Neron sonrası İç Savaş

2007-03-10 03:22:00

Neron'ın düşüşü ile birlikte ortalığa bir söylenti yayıldı. İmparator Roma'nın dışından seçilecekti. Bu haber devasa sınırlara sahip imparatorlukta bir sevinç dalgası yarattı. Ama bu işlerin kolay olmayacağı ortaya çıkacaktı. Bu noktada Roma imparatorluğu'nun ordusuna bakmamız gerekiyor. Ordu kabaca 3 gruptan oluşuyordu. En büyük ve güçlü ordu Ren ordusuydu, doğu Avrupa'dan Karadenizin doğusuna kadar olan bölgede ise Tuna ordusu bulunuyordu. Suriye, Filistin ve Mısır'da ise Doğu ordusu üslenmişti. Her bir ordunun kendi içinde gelenekleri, zafer yıldönümleri vardı. Geleneksel olarak da çıkarları açısından da ordular kendi içlerinde bütünleşmişlerdi. Neron'un yerine önce İspanya valisi Sulpius Galba geçer. 72 yaşındaki bu diktatörlük düşmanı askerlere karşı sert bir tutum içindeydi. Daha 7 ay geçmeden Muhafız birliklerini satın alan Othon, Galba'yı öldürttü ama o da ancak üç ay tutunabildi. Ordular kendi komutanlarının imparator olmasını istemeye başladılar. Ren ordusu kendi generallerinden biri olan Vitellius'u imparator ilan edip Roma'nın üzerine yürüdü. Othon, 70 bin kişilik güçlü lejyonlardan oluşan Ren ordusunun karşısında direnmeye çalıştı ancak yenildi ve kendi kılıcıyla hayatına son verdi. Dio Cassius'a göre bu savaşta 40.000 kişi öldü. Neron ve Kladius'un pohpohlayıcısı, iğrenç bir kişilik olan Vitellius ordusunun başında Roma'ya girdi ve ne yaptı dersiniz? Roma'yı yağmaladı. Bir ordu kendi başkentini yağmalıyordu. Günlerce süren tecavüz, yağma ve talan şehrin altını üstüne getirdi. Ren ordusunun Roma'Yı ele geçirmesi Tuna ve Doğu ordusunu iyiden iyiye rahatsız etti. Doğu ordusu birçok defa Ren ordusu karşısında Tuna ordusuna destek vermişti. Yine öyle oldu. Ren ordusunun Roma'yı yağmalamasından birkaç ay sonra bu sefer Tuna ve Doğu ordusu birlikte Roma'nın üstüne yürüyüşe geçti. Doğu ordusunun komutanlarından Flavius Vespasianus'u imparator ilan etmi... Devamı

Roma'nın Kültürel ve Bilimsel Çöküşü

2007-03-10 03:21:00

Roma, Klaudius hanedanı'nın ardından Falvius'larla bir yükseliş yaşar. Ancak bütün bu dönemsel büyümeler geçici olacaktır. Çünkü Roma aslında içerden çürümüştür. Hiçbir üretimin yapılmadığı,  halka ekmeğin bile devlet tarafından dağıtıldığı, üretimsizlik merkesinde cumhuriyet de tümden kaybolmuş ve sert bir monarşi sürüyordu. Bu ortam kültürel yaşamın da çürümesi demekti. Antik Yunan'dakine benzer bir süreci Roma'da görmek mümkün. İktidarlar mutlakiyete dönüştükçe kültürel hayat da materyalist felsefeden mistizm'e, sanatsal yaratıcılıktan yüzeyselliğe doğru kayıyordu. Zaten imparatorluk her türlü sosyal düşünceyi, özellikle de halktan gelenleri bastırıyordu. Bu baskılar karşısında sanatın her alanında özün biçime feda edildiği, özentili ve yapmacık bir biçimciliğin öne çıktığı görülür. Trajedyalarda ağdalı, anlaşılması güç ve karmaşık bir dil kullanılır. Aşırı duygusallıklarla dolu ve yapmacık eserlerdir çoğu. Roma edebiyatının en önemli türlerinden olan Yergi ise artık siyasal olayları eleştirmekten çıkıp, sıradan ahlaka aykırı davranışlarda bulunan insanların dergilenmesine dönüştü. Örneğin Martialis, kibar fahişeleri, şarlatan hekimleri, kurnaz meyhanecileri alay konusu yapıyordu. Bir yüzyıl sonra gelecek olan Apuleius ise çok sayıda mistik öğe ile bezenmiş öyküler yazıyordu. Sihir, büyü, inanılmaz mucizeler, düş ve mistik, yergi, erotik sahneler bribirine izlerdi eserlerinde. Bu tür eserler büyük beğeni topluyor, adeta insanların Roma'nın çirkinliğinden kaçıp sığındıkları bir liman oluyordu. Bu kültürel çöküşün en belirgin özelliklerden biri tiyatroda ciddi türlein (trajedi ve komedi'nin) yerini "mim" adı verilen ve patavatsız, açık saçık kaba güldürülerden oluşan, şatafatlı ama duygudan yoksun "peri oyunları"na bırakmasıdır. Roma'da sirkler ve araba yarışları büyük beğeni görür olmuş, bunlara Gladyatör eğlenceleri de eklenmişti. Aynı dönemde bilimsel alanda da bir çöküş yaşanıyordu.... Devamı

