<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Tarihten Güncele, Mitolojiden Dine</title>
        <description>Eski Uygarlıklar, Mitolojiler, Dinler</description>
        <link>http://sargon.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 22:32:42 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Doğuya Yöneliş&amp;#8217;in Nedenleri</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/doguya-yonelis-in-nedenleri_37342291.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/doguya-yonelis-in-nedenleri_37342291.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;/b&gt;Osmanlı Devleti, Yavuz Sultan Selim&amp;rsquo;den (yada I. Selim) &amp;ouml;nceki d&amp;ouml;nemde asıl olarak bir Avrupa devleti g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;ndedir. Selim&amp;rsquo;in babası II. Beyazıt ve dedesi Fatih Sultan Mehmet&amp;rsquo;in de politikası temel olarak Avrupa&amp;rsquo;ya y&amp;ouml;nelmek şeklindedir. İlk olarak Selim ile birlikte Osmanlı doğuya y&amp;ouml;nelişe başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Osmanlı&amp;rsquo;nın y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; doğuya d&amp;ouml;nmesinin bir&amp;ccedil;ok nedeni vardır. Bunun i&amp;ccedil;in doğunun ve Osmanlı devletinin o d&amp;ouml;nemki durumunu bilmek gerekir. Osmanlı devleti &amp;ccedil;ok &amp;ccedil;eşitli halkların ve dinsel anlayışların olduğu bir devletti. Devlet y&amp;ouml;netimi genellikle s&amp;uuml;nni m&amp;uuml;sl&amp;uuml;man olsalar da her dinden insanın olduğu olduk&amp;ccedil;a karışık bir devletti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; T&amp;uuml;rkmen boylarında ise &amp;ccedil;oğunlukla alevi-şii etkiler vardı. Selim&amp;rsquo;in babası II. Beyazıt d&amp;ouml;neminde Şahkulu isyanı yaşanır. Bu olay sadece bir i&amp;ccedil; asayiş sorunu değildi. İran&amp;rsquo;da Akkoyunlu devletinin yerine kurulan Safevi devleti Osmanlı topraklarında yaşayan T&amp;uuml;rkmenler &amp;uuml;zerinde de g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; bir n&amp;uuml;fuza sahipti. Aynı dini anlayışa (alevi-şii) sahip olmalarından dolayı Safevi devletinin başındaki Şah İsmail Osmanlı devletindeki T&amp;uuml;rkmenler tarafından bir kurtarıcı gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;lmekte, adına &amp;ldquo;şah, şah&amp;rdquo; diyerek şiirler, t&amp;uuml;rk&amp;uuml;ler yakılmaktaydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Safevi devletinin Osmanlı&amp;rsquo;nın tebasının bir kesimini bu kadar etkilemesi ciddi bir &amp;ccedil;atışma nedeniydi. Safevi devleti doğuda b&amp;ouml;yle bir etkiye sahipken Memluk devleti de g&amp;uuml;ney Anadolu hatta orta Anadolu&amp;rsquo;ya kadar etkisi olan bir devletti. Memluklar aslında Mısır merkezli olmalarına karşın toprakları Anadolu&amp;rsquo;nun i&amp;ccedil;lerine kadar uzanıyordu. Memluk devleti T&amp;uuml;rkler ve &amp;Ccedil;erkesler tarafından kurulmuş bir devletti. Bunun .. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/doguya-yonelis-in-nedenleri_37342291.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:44:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Safevi devleti ile savaş (Çaldıran- 23 Ağustos 1514) </title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/safevi-devleti-ile-savas-caldiran-23-agustos-1514_37342211.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/safevi-devleti-ile-savas-caldiran-23-agustos-1514_37342211.html</guid> 
            <description>Yavuz Sultan Selim 1512&amp;rsquo;de tahta &amp;ccedil;ıkmadan 10 yıl kadar &amp;ouml;nce 1501&amp;rsquo;de bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; İran&amp;rsquo;da kurulmuş olan T&amp;uuml;rkmen devleti Akkoyunlular Şah İsmail tarafından yıkılmış ve yerine Safevi devleti kurulmuştu. Şah İsmail Azeri k&amp;ouml;kenli bir kızılbaş idi. 1500 yılında Erzincan&amp;rsquo;da sufi tarikatları ile T&amp;uuml;rkmen aşiretlerini &amp;ccedil;evresinde toplamayı başarmış, ardından ElvendMirza liderliğindeki Akkoyunluları da yenerek Tebriz&amp;rsquo;e girmiş ve 1501 yılında kendisini Azerbaycan&amp;rsquo;ın Şahı ilan etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/sah_ismail.jpg&quot; onload=&quot;NcodeImageResizer.createOn(this);&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt; Sah Ismail&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Akkoyunlu Devleti de bir T&amp;uuml;rk devleti idi ama kızılbaş yada şii değil s&amp;uuml;nni idi, hatta zamanın en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k s&amp;uuml;nni T&amp;uuml;rkmen federasyonu idi. Akkoyunlular da Osmanlı devleti ile &amp;ccedil;atışmalar yaşamış olsa da Safevilerin iktidara gelişi herşeyi değiştiriyordu. Hatta &amp;ouml;yle ki Safevilerin iktidara gelmesi Avrupa devletleri tarafından da sevin&amp;ccedil;le karşılandı. Safeviler Osmanlı&amp;rsquo;ya karşı bir Avrupa&amp;rsquo;ya destek olabilirdi. Osmanlı devleti ise kuruluşunda karışık dinsel ve etnik yapısından dolayı her kesime karşı hoşg&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml; davranıyordu ama kontrol etmekte zorlandığı g&amp;ouml;&amp;ccedil;ebe Alevi T&amp;uuml;rkmen boylarını baskı altına almaya başlamıştı. Bu durum Safevilerin Osmanlı topraklarındaki alevi T&amp;uuml;rkmenleri de n&amp;uuml;fuzları altına almasını sağlamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şah İsmail daha Yavuz&amp;rsquo;un şehzadeliği d&amp;ouml;neminde (babası II. Beyazıt d&amp;ouml;neminde) Osmanlılar ile Memlukların birlikte hak iddia ettiği Dulkadiroğlu beyliğine karşı bir sefer d&amp;uuml;zenleyip Osmanlı topraklarını &amp;ccedil;iğneyerek Dulkadiroğlu beyliğine saldırdı. (1507) Ardından da Osmanlı Devleti&amp;rsquo;ne bir mektup yazıp, topraklarını &amp;ccedil;iğnediği i&amp;ccedil;in &amp;ouml;z&amp;uuml;r diledi. Y.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/safevi-devleti-ile-savas-caldiran-23-agustos-1514_37342211.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:42:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Çaldıran Savaşının Sonuçları</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/caldiran-savasinin-sonuclari_37342151.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/caldiran-savasinin-sonuclari_37342151.html</guid> 
