Memluk (Mısır) seferi

2009-03-01 01:38:00
Memluk devleti daha önce bahsettiğimiz gibi köle Türk ve Çerkesler tarafından kurulmuş bir devletti. Başlangıçta yönetimde Türkler ağırlıklı iken sonradan Çerkeslerin ağırlığı arttı. Sünni İslam halifesi Mısır’da yaşıyor ve Memluk devleti de halifenin koruyuculuğu ünvanını elinde tutuyordu. Memluklarda din ve devlet işleri birbirinden ayrı idi. Çaldıran savaşına kadar Dulkadiroğlu beyliği bir tampon bölge idi ve yönetime de buna uygun denge sağlayacak kişiler getiriliyordu. Ancak Yavuz’un bölgeyi tamamen ilhak etmesi yöneticilerini tamamen Osmanlı’ya bağlı olacak şekilde değiştirmesi üzerine Memlukların huzursuzluğu arttı.

Avrupalıların Ümit Burnunun etrafını dolaşıp Hindistan’a deniz yolundan ulaşmayı başarmaları sayesinde Memlukların önemli bir kazanç kapısı olan ticaret yolu eski önemini kaybetmişti. Bu yüzden Memluk devleti ekonomik bir sıkıntı yaşıyordu, eski gücünü kaybetmişti. Biraz da bu güçsüz durumundan dolayı Memluk sultanı Kansu Gavri, Dulkadiroğlu beyliğinin işgal edilmesine sert bir tepki vermeyip Yavuz’dan Dulkadir beyliğinde kendi adına hutbe okunmasını talep etmekle yetindi. Zira hilafetin koruyucusu “Sahib-i Haremeyn” Kansu Gavri’ydi. Buna Yavuz’un cevabı ise Mısır’ı yutmak isteğini daha o zamandan açığa vurur: “Koca Çerkes er ise hutbesini Mısır’da okutmaya devam etsin”.





Yavuz’un Haliç’te bir tersane yaptırıp Akdeniz’deki ticarette Mısır’ın gücünü daha da zayıflatacak uygulamalar başlatması üzerine Kansu Gavri Yavuz’a okşayıcı bir üslupla “Oğlum hazretleri” diye hitap ederek her ikisinin de müslüman padişahlar olduğunu, Osmanlı’nın uygulamalarını gevşetmesini ister. Karşılıklı mektuplaşmalarda Yavuzun niyetini gizlediği anlaşılmaktadır.

Yavuz’a göre bütün sünni müslüman dünyasının bir çatı altında birleşmesi gerekmektedir. Memluklar İslam dünyasını ve halifeyi koruyacak güce sahip değillerdir. İslam dünyasının koruyucusu Osmanlı olmalıdır. Bunu sağlayabilmek için birçok Memluk emirini yanına çekmeye çalışır. Bunda başarılı da olur. Zira Memluklar sürekli zayıflamaktadırlar. Selim gibi Hanefi mezhebinden olan Antep, Halep ve Şam valileri Selim’in çağrısına koşmakta gecikmezler.

Bundan sonra Yavuz 40.000 kişilik bir ordu kurup Sinan Paşa komutasında Maraş üzerinden Fırat’ı geçmek için gönderir. Yavuz ordunun Safevilere sefer için hazırlandığını söylemektedir. Ancak Yavuz’un kendisine saldıracağından şüphelenen Kansu Gavri 50.000 kişilik bir orduyla Halep’e gelir. Onun bahanesi de şehri teftiş etmektir. Yavuz’un Memluk topraklarından geçme talebini kabul etmez. Yavuz Kansu Gavri’ye " Git Misir'da otur, babam yerindesin, beni hayir duadan unutma. Ben, Sah Ismail üzerine gidiyorum" diye haber gönderir, ama Kansu Gavri burası benim memleketimdir, bir yere gitmem der. Bunu savaş nedeni sayan Yavuz " Senin arzun böyle olunca, açiktan düsmanlik yapiyorsun, Sah Ismail ortalikta yok, senin Haleb'de oturman benim askerim ve vilayetim için hayirli degildir. Senin düsmanligini göz görüp dururken ben, görünmeyen düsmana varip seni arkamda birakamam" diyerek Malatya’dan Halep’e yürür.

1790
0
0
Yorum Yaz