Yahudi Mezheplerinden Alınan Teorik Miras

2007-03-10 03:19:01

Hristiyanlığa ait günümüze kalmış ilk metinler MS. 2. ve 3. yüzyıla aitler. Başlangıçta sözlü bir gelenek olarak gelişen anlayışın yazıya dökülmüş ilk metinlerinin hangileri olduklarını ve ne zaman yazıldıklarını tespit etmek de oldukça güç. Ancak kabaca MS. 70-90 yılları diyebiliriz. Yeni Ahit'in ilk dört kitabı Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'nın yazılış tarihleri belki de son kitap olan Yuhanna'nın Vahiy'inden daha yakın bir tarih olabilir. Hıristiyanlığın gelişimine dair en güzel açıklamaları da yine bizzat Yeni Ahit'te bulabiliriz. Havarilerin İşleri kitabı kilisenin kuruluş sürecini açıklar. Hıritiyanlığın Yahudi dinsel yapısından kopuşunu anlayabilmek için dönemin Yahudi mezheplerine kısaca bakalım. Babil sürgünü ile başlayan süreçten bu yana, yani Yeşaya'nın peygamberliğini ilan edip boynunun vurulmasından beri İsrail dinsel anlayışında kıyametçi yaklaşımın geliştiğini daha önce başka bir yazıda açıklamıştım. http://sargon.blogcu.com/ibrani_uygarligi_nasil_olustu/ Artık peygamberler birer kral, hakim değil, birer kurtarıcı sayılmaya başlandı. İsrail halkının gelecek olan kralı, kurtarıcısı ve Mesih'i idi. Bu geliş bir felaket, bir tufandı. Öyle ki Daniel ve Hanok kitapları kıyamet kitapları olarak kabul edilir. Roma döneminde de Yahudiler dönem dönem baskı gördüler. Milliyetçi-dinsel yapısı ile Roma egemenliği karşısında ayaklanmaya ve direnişe uygun bir zemini vardı Yahudi dininin. İsrail çok sayıda başarısız isyan girişimine sahne oldu. Hatta bir dönem Şabat günü, sünnet ile Tevrat bulundurmak bile yasaklandı. Bu çalkantılı dönemlerde gelişen mezheplerin aralarındaki ayrılıklarda siyasal sürecin ne kadar belirleyici olduğu görülecektir. Vaftizci Yahya'nın ortaya çıktığı dönemde 4 Yahudi mezhebinden sözedilir. Bunlar: Ferisiler: Sadukilerle birlikte iki büyük gruptan biri. Ferisiler gelenekçi Yahudilerdi. Eski Ahit'e sıkı sıkıya ve aynı zamanda biçimsel olarak da ba... Devamı