            <description>&amp;Ccedil;aldıran Savaşından sonra Safeviler başta Tebriz olmak &amp;uuml;zere kaybettikleri yerlerin bir &amp;ccedil;oğunu geri aldılar. Ancak Diyarbakır, Bitlis ve Mardin Osmanlı hakimiyetinde kaldı. Ramazanoğulları beyliği ise kendiliğinden Osmanlılara teslim oldu. B&amp;ouml;ylelikle Anadolu&amp;rsquo;nun hemen hemen tamamı Osmanlı kontrol&amp;uuml;ne ge&amp;ccedil;miş oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kızılbaşların Anadolu&amp;rsquo;daki isyanları hemen bitmedi ancak isyanlara destek veren Safevilerin g&amp;uuml;c&amp;uuml; kırılmış oldu. Şah İsmail&amp;rsquo;in kızılbaşlar &amp;uuml;zerindeki b&amp;uuml;y&amp;uuml;k prestiji sarsıldı. Osmanlı egemenliği i&amp;ccedil;in b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir tehlike ortadan kaldırılmış oldu. Buna karşın yine de sonraki yıllarda isyanlar olacaktır. Birka&amp;ccedil; yıl sonra &amp;ccedil;ıkan kızılbaş isyanının lideri Bozoklu Celal adında biri olduğu i&amp;ccedil;in sonraki kızılbaş isyanlarına Celali isyanları adı verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Savaştan sonra b&amp;ouml;lgeye b&amp;uuml;y&amp;uuml;k yetkilerle g&amp;ouml;nderilen ve Yavuz&amp;rsquo;un &amp;ccedil;ok sevdiği İdris-i Bitlisi adındaki bir kişinin &amp;ccedil;alışmaları sonucunda s&amp;uuml;nni K&amp;uuml;rt aşiretleri Osmanlı devletinden yana tutum aldı. B&amp;ouml;ylelikle Anadolu&amp;rsquo;daki kızılbaş T&amp;uuml;rkmenler ile İran Azerbaycanındaki kızılbaş Azeriler arasında s&amp;uuml;nni K&amp;uuml;rtler tampon g&amp;ouml;revi g&amp;ouml;rm&amp;uuml;ş oldular. Bundan sonraki d&amp;ouml;nemlerde İran&amp;rsquo;da Azeri ve kızılbaş etkisi azaldı, şii ve Fars etkisi arttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Her ne kadar &amp;ouml;nemi azalmış olsa da İpek ve Baharat yollarının kontrol&amp;uuml; de &amp;ouml;nemli &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de Osmanlıların eline ge&amp;ccedil;miş oldu. Bu ekonomik kazanımın dışında Safevi devletinin daha &amp;ouml;nceki Akkoyunlu devletininden ele ge&amp;ccedil;irdiği b&amp;uuml;y&amp;uuml;k hazine de Osmanlı hazinesine katılmış oldu. Bunun dışında &amp;ccedil;ok sayıda usta ve sanat&amp;ccedil;ı İstanbul&amp;rsquo;a g&amp;ouml;nderildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &amp;Ccedil;aldıran savaşının bir diğer &amp;ouml;nemli sonucu da o zamana kadar savaşlardaki at.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/caldiran-savasinin-sonuclari_37342151.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Memluk (Mısır) seferi</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/memluk-misir-seferi_37342081.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/memluk-misir-seferi_37342081.html</guid> 
            <description>Memluk devleti daha &amp;ouml;nce bahsettiğimiz gibi k&amp;ouml;le T&amp;uuml;rk ve &amp;Ccedil;erkesler tarafından kurulmuş bir devletti. Başlangı&amp;ccedil;ta y&amp;ouml;netimde T&amp;uuml;rkler ağırlıklı iken sonradan &amp;Ccedil;erkeslerin ağırlığı arttı. S&amp;uuml;nni İslam halifesi Mısır&amp;rsquo;da yaşıyor ve Memluk devleti de halifenin koruyuculuğu &amp;uuml;nvanını elinde tutuyordu. Memluklarda din ve devlet işleri birbirinden ayrı idi. &amp;Ccedil;aldıran savaşına kadar Dulkadiroğlu beyliği bir tampon b&amp;ouml;lge idi ve y&amp;ouml;netime de buna uygun denge sağlayacak kişiler getiriliyordu. Ancak Yavuz&amp;rsquo;un b&amp;ouml;lgeyi tamamen ilhak etmesi y&amp;ouml;neticilerini tamamen Osmanlı&amp;rsquo;ya bağlı olacak şekilde değiştirmesi &amp;uuml;zerine Memlukların huzursuzluğu arttı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Avrupalıların &amp;Uuml;mit Burnunun etrafını dolaşıp Hindistan&amp;rsquo;a deniz yolundan ulaşmayı başarmaları sayesinde Memlukların &amp;ouml;nemli bir kazan&amp;ccedil; kapısı olan ticaret yolu eski &amp;ouml;nemini kaybetmişti. Bu y&amp;uuml;zden Memluk devleti ekonomik bir sıkıntı yaşıyordu, eski g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; kaybetmişti. Biraz da bu g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z durumundan dolayı Memluk sultanı Kansu Gavri, Dulkadiroğlu beyliğinin işgal edilmesine sert bir tepki vermeyip Yavuz&amp;rsquo;dan Dulkadir beyliğinde kendi adına hutbe okunmasını talep etmekle yetindi. Zira hilafetin koruyucusu &amp;ldquo;Sahib-i Haremeyn&amp;rdquo; Kansu Gavri&amp;rsquo;ydi. Buna Yavuz&amp;rsquo;un cevabı ise Mısır&amp;rsquo;ı yutmak isteğini daha o zamandan a&amp;ccedil;ığa vurur: &amp;ldquo;Koca &amp;Ccedil;erkes er ise hutbesini Mısır&amp;rsquo;da okutmaya devam etsin&amp;rdquo;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/memlukler.jpg&quot; onload=&quot;NcodeImageResizer.createOn(this);&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yavuz&amp;rsquo;un Hali&amp;ccedil;&amp;rsquo;te bir tersane yaptırıp Akdeniz&amp;rsquo;deki ticarette Mısır&amp;rsquo;ın g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; daha da zayıflatacak uygulamalar başlatması &amp;uuml;zerine Kansu Gavri Yavuz&amp;rsquo;a okşayıcı bir &amp;uuml;slupla &amp;ldq.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/memluk-misir-seferi_37342081.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:38:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mercidabık ve Ridaniye Savaşları( 24 Ağustos 1516 ve 22 Ocak 1517)</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/mercidabik-ve-ridaniye-savaslari-24-agustos-1516-ve-22-ocak-1517_37341971.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/mercidabik-ve-ridaniye-savaslari-24-agustos-1516-ve-22-ocak-1517_37341971.html</guid> 
