Moğol ve Türklerde Kan Akıtmadan İnfaz Yasası

2008-01-04 18:26:00
Jean Poul-Roux Orta Asya ve Türk/Moğol tarihi üzerine araştırmalar yapan bir yazar. "Altay Türklerinde Ölüm" adlı bir çalışmasından bazı aktarmalar yapacağım önce. Buna göre Altay toplumlarında ruh birkaç yerde bulunuyordu. Bunlardan biri de "kan"dı. Birçok Türk ve Moğol kaynağına göre bazı infazların kan dökülmeden yapılması gerekmektedir. Bugün bile uygulanan bu geleneğe göre hangi infazlarda kan dökülmez ve neden böyle bir sınırlama vardır? Önce Roux'un kitabından bazı örnekleri aktarayım.

Marco Polo, imparator Kubilay'ın bir Nayman'ı aşağıdaki şekilde öldürttüğünü aktarmaktadır: Nayman, çok sıkı bir şekilde bir halıya bağlanır ve "her yöne doğru o denli çok sürüklenir ve sarsılır ki ölür. Ve ceset halının içinde bırakılır.

Cengiz Han tarafından ölüme mahkum edilen Camuha'nın bir dileği olur: "Ey anda (kankardeş), beni kanımı dökmeden öldür!" ve Cengiz Han şunları söyleyerek arzusunu yerine getirir: "Seni kansız bir şekilde öldüreceğim."

Moğolların Gizli Tarihi'nde aktardığı öyküye göre, Buri Bökö bel kemiği kırılarak öldürülmüştür.

İbn Batuta'nın aktardığı öyküye göre, Buzun, Halil tarafından yakalandıktan sonra boğdurulmuştur.

Moğolların çağdaş öykülerinde de, Gaykhatu'nun, onu ele geçiren isyancı şeflerin de istediği gibi, kanı akıtılmadan öldürülmesi konusunda aynı endişeyi taşıdığı hissedilir. Çağatay'ın bir oğlu tarafından mahkum edilen Uygur valisi Körgöz ile Argun'un emriyle öldürülen ünlü Ahmet Takudar da boğularak öldürülürler.  (agy, s.118)


Başka birçok hikayede de anlatıldığı gibi Altay'lılar ölümden daha çok kanlarının akıtılmasından korkuyorlar. Bunun nedeninin ne olduğuna dair Roux'un değerlendirmesini aktaracağım. Ancak aktarmaların arasına girip Osmanlı sarayında kardeşlerin öldürülmesinde kullanılan yönteme dikkatinizi çekmek istiyorum. Bilindiği gibi Osmanlı Sarayında kardeşleri boğdurarak öldürtmek bir yöntemdi. Gerçi gelenekleri hiçe sayan bazı padişahlar da olmuş olabilir ama kan dökmeden öldürmek asıl yöntemdi.

Son olarak Moğol istilasında halifenin de kanı dökülmemiştir. Roux'dan akataralım:

Zihinleri en fazla meşgul eden olaylardan biri de XIII. yüzyılda meydana gelen halifenin Bağdat'ta öldürülmesi olayıdır. Bu olayla ilgili bilgi verenler bunu oldukça değişik şekillerde anlatmışlardır. Ebul Fida'ya göre, halife bir çuvala konulur, çuval dikilir ve sonra ayaklarla çiğnenir. Bu değişke gerçeğe en yakın olanıdır, çünkü aynı zamanda Bar Hebraeus tarafından da aktarılmıştır ve Marco Polo'nun hikayesine çok benzemektedir. (agy, s. 119)

Roux, Altaylıların neden kan konusunda böyle bir hassasiyet taşıdıklarına dair yapılan çeşitli yorumları aktarır. Doğruya en yakın değerlendirme Fuat Köprülü'nün değerlendirmesidir ona göre. Köprülü hanedan kanının kutsallık taşıdığını iddia eder. Güçlü düşmanların kanı konusunda da aynı saygınlığın bulunduğunu yukardaki Camuka örneği gösterir.

Roux bu düşünceyi geliştirir. Konu sadece hanedanlık ile sınırlı değildir. Üstelik sadece düşmanların öldürülmesi ile de sınırlı değildir. Geleneğin oldukça eski olduğunu, İskitlerde kurban  edilirken öldürme işleminin kan dökülmeden, boğarak yapılması gerektiğinin Herodot tarafından yazılmış olduğunu belirtir.

Şimdi de Türk/Moğol'larda kurbanın nasıl kan dökülmeden yapıldığına geçelim.

0
0
0
Yorum Yaz