Kutsal Ruh

2007-03-10 03:19:00

Hıristiyan öğretisi zaman içinde bazı değişiklikler yaşadı. Bu yüzden kutsal metinlerini anlayabilmek için aslında çeşitli Yahudi öğretilerine, özellikle de Essenilere ait bilgimizin olmasında fayda var. Yuhanna'nın metinlerinde sıkça geçen "ışık" üzerinde durmak aydınlatıcı olabilir. Essenilere göre dünya iki ruh arasındaki savaş alanı idi. Gerçeğin Ruhu ( Işık Prensi yada Hakikat Meleği) ışık idi, buna karşın Kötülük ve Yozluk Ruhu ise Karanlıklar Prensi idi. Bu anlayış Gnostiklerin başlı başına bir edebiyat yaratmasına yol açmıştı. Yeni Ahit'te İsa sık sık ışık olarak tanımlanır. Ayrıca vaftizci Yahya, kendinin su ile vaftiz ettiğini, gelecek olanın, yani İsa'nın ise ışıkla vaftiz edeceğini söyler. İsa'nın doğduğu gün, doğudan gökbilimciler gelir ve Yahudilerin yeni doğan kralına tapınmaya geldiklerini söylerler. Bu da bir İran etkisidir. 6 Ocak'da hıristiyan ülkelerinde kutlanır. Bu kişiler İsa'nın yıldızını gördüklerini söylerler. İsa, Ferisilerle yaptığı tartışmalarda şöyle der: "Dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışık yerine karanlığı sevdiler. Çünkü yaptıkları işler kötüydü. Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açığa çıkmasın diye ışığa yaklaşmaz." (Yuhanna, 3:19) Ardından da Ferisileri iblisin yani kötülüğün oğulları olarak niteler. Bu ışık Kutsal Ruh'tur ve İsa tarafından öğrencileri olan Havarilere de verilir. İsanın ardından öğrencileri de kutsal ruh sayesinde birçok mucizew gerçekleştirirler. Hastaları iyi ederler, ölüleri diriltirler. Habercilerin İşleri'nde bu ışık üzerine yapılan ilginç bir tartışma vardır. Havarilerin (elçilerin) ellerini insanların üstüne koyarak kullandıkları bu büyülü ışığı gören Petrus havarilere bu ışık karşılığında para teklif eder. Elçilerin bu el koyma hareketiyle Kutsal Ruh`un verildiğini gören Simun onlara para teklif ederek, “Bana da bu yetkiyi verin, kimin üzerine ellerimi koysam Kutsal Ruh`u alsın&... Devamı

Yuhanna ve Pavlus

2007-03-10 03:18:00

Yeni Ahit'in en ilginç metni hiç kuşkusuz Yunanna'nın Vahyi'dir. Metin M.S. 68 yada 69 yıllarında yani Neron'un son dönemi yada ardından gelen yukarda anlattığımız karmaşa döneminde yazılmış. Yazar, Patnos adasından küçük Asya'daki Mesih yanlılarına seslenir. 7 Kilise diye ifade ettiği şey anadoludaki yeni oluşan küçük hıristiyan topluluklarıdır. Henüz Hıristiyan adı kullanılmamaktadır. Yuhanna görümlerinden (rüya, hayal) söz eder. Dünyanın sonunun yakın olduğunu, Babil'in yani büyük fahişenin cezalandırılacağını söyler. O dönem Babil falan kalmamıştı, yazarın kastettiği Roma idi. Apokalips biçimindeki tek Yeni Ahit metni olan "Vahiy"de oldukça sert, Kuran'ı andıran bir dil vardır. Yazarın Roma'ya duyduğu öfke her satırda hissedilir. Başlangıçta küçük, sıradan bir Yahudi mezhebi olan hareket giderek bir halk hareketi niteliği almaya başlar. Küçük Asya, Suriye, Mısır'dan başlıyarak Roma'nın batı eyaletlerine doğru yayılmaya başlar. Başlarda yaşanan sorun milliyet sorunu olmuştur. Yahudilik İbrahim'in torunlarından çıkıp farklı ulusların dine haline nasıl gelecektir? Burda Havari Pavlus'un katkısını anmadan geçemeyiz. Diğer ulusların elçisi olarak öne çıkıp mezhebin dar ulusal çerçevesini kıran o olmuştur. Yahudiliğe özgü sünnet ve kurban tartışmalarında Pavlus çok net bir tavır alır. Çıktığı geziler ve Tevrat'a getirdiği yorumlarla yeni dinin hedef kitlesini hızla genişletir. Halbuki İsa bile sadece Yahudilere gönderilmiş olduğuna dair sözler sarfetmiştir. Aslında Yuhanna'nın vahyi de, Pavlus'un doktrinel çabaları da henüz pek bir önem taşımaz. Bu inanışa bağlı olan insan sayısı azdır ve belli belirsizlikler taşımaktadır. II. yüzyılın başlarında bile içine her çeşit masal, efsane ve mitosların karıştığı her türden vaazlar, mektuplar, "vahiyler", yığınla kilise (inanan topluluğu) arasında dolaşıp durmaktadır. Yuhanna ve Pavlus yaşamlarında bu karmaşanın önemsiz bir parças... Devamı