            <description>İki ordu Halep&amp;rsquo;in kuzeyinde Mercidabık&amp;rsquo;ta karşı karşıya gelir. Her iki ordunun da asker sayısı 60.000&amp;rsquo;dir. Ancak &amp;Ccedil;aldıran savaşında olduğu gibi Osmanlı ordusu b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir ateşli silah g&amp;uuml;c&amp;uuml;ne sahiptir. Memluklar ise aynı Safeviler gibi atlı s&amp;uuml;varilerden oluşmaktadır. Tahmin edileceği gibi savaş uzun s&amp;uuml;rmez. Osmanlı ordusunun 300 sahra topu Memluk saflarını d&amp;ouml;vmeye başladıktan iki saat sonra savaş sona erer. Osmanlılar tartışmasız bir zafer kazanırlar. Kansu Gavri savaş meydanında &amp;ouml;l&amp;uuml;r. Kansu Gavri&amp;rsquo;nin Halep&amp;rsquo;e gelirken beraberinde getirmiş olduğu d&amp;ouml;nemin halifesi III. M&amp;uuml;tevekkil Yavuz&amp;rsquo;un eline ge&amp;ccedil;er ve ona b&amp;uuml;y&amp;uuml;k h&amp;uuml;rmet g&amp;ouml;sterilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yavuz hi&amp;ccedil;bir sorun yaşamadan Suriyenin t&amp;uuml;m şehirlerini kolayca ele ge&amp;ccedil;irir ve Gazze&amp;rsquo;ye kadar ilerler. Bu arada Mısır&amp;rsquo;da &amp;ouml;len Kansu Gavri'nin yerine Tomanbay yeni Memluk sultanı olarak se&amp;ccedil;ilmiştir. Bunun dışında Yavuz&amp;rsquo;un eline ge&amp;ccedil;en halife III. M&amp;uuml;tevekkil&amp;rsquo;in yerine de yeni bir halife se&amp;ccedil;ilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yavuz, Mısır&amp;rsquo;a iki el&amp;ccedil;i g&amp;ouml;ndererek barış yapmayı &amp;ouml;nerir. Mısır hakimiyetini Memluklara bırakacak ancak Mısır &amp;uuml;zerinde belli haklar elde edecektir. G&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml; kadarıyla Tomanbay akıllıca siyaset izleyen biridir. Yavuz&amp;rsquo;un teklifini kabul etmeyi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r ancak Mısır uleması buna şiddetle karşı &amp;ccedil;ıkar. Onlara g&amp;ouml;re Yavuz&amp;rsquo;un ağır toplarıyla birlikte Sina &amp;ccedil;&amp;ouml;l&amp;uuml;n&amp;uuml; ge&amp;ccedil;mesi olanaksızdır. Hatta ulemanın zorlamasıyla el&amp;ccedil;iler de &amp;ouml;ld&amp;uuml;rt&amp;uuml;l&amp;uuml;r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Tomanbay savunmasını g&amp;uuml;&amp;ccedil;lendirebilmek i&amp;ccedil;in İskenderiye&amp;rsquo;de bulunan Venedikliler ve diğer Avrupa devletlerinden temin ettiği 200 kadar topu da kullanmayı planlar. Daha &amp;o.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/mercidabik-ve-ridaniye-savaslari-24-agustos-1516-ve-22-ocak-1517_37341971.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:36:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mısır Seferinin Sonuçları</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/misir-seferinin-sonuclari_37341911.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/misir-seferinin-sonuclari_37341911.html</guid> 
            <description>Mısır&amp;rsquo;ın Osmanlıların eline ge&amp;ccedil;mesi ile artık İslamiyetin yeni koruyucusunun Osmanlılar olacağı ortadaydı. Memlukların ortadan kaldırılmasıyla b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Arabistan yarımadası Osmanlı kontrol&amp;uuml;ne girmiş oluyordu. Selim&amp;rsquo;in bu zaferinden sonra bir&amp;ccedil;ok el&amp;ccedil;i Selim&amp;rsquo;e hediyeler sunmak i&amp;ccedil;in geldiler. Bunlardan en &amp;ouml;nemlisi Kabe&amp;rsquo;deki &amp;ldquo;Haremeyn emiri&amp;rdquo; Ebu&amp;rsquo;l-Berekat&amp;rsquo;ın oğlu Ebu N&amp;uuml;mey&amp;rsquo;le g&amp;ouml;nderdiği hediyeler idi. Bunların arasında mukaddes emanetler ve Kabe&amp;rsquo;nin anahtarı da vardı. Haremeyn emiri Memluk&amp;rsquo;ların egemenliğinden duyduğu memnuniyetsizliği belirtip Yavuz&amp;rsquo;un islamiyete yaoptığı hizmetlerden &amp;ouml;vg&amp;uuml;yle bahsediyordu. Yavuz da emirin oğlunu zengin hediyelerle geri g&amp;ouml;ndermiştir. Bundan sonra her yıl Osmanlı sultanları Kabe i&amp;ccedil;in bir &amp;ouml;rt&amp;uuml; g&amp;ouml;nderecek ve &quot;H&amp;acirc;dimu'l-Haremeyn es-Serifeyn&quot; (Haremeyn&amp;rsquo;in Himet&amp;ccedil;ileri) unvanını kullanacaklardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; B&amp;ouml;ylelikle Yavuz&amp;rsquo;un iktidara geldiğinde bir Avrupa devleti g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;nde olan Osmanlı artık b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Anadolu, Mısır ve Arabistanı i&amp;ccedil;ine alan bir imparatorluk olmuştu. Bunun dışında İslam d&amp;uuml;nyasının koruyucu g&amp;uuml;c&amp;uuml; haline gelmiş ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n d&amp;uuml;nyada b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir prestij elde etmişti. Kıbrıs i&amp;ccedil;in her yıl Memluklara vergi &amp;ouml;demekte olan Venedik, artık bu vergiyi Osmanlı&amp;rsquo;ya &amp;ouml;demek i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;r&amp;uuml;şmeye el&amp;ccedil;iler g&amp;ouml;nderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Yavuz son halife olan III. M&amp;uuml;tevekkil&amp;rsquo;i beraberinde &amp;ouml;nce Halep&amp;rsquo;ten Kahire&amp;rsquo;ye getirdi. Sonra da İstanbul&amp;rsquo;a d&amp;ouml;nerken beraberinde İstanbul&amp;rsquo;a g&amp;ouml;t&amp;uuml;rd&amp;uuml;. M&amp;uuml;tevekkil, Yavuz&amp;rsquo;un &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sonra tekrar Kahire&amp;rsquo;ye g&amp;ouml;nderilir ve orda &amp;ouml;l&amp;uuml;r. M&amp;uuml;tevekkil&amp;rsquo;İn &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;nden sonr.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/misir-seferinin-sonuclari_37341911.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:35:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kölelerin temini</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/kolelerin-temini_37341561.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/kolelerin-temini_37341561.html</guid> 
