
0
0
Yorum Yaz