Büyücülük: İlkel Roma Dini - Dilaver

2007-03-10 03:15:00

Hırıstiyanlıga girmeden Roma'nın eski diniyle ilgili bir kaç kelime etmek gerektigini düşünüyorum.        Roma'nın en eski dini en ilkel aşaması dagınık ve bireysel unsurlar içeren sihir ve büyü aşamasıdır. Bu aşamada daha tanrılar ortaya çıkmamıştır ve degişik klanların inanışları söz konusudur. Bu dönemdeki inanışlar devlet dininin ortaya çıkışıyla, kabul edilen dinin dışına atılmışsa da halk arasında yaygınlıgını yitirmemiş her toplumda görüldügü üzere yeni biçimlerle birlikte varolarak yakın zamanımıza  kadar gelmiştir.        Bu aşama, hem sosyal hem de kişisel içerikli dinsel eylemler ya da törenler toplamıdır. Kuraklık döneminde yagmur yagması için büyülü dualar edilen Aquaeclicum, kadınların kısırlıgını gidermek için büyülerin yer aldıgı Lupercalia . Bunların dışında, bireyin iyiligine ( bonum carmen ) ya da kötülügüne ( malem carmen ) olmak üzere kişisel içerikli büyüler de söz konusudur.         Bunlardan bireyin zararına olan büyüler 12 Levha Kanunu ile yasaklanmış, bireyin yararına olan , saglık sorunlarına yönelik büyüler halk arasında kullanılmış ve aydınlar tarafından desteklenmiştir.         Cato nun anlattıgı kırık çıkık tadavisinde kullanılan bir büyü şöyledir :          " Her hangi bir çıkık aşşagıdaki şekilde tedavi edilebilir : Dört ya da beş ayak uzunlugunda bir kamış alın ve ortasından ayırın, bunu kalçanıza tutmaları için iki adama verin. Kamışın iki yanı bir araya gelene kadar şu sözleri söylemeye başlayın : motas vacte daries dardares astatariesdissunapitur Üzerine bir bıçak sallayın ve kamışların bir yanı digerine degecek şekilde karşı karşıya geldiginde , elinizle tutun ve sagdan sola kesin . Eger kamış parçaları çıkık ve kırıga uyarsa, çıkık iyileşecektir. Yine de her gün aynı büyülü sözleri söyleyin ve bir çıkık durumu oldugunda şu şekilde söyleyin : haut haut haut istasis tarsis ardannabou dannaustya... Devamı

Geleneksel Roma Dini - Dilaver

2007-03-10 03:13:00

Roma dininin ikinci aşaması Latium bölgesinde köylü topluluklarının inançları çevresinde gelişen ve önceki dönemlerdeki sihir ve büyülerin de işlevlerini sürdürdükleri belli inanç ve tapımları oluşturan dinsel toplulukların oluşturdukları aşamadır.        Bu aşamanın tayin edici özelligi bireysel mülkiyetin gelişmesi, evliligin tek eşlilige dogru yol alması ve tek eşli aile kavramının ortaya çıkmasıdır. Diger soy yakınlarından ayrı yaşayan ayrı bir hane ortaya çıkmıştır. Bu kavram toplumun dinini de şekillendirmiştir. Eski toplumun totemleri, eski klan tanrıları şimdi soyların birleşmesiyle tüm toplumun tanrıları haline gelmiştir. Özel mülkiyetin yaygınlaşmasıyla ruh ya da animizm yerini tanrıya; büyü yerini dua ve sunuya bırakmıştır.        Roma dininin temelini oluşturan Latium köylü dini , ailenin yaşadıgı eve ve eve huzurunu saglayan koruyucu tanrılara odaklanmıştır. Ev ailenin tapınagı, evin reisi olan baba dinin rahibi ve yöneticisidir. Vesta aile ocagının temsilcisi , Penates kilerin koruyusu, Lanus evin kapısının  bekçisi, Lares ailenin sürekliligini saglayan, Genius ailenin kutsal gücünü simgeleyen tanrılar olarak ev tanrılarının en önemlileridir. Ölen ataların ruhları olan Di Manes ev halkının huzurunun ve güvenliliginin sürekliligini saglayan ve bunun için özel tapımlarla ve günlük sunularla yatıştırılması gereken güçlerdir.         Roma'nın geleneksel dininin tanrıları Numen lerdir. Numen ler çiftçilik gelenegi ile beslenen toplumda tarım kültürü ve aile yaşantısı ile içiçe olan kutsal ruhlardır. Bu ruhlar eski gelenekten yola çıkmış ve şimdi tanrı olma aşamasındadırlar.          Alomena yeni dogmuş bir bebekten sorumludur. Nona ve Decima gebeligin kritik aylarını gözetir. Iuno evli kadının yanında yer alan güçtür. Ianus kapının koruyucusu, Terminus ise tarlanın sınır taşıdır. Bu tanrıların her biri eski klanların ata ruhlarıdır.     ... Devamı