            <description>K&amp;ouml;leler icin kullanilan terimler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Esir &amp;ndash;esire&lt;br /&gt; K&amp;ouml;le &amp;ndash; cariye (cogulu cevari)&lt;br /&gt; Rakik&lt;br /&gt; Abid (erkek k&amp;ouml;le)&lt;br /&gt; Ima (disi k&amp;ouml;le)&lt;br /&gt; Memluk &amp;ndash; memluke&lt;br /&gt; Gulam (erkek k&amp;ouml;le, bazen hadim)&lt;br /&gt; Halayik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Islamiyet k&amp;ouml;leligi yasaklamamis, daha ilimli bir bicime getirmeye calismisti. Bir k&amp;ouml;lenin m&amp;uuml;sl&amp;uuml;man olmasi k&amp;ouml;leligini ortadan kaldirmiyordu. Hiristiyan Avrupa&amp;rsquo;nin tersine islam topraklarindaki k&amp;ouml;lelerin b&amp;uuml;y&amp;uuml;k cogunlugu m&amp;uuml;sl&amp;uuml;mandi. Hiristiyanlarin k&amp;ouml;le yapilmasi kilise tarafindan yasaklanmis ve buna karsi b&amp;uuml;t&amp;uuml;n ortacag boyunca sert &amp;ouml;nlemler alinmistir.Osmanli'da k&amp;ouml;le ticareti atlantik &amp;ouml;tesine yapilan ve b&amp;uuml;y&amp;uuml;k plantasyonlarda kullanmak &amp;uuml;zere yapilan k&amp;ouml;le ticareti ile karislastirilamaz boyutlardadir. Tarimda calistirmak icin k&amp;ouml;le alimi cok nadir, &amp;ouml;zellikle 1860'daki Cerkes g&amp;ouml;c&amp;uuml; ile iliskili olarak yasanmistir. Genellikle ev islerinde, cariye olarak ve ozel hizmetlerde kullanilmak &amp;uuml;zere k&amp;ouml;le satin alinirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Islam d&amp;uuml;nyasinda k&amp;ouml;lelik bicimleri:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Askeri k&amp;ouml;lelik:  Memluklar ve yeniceriler &amp;ouml;rnekleri&lt;br /&gt; Hizmet k&amp;ouml;leligi&lt;br /&gt; Cariyelik&lt;br /&gt; Ev disi islerde k&amp;ouml;lelik&lt;br /&gt; Tarim k&amp;ouml;leligi: Bu t&amp;uuml;r, islam cografyasinda azdir. Genellikle k&amp;uuml;c&amp;uuml;k tarimsal isletmelerde g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;r. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;K&amp;ouml;lelerin temini&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Savasta Tutsak Yoluyla Edinim: &lt;/b&gt;Orta Afrika ve Etiyopya&amp;rsquo;daki yerel savaslarda tutsak alinanlarin pazarlardan buralardaki pazarlardan toplanmasi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Akinlar ve kacirma yoluyla Edinim:&lt;/b&gt; 1850lerin sonunda Trablus&amp;rsquo;tan guneye Kavar ve Ai&amp;rsquo;ye d&amp;uuml;z.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/kolelerin-temini_37341561.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:27:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Osmanli Köle Ticaretinin Ekonomisi ve Hacmi</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/osmanli-kole-ticaretinin-ekonomisi-ve-hacmi_37341491.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/osmanli-kole-ticaretinin-ekonomisi-ve-hacmi_37341491.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;&lt;b&gt;K&amp;ouml;le Saticilari&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Osmanli&amp;rsquo;da k&amp;ouml;le ticareti profesyonel saticilarin elinde degildi. K&amp;ouml;le ticareti yapan kisiler genellikle baska mallarin da ticaretini yapiyorlardi. K&amp;ouml;lelerin alinmasindan satilmasina kadar olan asamada tasra tacirleri k&amp;ouml;leleri Imparatorluk disindan alip antrepolara getiriyorlar, burdan nakliyeciler yada direk pazar saticilari tarafindan b&amp;uuml;y&amp;uuml;k sehirlerin satis merkezlerine g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;p satiliyorlardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Esircilerin cogu yilda ancak birkac d&amp;uuml;zine k&amp;ouml;le satisi yapiyordu. Sudan, Basra K&amp;ouml;rfezi ve Hicaz&amp;rsquo;da sayilari oldukca az olan daha b&amp;uuml;y&amp;uuml;k capli tacirler de vardi. 1869&amp;rsquo;da Cidde&amp;rsquo;deki Ingiliz konsolosu Zeyla&amp;rsquo;dan Hudeyde&amp;rsquo;ye ihrac edilen k&amp;ouml;lelerin sayisini yillik 3500-4000 olarak veriyordu.1880&amp;rsquo;de Hudeyde&amp;rsquo;de k&amp;ouml;le ticareti Meclis-i Idare&amp;rsquo;nin basi olan Seyyid Ali b. Harun&amp;rsquo;un denetimindeydi. T&amp;uuml;rkler, Araplar ve Arnavutlar Akdeniz ticaretini, Kuzey Afrika Araplari, Tibu ve Tuareg asiretleri Sahra &amp;ouml;tesi ticareti ellerinde bulunduruyordu. Beyaz Cerkes k&amp;ouml;le ticareti ise Cerkesler, G&amp;uuml;rc&amp;uuml;ler, Lazlar ve T&amp;uuml;rkler tarafindan yapiliyordu. Gayri-m&amp;uuml;slimlerin k&amp;ouml;le ticareti yaptigina dair kayit bulunmamistir. Istanbul&amp;rsquo;daki k&amp;ouml;le ticaretinde &amp;ouml;zellikle cariye yada ilerde evlenmek &amp;uuml;zere satin alinan beyaz kadin k&amp;ouml;le ticaretinde kadin esircilerin de ciddi bir agirligi vardi. Istanbul&amp;rsquo;un b&amp;uuml;y&amp;uuml;k haremlerine mensup hanimlar k&amp;uuml;c&amp;uuml;k kizlari alip, egitiyor ve cok daha y&amp;uuml;ksek &amp;uuml;cretlerle satiyorlardi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;i&gt;&lt;b&gt;K&amp;ouml;lelerin Pazar Fiyatlari&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Afrikali K&amp;ouml;leler:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Y&amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/osmanli-kole-ticaretinin-ekonomisi-ve-hacmi_37341491.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2009 01:25:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Autschwitz</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/autschwitz_24104961.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/autschwitz_24104961.html</guid> 
            <description>&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_kamp_orj.jpg&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_kamp_orj.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_kamp_anti.jpg&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_kamp_anti.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/autschwitz_24104961.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 14 Sep 2008 12:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Che</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/che_24104821.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/che_24104821.html</guid> 
            <description>&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_che_orj.jpg&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_che_orj.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_che_anti.jpg&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_che_anti.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/che_24104821.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 14 Sep 2008 12:19:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Vietnam</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/vietnam_24104591.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/vietnam_24104591.html</guid> 
            <description>&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_vietnam_orj.jpg&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_vietnam_orj.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_vietnam_anti.jpg&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/s/a/r/sargon/libera_vietnam_anti.jpg&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/vietnam_24104591.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 14 Sep 2008 12:16:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Genel Olarak Erginlenme Ayinleri</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/genel-olarak-erginlenme-ayinleri_20924581.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/genel-olarak-erginlenme-ayinleri_20924581.html</guid> 
            <description>Erginlenme ayinlerinin ozelliklerine Hirisriyanlik Elestirisi Calismasinda tekrar bir goz atip, Isa'nin carmiha gerilmesine kadar olan sureci bir kez de bu bilgi esliginde inceleyelim. Helenist mistik dinlerde erginlenme ayinlerinin genel ozelliklerini birlikte bir kez daha hatirlayalim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Erginlenme ayinleri genellikle uc asamadan olusuyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; - Cile ve perhiz&lt;br /&gt; - Kutsal su ile temizlenme&lt;br /&gt; - Verilecek sirlarin saklanacagina yemin ederek sirlara ulasma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Erginlenme T&amp;ouml;reni&amp;rsquo;nin amacı adayı &amp;ouml;nceki d&amp;ouml;nemin stat&amp;uuml; ve davranışlar sisteminden koparmaktır. Adaya kirli bir nesne gibi davranılır ve aşağılanır. Aday da kendine işkence ederek ve adeta bir bellek kaybı yaşamış gibi davranarak eski davranış sisteminden ve stat&amp;uuml;s&amp;uuml;nden tamamen kopar. İlkel topluluklarda &amp;ccedil;oğu zaman fiziksel sınavlar bi&amp;ccedil;iminde olur bu. Afrika&amp;rsquo;da s&amp;uuml;nnet veya diş s&amp;ouml;kmek, Kuzey Amerika&amp;rsquo;da g&amp;ouml;ğ&amp;uuml;s adalelerinden asılmak, Okyanusya&amp;rsquo;da parmak kesmek gibi. Erginlenme sırasında aday &amp;lsquo;eksik&amp;rsquo; hali ile &amp;ouml;lm&amp;uuml;ş ve &amp;lsquo;tamamlanmış&amp;rsquo; olarak yeniden doğmuştur. Erginlenme T&amp;ouml;renleri&amp;rsquo;nin bu sembolik &amp;ouml;l&amp;uuml;m ve yeniden doğum teması rit&amp;uuml;elin esasını oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://www.turandursun.com/modules.php?name=Content&amp;amp;pa=showpage&amp;amp;pid=106&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;Hiristiyanligin Kokeni&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Daha once ayrintili sekilde anlattigimiz bu erginlenme ayinleri Osiris, Orpheus, Attis, Dionysos gibi olup yeniden dirilen tanrilarin yasadigi sureci bir tekrarlama ve bu sayede onla birlesme anlami tasiyordu... ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/genel-olarak-erginlenme-ayinleri_20924581.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 01:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İncilde İsanın Erginlenmesi</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/incilde-isanin-erginlenmesi_20924531.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/incilde-isanin-erginlenmesi_20924531.html</guid> 
            <description>&lt;br /&gt; Isa'nin yargilanip carmiha gerilmesinden onceki sahnede ogrencileriyle birlikte Getsemani bahcesine gider. Burada erginlenme ayinlerinin en onemli sinavlarindan birini verir. Getsemani Arami dilinde &quot;oil press&quot; demek. Bu bahce Zeytin Dagi'nin eteklerinde. Yani zeytinyagi uretilen bir *yer. Aslinda Getsemani'ye gelmeden birkac gun once (fisih bayramindan iki gun once)Isa Simun'un evinde otururken bir kadin tarafindan hintsumbulu yagi ile yaglanmistir. Hatta kadina bu degerli yagi israf ettigini soyleyenlere kizar, &quot;o beni gomulmeye hazirliyor&quot; der. Burdaki erginlenme ayinine hazirlik asamasi apacik gorulmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Getsemani bahcesinde yapilan sinav ise uyku sinavidir. Isa, ogrencilerinden kendisi dua ederken uyanik kalmalarini ister. Ama ogrenciler bir turlu uyanik kalamazlar. Kasenin kendisinden uzaklastirilmasi icin babasina (tanriya) her dua edisinden sonra geldiginde ogrencileri yeniden uyumus olarak bulur. Burda uyanik kalma bir erginlenme sinavidir ve olumsuzlugu simgeler. En eski zamanlardan beri bircok efsane ve masalin temel bir temasidir. Isa'nin disindakiler bir turlu uykuyu yenmeyi basaramazlar. Bu oyku biraz degisiklikle Muhammed'e de uyarlanmistir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Isa'nin sonraki cile sinavi ise yargilanmasinin ardindan olur. Erginlenme ayinlerinde bu asamada adaya degersiz bir nesne gibi davranildigini ve asagilandigini hatirlayalim. Isa da bir erginlenme adayi gibi asagilanir. Yuksek Kurul'un onundeki yargilanmanin ardindan olum cezasi alir ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &quot;Bazilari onun uzerine tukurmeye, gozlerini baglayarak O'nu yumruklamaya basladilar. &quot;Haydi peygamberligini goster&quot; diyorlardi. Nobetciler de onu aralarina alip tokatladilar&quot; (Markos, 14:65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &quot;Sonra valinin askerleri İsa'yı vali konağına g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;p t&amp;uuml;m taburu başına topladılar. O'nu soyup &amp;uuml;zerine kırmı.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/incilde-isanin-erginlenmesi_20924531.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 01:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Hristiyan mitolojisinde Calvary yada Golgota(Kafatası)</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/hristiyan-mitolojisinde-calvary-yada-golgota-kafatasi_20924491.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/hristiyan-mitolojisinde-calvary-yada-golgota-kafatasi_20924491.html</guid> 