Roma İmparatorluk Dini - Dilaver

2007-03-10 03:10:00

Çiçero şöyle der : "Ailemiz ve atalarımızla ilgili dinsel törenleri korumak, eski zamanlar tanrılara çok yakın olduguna göre, adeta tanrılardan devralınan dini korumakla eşittir."     Roma devlet dini İ.Ö. 7 yy dan başlayarak, İtalya dışından gelen kültürlerin, özellikle Etrüsklerin inançlarıyla ve İ.Ö. 3 yy dan itibaren Yunan dininin etkisiyle üçüncü aşamasına girmiştir.     Yunan etkisiyle, Homeros ve Hesiodos'un destanlarındaki Yunan tanrıları herbirinin kendine özgü söylenceleri Roma tanrılarına Latince adlarıyla geçti. Bu dogrultuda eskiden fırtına ve çiftçilikle ilgili olan bitki Tanrısı Mars, Yunanlıların Ares'iyle özdeşleşip savaş tanrısı oldu ve Romalılar için en önemli tanrı olma özelligini korudu. Roma şimdi emperyal sömürgeci bir devlet olma yolunda ilerliyordu ve burada da Tanrı Mars a çok iş düşüyordu.     Tanrılar'ın babası Juppiter, Zeus'la; kadınların ve evliligin koruyucusu Juno Hera ile; tanrıların habercisi Mercurius Hermes'le özdeşleşti. Sanatçıların ve zanaatkarların tanrıçası ve Roma bigeliginin ruhu Minerva, Pallas Athena'nın ; aşkın tanrıçası Venüs, Aphrodite'nin öyküleriyle anıldı. Neptunus, Poseidon ; Vulcanus, Hephaistos ; bugday ve bereket tanrıçası Ceres, Demeter ; kırların tanrısı Liber ise Dionysos ya da Bacchus oldu. Avcıların ve ormanın tanrıçası Diana, Artemis'e, kardeşi Phoebus ise Apollon'a eş tutuldu.      Bu ilk dinin temeli eski klan ataları idi. Diyelim ki on klan bir kabileyi meydana getiriyordu; her klanın atası kabilenin panteonunda bir tanrı olarak yer alır ve güçlü ve hakim klanın atası ise kabilenin baş tanrısı olurdu. Dinin bu biçiminde tanrılar henüz net olarak dogadan kopmuş degillerdi. Tamamen insansı özellikler taşır, insanlar gibi yer, içer eglenirlerdi. Tek özellikleri ölümsüz olmaları idi. Kabile ya da daha sonra devlet tapımı haline geldiklerinde bu tanrılar için şölenler düzenlemek adet olmuştu. Bu törenlerde, tanrı ... Devamı