            <description>Son asama, yani erginlenmelerin sembolik olum sahnesinin ise bir olumsuzlesme sahnesi oldugunu, olumun bir yeniden dogum anlamina geldigini, daha dogrusu olumun asil yasama baslangic oldugunu biliyoruz. Erginlenmemis aday oludur ve dogmasi icin erginlenmemis halinin olmesi gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Isa'nin carmiha gerilmek icin goturuldugu yerin adi Golgota, yani Kafatasi denilen bir yerdir. Bu tepeye eza, cile anlaminda &quot;Calvary&quot; de denilir. Hiristiyan teologlara gore bu kafatasi Adem'in kafatasini ifade eder. Bu oykuyu birazdan anlatacagim. Kafatasi'nin olum ve yasami ifade eden bir figur olarak kullanildigi acikca goruluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hiristiyan mitolojisinde otlarin buyulu guclerine deginen bazi siirlerden bahsedilir. Ornegin 16. yuzyilda Anglosakyon'larda soylenen bir duayi Eliade kitabina almistir. (Dinler Tarihine Giris, syf. 294) Bu dua soyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Selam sana topragimizda biten bitki&lt;br /&gt; ilk once Calvary daginda bittin&lt;br /&gt; her turden yaraya gelirsin iyi;&lt;br /&gt; Isa adina topluyorum seni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kutsanmissin sen Mine cicegi gibi, dunyada bitersin&lt;br /&gt; tipki ilk kez Calvary daginda bittigin gibi.&lt;br /&gt; Kurtaricimiz yuce Isa'nin iyilestirdin yaralarini;&lt;br /&gt; (Baba, Ogul ve Kutsal Ruh) adina topluyorum seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hiristiyan halk buyulerinde kullanilan bu otlarin iyilestirme gucu yapilan dualara baglidir. Bu dualar olmaksizin ve bitkiler Isa adina toplanmaksizin etkileme gucleri yoktur. Bu Golgota yada Cavary dagina dair mitolojik oykuleri okudugumuzda Isa'nin carmiha gerilis sahnesinin bir tarihsel olay olarak degil, bir dizi mesajlardan ve sembollerden olusan pagan inanc dizgeleri olarak kurgulanmis oldugunu goruyoruz. Isimler, yerler, semboller o gunun Helen dunyasinin insanlari icin oldukca bildik mesajlar icermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Oykude anlami guclendirecek cok sayida tema kullanilmistir. Bunlardan hic kuskusuz en onemlisi ise Hac semboludur.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/hristiyan-mitolojisinde-calvary-yada-golgota-kafatasi_20924491.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 00:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şit'in Cennete Gidişi ve Golgota Efsanesi</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/sit-in-cennete-gidisi-ve-golgota-efsanesi_20924331.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/sit-in-cennete-gidisi-ve-golgota-efsanesi_20924331.html</guid> 
            <description>Eliade bize tum ortacag boyunca hiristiyan ulkelerde anlatilagelen bir efsaneyi aktarir. Bu efsane oldukca eskidir, *Sumer ve Misir mitolojilerinden bildigimiz cennete yada diger dunyaya yolculuk temasinin Hiristiyan teolojisine uyarlanmis bir halidir. Eliade bize bu efsanelerin ana kaynagi olarak da Musa'nin Vahyi, Nicodemus Incili ve Havva'nin Hayati kitaplarini gosterir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Efsane soyledir: &quot;Adem, Hebron vadisinde 932 yasina kadar yasadiktan sonra olumcul bir hastaliga yakalanir ve oglu Sit'i cennetin kapisini bekleyen melekten merhamet yagi istemeye gonderir. Sit, Adem ve Havva'nin izlerini takip eder, zira Adem ve Havva'nin ayak bastiklari yerde ot bitmemistir; boylece cennete gelir ve Adem'in istegini basmelege bildirir. Basmelek, Sit'e uc kere cennete bakmasini soyler. Ilk bakista dort nehrin dogdugu kaynagi ve onun ustunde kurumus bir agac gorur. Ikinci bakisinda, agacin govdesine dolanmis bir yilan; ucuncude agacin goge yukseldigini gorur, tepesinde yeni dogmus bir bebek bulunmaktadir ve kokleri yeralti alemine kadar uzanmaktadir. (Hayat agaci, evrenin merkezinde bulunur ve uc kozmik bolgeden gecer) Melek, Sit'e, gorduklerinin anlamini aciklar ve Kurtarici'nin (Isa'nin) gelisini mujdeler. Ona anne ve babasinin tatmis oldugu agacin meyvesinden uc tohum verir ve bunlari Adem'in dilinin ustune koymasini, Adem'in uc gun sonra olecegini soyler. Adem, Sit'in anlattiklarini duyunca cennetten kovuldugundan beri ilk kez guler, cunku insanligin kurtulacagini anlamistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Olumunde Sit'in dilinin ustune koydugu tohumlardan, Hebron vadisinde Musa'nin donemine kadar kalacak uc agac biter. Bu agaclarin nerden geldigini bilen Musa, bu agaclari sokup Tabor yada Horeb dagina (&quot;dunyanin merkezi&quot;) diker. Davud, agaclari tanridan gelen bir emirler Kudus'e (burasi da &quot;merkez&quot;dir) goturup oraya dikene kadar binlerce yil kalirlar. Pek cok olaydan sonra (Saba kralicesi, onlarin tahtasinin.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/sit-in-cennete-gidisi-ve-golgota-efsanesi_20924331.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 00:51:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Giris</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/giris_14256191.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/giris_14256191.html</guid> 
            <description> Bu konuda birseyler yazmayi hep istedim. Hala
da nasil baslayacagima ve nasil yazacagima karar verebilmis degilim
aslinda. Bazi olaylar insanlarin hayatini derinden etkiler, aradan
yillar gecse de unutulamayanlarin arasina yazilir. Iste bu da benim
unutamadiklarimin en onemlisi, unutamadiklarim icinde birinci sirada
yeralan. Hayatimin en buyuk travmasi, sahte sosyalizm cigirtkanliklari
ile gerceklerin catistigi, nefretlerin kusulup, ofkenin saha kalktigi,
kafa karisikliginin kursunlarla aydinlandigi, renklerin siyah ve beyaz
olarak ikiye ayrildigi yer.
&lt;br&gt;

&lt;br&gt;Ulucanlardan bahsediyorum. Ulucanlari, gorduklerimi, yasadiklarimi
anlatmaya calisacagim. Cok anlatan oldu, daha da olacaktir. Bu yararli
da birsey. Cunku genc kusaklarin bunlari bilmesi gerektigine
inaniyorum. Bir ideolojiye daha fazla sarilmak, devrime simsiki
kenetlenmek icin degil. Iskencecilerden nefret etmek yada onlari
affetmek icin falan da degil. Sadece ve sadece &quot;insan&quot; olabilmek icin,
insanliktan cikmanin da ne oldugunun bilinebilmesi icin. &lt;br&gt;

&lt;br&gt;
Bir hikaye, icindeki canli kanli insanlari tanimadan hicbir anlam
tasimayacaktir. O yuzden bu hikayeye can katan birinden bahsederek
baslamak yerinde olacak. Bu kisi topraksiz, 6 cocuklu bir ailenin, gun
boyu ailecek aganin topraginda calisan kucuk bir ogludur. Elazig'in
Karakocan'indan gelip Izmir Aliaga'nin fabrikalarinda iscilikle suren,
sonra devrimci olan siradan biridir. Yani sizin gibi, bizim gibi biri. &lt;br&gt;

&lt;br&gt;
Onunla ilk olarak cezavine gorusune gittigimde tanistim. Kendisinden
cok emin, karsisindakine saygiyla yaklasan, eglenceli, sohbeti ilgiyle
dinlenen biriydi gordugum. Yazdiklarini zaten severek okuyordum, ilk
kez de kadinlar kogusunun gorus yerinde tel orgulerin iki tarafinda
oturarak gorusmustuk. Tel orgunun yirtik bir yerinden bana kivrilmis
bir kagit rulosunu gizlice vermisti. Verdigi sey cikardigimi.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/giris_14256191.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Habip'in Oykusu</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/habip-in-oykusu_14256081.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/habip-in-oykusu_14256081.html</guid> 
            <description>
 DEP milletvekili Mahmut Alinak, Habip'le daha once cezaevinde tanismis ve onun yasam oykusunden cok etkilenmisti. Onunla ilgili bir roman yazmayi dusunuyordu. Bu yuzden Habip'ten yasam oykusunu anlatan bir yazi istemisti. Ulucanlar katliamindan sonra Mahmut Alinak'in elindeki bu yazi Cumhuriyet Dergi'de yayinlandi. Isterseniz once o yaziyla baslayalim. &lt;br&gt;  &lt;br&gt; --------------------------------------------- &lt;br&gt;  &lt;br&gt; &quot;arkadaşları bazen 'tünelci' diye takılırlardı ona. kendine ait olmayan sahte habip gül adiyla yakalandığında onca işkenceye rağmen bu isimde ısrar etmiş, mahkemelerde birçok kez bu isimle yargılanıp cezalar almıştı.mahmut alınak, &quot;seni yazmak istiyorum, bir sakıncası yoksa bana yaşamöykünü yazar mısın&quot; diye sormustu ona. habip söz verdiği yazılari 4 haziran 1998'de ulaştırmıştı mahmut alınak'a. ankara ulucanlar cezaevi'nde yaşamının sona erdirilmesinden 16 ay önce... &lt;br&gt;  &lt;br&gt; habip'in öyküsü... &lt;br&gt;  &lt;br&gt; zamansız güz soğuğunun kars'ı çepeçevre sardıgı ugursuz bir pazar aksamıydı. televizyonlar ankara ulucanlar cezaevi'nde isyan çıktığını haber veriyorlardi. devlet güçlerince girişilen operasyon sonucu bazı tutukluların öldürüldüğü bildiriliyordu. &lt;br&gt;  &lt;br&gt;televizyonun başına geçmis, öfke kasırgasına tutulmuş halde haberleri dinliyordu. habip gül adını işitince oturduğu kanepede taş kesildi. aklına ilk gelen, sakin bir deniz gibi bakan habip'in masmavi gözleri oldu. gülümsüyordu. sonra kadifemsi bir görüntü veren kıpır kıpır parlak kumral saçlarıi uçuştu gözlerinin önünde. arkasından sırasıyla yüksek alnı, hafif çıkık elmacık kemiği ve ortanın üstünde gösteren fidan boyu canlandi belleginde. hıçkırıklar arasında telefona koşup, dar gün do.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/habip-in-oykusu_14256081.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:32:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Operasyon Neden Yapildi</title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/operasyon-neden-yapildi_14255591.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/operasyon-neden-yapildi_14255591.html</guid> 
            <description> Habip'in hikayesi boyle. Morgda cekilmis
fotograflarini gordugumde taninmaz haldeydi. Yuzu bicak ve falcata ile
dogranmis, parca parca olmustu. Daha sonra dava dosyasindan okudugum
otopsi raporunda ise cesetten kan elde edilemedigi yaziyordu.
Operasyonda bilincli olarak hedeflenen iki kisiden biri Habip idi.
Digeri ise Ismet Kavaklioglu. Ismet'i cok vahsi bir sekilde
oldurmuslerdi. Inanilmaz agir iskenceler yapmis, yuzunu taninmaz hale
gelene kadar asitli bir madde ile bozmuslar ve sonra da yakmislardi. &lt;br&gt;

&lt;br&gt;
O hafif ciseleyen yagmur altinda ilk uzun voltamizda, ben henuz
emniyette gozaltinda iken, bir tunel hazirliklarinin daha patlamis
oldugunu ogrenecektim. Bu tunelin ortaya cikmasi Habip'i cok
etkilemisti. Kendisini cok hazirlamis, psikolojisi ciddi sekilde
sarsilmisti. Sonraki gunlerde cezaevinin kendi temposu herseyin ustunu
tekrar orttu. Ta ki o vahsi operasyon gelene kadar..