Roma'nın Yıkılmasından Duyulan Korku

2007-03-10 03:07:00

Şimdi ben senin yazdıklarından da yararlanarak bazı kısımları öne çıkarmaya çalışayım. Hıristiyanlığın en önemli efsanevi öykülerinden biri İsa'nın kendini insanlık için feda etmesi, çarmıha gerilip, göğe yükselmesidir. Bu öykü bir tür insan kurban etme öyküsüdür. Roma'nın kuruluşuna ait Remus ve Romulus öyküsünde de Romulus kardeşini işlediği ilk günahtan ötürü kurban eder. Eliade şöyle diyor: "Roma tanrılarına sunulan bu ilk kanlı kurban, halkın belleğinde hep korkunç bir anı olarak kalacaktır. Kuruluşun üzerinden yedi yüzyıldan fazla bir süre geçtikten sonra, Horatius bu olayı hala bir tür ilk günah olarak görnekte ve bu günahın sonuçlarının kaçınılmaz bir biçimde Romalıların birbirini boğazlamasına, dolayısıyla kentin yok oluşuna yol açacağını düşünmektedir. Roma tarihinin her bunalımlı anında, üzerinde bir lanetin ağırlığını hissettiğini sanarak kaygı içinde kendini sorgulayacaktır. Roma doğuşu sırasında ne insanlarla ne detanrılarla barış içindeydi. Bu dinsel kaygı kentin kaderi üzerinde ağırlığını hissettirecektir." Roma dinsel inancında çok çeşitlilik vardı. Ancak hiç kuşkusuz mucizelerin anlamını çözmek hep kafalarını meşgul etmişti. Bu iş ancak meslekten olan kahinler, biliciler, ciğer yada bağırsaklara bakıp kehanette bulunan falcılar yada sonradan Sibylla Kitaplarının şifrelerini çözümleyip yorumlayanlar tarafından yapılabilirdi. Bir tür peygamberlik inancıydı bu. Yaşanan felaketli yıkımlar Roma halkında hep bir korku yaratıyordu: Roma'nın yok olması idi bu korku. Kıyamet gelecek ve şehir yok olacaktı. 12 sayısı efsanelerde mistik sayı olarak bir ürkü yaratıyordu. Birçokları Roma'nın kuruluşundan 120 yıl sonra kıyametin kopacağını düşünüyordu. Sonradan bu sayı sürekli değiştirildi. Bu korkuya Roma'nın en büyük saplantısı bile diyebiliriz. O kadar etkiliydi ki MS. 1000 yılında aynı korku tekrar bütün Avrupa'ya yayıldı. Bunun 2000 yılında bile olduğunu gördük. Roma'nın altın çağını yaşadığı Augustus devrinde, Vergiliu... Devamı

Roma'da Dinsel Baskılar ve Yasak Dinler

2007-03-10 03:05:00

Roma'nın dinsel süreci görüldüğü gibi oldukça karışık. Roma'nın korunması herşeyden önemliydi ve bunun uğruna Sıbylla kiatpalrına göre insan kurban edilmesi gerekiyordu, iki Yunan ve iki Galya'lı diri diri toprağa gömüldü. Hannibal zaferinden sonra Kybele'nin meşhur kara taşı Roma'ya getirildi. Herşey Roma içindi. Eski imparatorların tanrılaştırılması da önemliydi ve bazı imparatorlar bunlara uymayanlara daha sert davranıyorlardı. Hıristiyanların katledilmelerinden çok daha önce başka dini gruplara da eziyetler yapıldı. M.Ö. 186'da Bakkhusçuların Roma'da ne kadar yayılmış oldukları farkedildi, çılgın orji törenleri yapıyorlardı ve şiddetlke cezalandırıldılar. 7000 kişi son derece iğrenç suçlamalarla yargılandı ve önemli bir kısmı idam edildi. Bacchalia için: (Türkçe Wikipedi'nin büyümekte olması beni çok sevindiriyor) http://tr.wikipedia.org/wiki/Bacchanalia Bacchanalia'ya karşı alınan önlemlerin sertliği Senato'nun kendi denetimi dışında kalan dinsel cemiyetlerden ne kadar kuşkulandığını gösteriyordu. 300 yıl sonra Neron'la başlayarak hıritiyanlar üzerine de aynı baskılar uygulanacaktı. Hıristiyanlar'ın imparator tapımını kabul etmemeleri baskıların gerekçesiydi. Hıritiyanlığa karşı başlarda geniş bir kamuoyu tepkisi de vardı ve bu yeni din ilk iki yüzyıl boyunca "yasak din" ilan edildi. (religio illitica) Hıristiyanlar ilk zamanlar toplantılarını mezarlıklarda (Roma'da katakomp denilen yeraltıu gömütlerinde) yapıyorlardı. Mezarlarının üstüne de, umutlarının simgesi olan resimler ve işaretler çiziyorlardı; bir koyun, bir çoban, bir asma yada bir balık. Bu toplantılarda "mektuplar" yada İnciller okunur, ardından , katılanlardan biri kendinden geçerek, örnek alınacak bazı sözler söyler ve gelecekten haberler verirdi. Dine yeni girenler, eski günahlarından kendilerini arındıracak bir suda yıkandıktan, yani "vaftiz" edildikten sonra kiliseye (yani cemaate) kabul edilirlerdi ve toplantı ekmekle şaraptan oluşan ... Devamı