&lt;br&gt;

&lt;br&gt;Umit'le disardayken tanisiyordum. Ogrenci hareketi icinden one
cikmis, gordugum en zeki insanlardan biriydi. Sadece zeki degil,
inanilmaz bir birikim ve yine inanilmaz bir hafizaya sahipti. Elinde
hicbir kaynak yokken oturup 10-15 sayfalik NATO tarihi, bir o kadar
detayli sekilde Israil'in Kurt Sorunu'na ilgisi uzerine yazilar
yazdigini hatirliyorum. Bu kadar seyi nerden ogrendigini soranlar
oldugunda soyle bir cevap veriyordu: &quot;Babam kucukken bana bir
ansiklopedi almisti. Onu okudum, hepsini ordan ogrendim.&quot; Cezaevine
girmeden birkac ay once evlenmisti. Bazi insanlar zeka ile duygusalligi
biraraya kolayca getiremezler, Umit bunu bir sekilde beceriyordu.
Soylediklerini kavrayabilmek icin her iki ozellige de bir olcude sahip
olmak gerekiyordu. &lt;br&gt;

&lt;br&gt;
Tek tek insanlari anlatma sansim yok. Katledilenler icinde en yakindan
tanidigim insanlardan kisaca bahsederek geciyorum. &quot;Katliamin nedeni
neydi&quot; diye soracak olursaniz, gorunust.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/operasyon-neden-yapildi_14255591.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Operasyon Basliyor </title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/operasyon-basliyor_14255401.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/operasyon-basliyor_14255401.html</guid> 
            <description>Bu arada sunu da eklemem gerekiyor. PKK'lilarin Ulucanlar'daki tutumu
cok elestirildi. Ancak burda haksizlik yapildigini dusunuyorum.
PKK'lilar sureci degisterebilmek icin ellerinden geleni yaptilar. Sorun
suydu. Siyasiler iki kogusta kaliyorlardi. Bunlardan birini PKK'lilar
ile Turk sol gruplari olarak paylasiyorduk. PKK gerilimi tirmandirmak
istemiyordu. Cezaevlerinde genel olarak farkli bir tutumlari vardi.
PKK'ya gore cezaevlerindeki mucadeleyi on plana cikarmak dogru degildi,
bu kamuoyunun Kurt sorunu ile ilgisini baska yonlere cevirme
potansiyeli tasiyordu. Cezaevinde yapilacak hersey buna bagli olarak
dusunulmeliydi. Bunun disinda bir baska ciddi endiseleri oldugunu da
dusunuyorum. O da suydu: Turk solunun tum cezaevlerindeki toplam mahkum
sayisi 1200 civarinda iken PKK'nin 10.000'den fazlaydi. PKK'nin
cezaevlerinde sert bir direnis hatti olusturmaya calismasi devletin
icerde buyuk bir katliama girismesine yol acabilirdi. &amp;nbsp;Bu endiselerinde
de hakliydilar, cunku cok daha basit durumlarda, PKK'lilara donuk
katliamlar yapilmisti. Son olarak PKK'li olarak cezaevlerinde
tutulanlarin onemli bir kismi siradan koylulerdi. Bircok kisiye son
derece basit olaylardan dolayi cok agir cezalar verilmisti. Bu kisileri
sert bir mucadeleye sokmaya calismak dogru degildi.
&lt;br&gt;

&lt;br&gt;Bu yuzden PKK'li mahkumlar temsilcileri araciligi ile yonetime bazi
onerilerde bulundular. Yonetim bizim temsilcilerle gorusmuyordu ama
PKK'li temsilcilerle gorusuyordu. Kogustan ayrilmayi kabul ettiklerini,
kendilerine onerilen herhangi bir kogusa gecebileceklerini soylediler.
Ancak idare bunu da kabul etmedi. &lt;br&gt;

&lt;br&gt;
26 Eylul 1999 gunu gece saat 03:30'da nobetciler tarafindan
uyandirildik. Operas.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/operasyon-basliyor_14255401.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:29:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kogusta Kalanlar </title>
            <link>http://sargon.blogcu.com/kogusta-kalanlar_14255301.html</link>
            <guid>http://sargon.blogcu.com/kogusta-kalanlar_14255301.html</guid> 
            <description>Havalandirmada durmak olanaksiz hale gelmisti. Kafam yariklar icinde
kalmisti ve zonkluyordu. Kiremitler, kursunlar, gaz bombalari ustumuze
yagmur gibi yagiyordu. Disarda daha fazla kalmam olanaksizdi. Kosarak
kogusa girdigimde kogusun icinde sadece birkac kisinin oldugunu
farkettim. Sanirim ben kogusa girerken, robokoplar havalandirmaya
girmis ve ordakileri alip goturmustu. Daha sonra ogrendigime gore bir
grup kolkola girerek disari cikmis ve askerlere dogru yurumus, bu arada
uzerlerine ates acilmis ve cogu yaralanmisti. Kogusta kalan 7-8 kisi en
son grup olmustuk. Kapidan iceri girdigimde birisinin kapidan
bagirdigini duydum. Diger kogusun temsilcisi Enver'di. Ayagindan kursun
yemisti, yuruyemiyordu. Onu iceri cekip, bir ranzaya yatirdim. Surekli
&quot;ayagim dondu, ayagimi cevir&quot; diyordu. Gercekten de kursun ayagini
parcalamis ve ayagi yana dogru yatmisti. Bir plastik boru ve bez
parcasi yardimiyla ayagini duzeltip sabitlemeye calistim. Ama o kadar
ilkel birseydi ki, ilk darbede borunun da bezin de cikmis olduguna
eminim.
&lt;br&gt;

&lt;br&gt;Pencerelerden, kogusun icine gaz bombalari atilmaya basladi. Gaz
bombalarini bir islak havlu yardimiyla tutup tekrar disari atmaya
calisiyorduk ama bu, nerdeyse imkansiz bir seydi. Bombalar surekli
ziplayip duruyordu. Yanlarina yaklasmak da imkansizdi. Duman insanin
agzindan burnundan giriyor ve insani adeta krize sokuyordu. Bu arada
kogusun kapisinda robokop'lar gorundu. Kapiyi acip kogusun icini
taramaya basladilar. Dolaplari bir araya getirerek barikat olusturmaya
calisan iki uc kisi yere dustu. Bunlardan birinin adi Aziz Donmez'di.
Aziz birkac ay once bir ogrenci olayindan tutuklanan 10-15 kisilik bir
grupla birlikte gelmisti. Bunlarin cogu ilk mahkemede serbest
birakilmis, geriye A.. ( &lt;a href=&quot;http://sargon.blogcu.com/kogusta-kalanlar_14255301.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://sargon.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>