Operasyon Neden Yapildi

2008-04-24 15:31:00

Habip'in hikayesi boyle. Morgda cekilmis fotograflarini gordugumde taninmaz haldeydi. Yuzu bicak ve falcata ile dogranmis, parca parca olmustu. Daha sonra dava dosyasindan okudugum otopsi raporunda ise cesetten kan elde edilemedigi yaziyordu. Operasyonda bilincli olarak hedeflenen iki kisiden biri Habip idi. Digeri ise Ismet Kavaklioglu. Ismet'i cok vahsi bir sekilde oldurmuslerdi. Inanilmaz agir iskenceler yapmis, yuzunu taninmaz hale gelene kadar asitli bir madde ile bozmuslar ve sonra da yakmislardi. O hafif ciseleyen yagmur altinda ilk uzun voltamizda, ben henuz emniyette gozaltinda iken, bir tunel hazirliklarinin daha patlamis oldugunu ogrenecektim. Bu tunelin ortaya cikmasi Habip'i cok etkilemisti. Kendisini cok hazirlamis, psikolojisi ciddi sekilde sarsilmisti. Sonraki gunlerde cezaevinin kendi temposu herseyin ustunu tekrar orttu. Ta ki o vahsi operasyon gelene kadar.. Umit'le disardayken tanisiyordum. Ogrenci hareketi icinden one cikmis, gordugum en zeki insanlardan biriydi. Sadece zeki degil, inanilmaz bir birikim ve yine inanilmaz bir hafizaya sahipti. Elinde hicbir kaynak yokken oturup 10-15 sayfalik NATO tarihi, bir o kadar detayli sekilde Israil'in Kurt Sorunu'na ilgisi uzerine yazilar yazdigini hatirliyorum. Bu kadar seyi nerden ogrendigini soranlar oldugunda soyle bir cevap veriyordu: "Babam kucukken bana bir ansiklopedi almisti. Onu okudum, hepsini ordan ogrendim." Cezaevine girmeden birkac ay once evlenmisti. Bazi insanlar zeka ile duygusalligi biraraya kolayca getiremezler, Umit bunu bir sekilde beceriyordu. Soylediklerini kavrayabilmek icin her iki ozellige de bir olcude sahip olmak gerekiyordu. Tek tek insanlari anlatma sansim yok. Katledilenler icinde en yakindan tanidigim insanlardan kisaca bahsederek geciyorum. "Katliamin nedeni neydi" diye soracak olursaniz, gorunuste son derece basit ve anlamsiz birseydi. Sorun, ben iceri girdigimden beri suren bir sorundu. 40 kisilik kogu... Devamı

Operasyon Basliyor

2008-04-24 15:29:00

Bu arada sunu da eklemem gerekiyor. PKK'lilarin Ulucanlar'daki tutumu cok elestirildi. Ancak burda haksizlik yapildigini dusunuyorum. PKK'lilar sureci degisterebilmek icin ellerinden geleni yaptilar. Sorun suydu. Siyasiler iki kogusta kaliyorlardi. Bunlardan birini PKK'lilar ile Turk sol gruplari olarak paylasiyorduk. PKK gerilimi tirmandirmak istemiyordu. Cezaevlerinde genel olarak farkli bir tutumlari vardi. PKK'ya gore cezaevlerindeki mucadeleyi on plana cikarmak dogru degildi, bu kamuoyunun Kurt sorunu ile ilgisini baska yonlere cevirme potansiyeli tasiyordu. Cezaevinde yapilacak hersey buna bagli olarak dusunulmeliydi. Bunun disinda bir baska ciddi endiseleri oldugunu da dusunuyorum. O da suydu: Turk solunun tum cezaevlerindeki toplam mahkum sayisi 1200 civarinda iken PKK'nin 10.000'den fazlaydi. PKK'nin cezaevlerinde sert bir direnis hatti olusturmaya calismasi devletin icerde buyuk bir katliama girismesine yol acabilirdi.  Bu endiselerinde de hakliydilar, cunku cok daha basit durumlarda, PKK'lilara donuk katliamlar yapilmisti. Son olarak PKK'li olarak cezaevlerinde tutulanlarin onemli bir kismi siradan koylulerdi. Bircok kisiye son derece basit olaylardan dolayi cok agir cezalar verilmisti. Bu kisileri sert bir mucadeleye sokmaya calismak dogru degildi. Bu yuzden PKK'li mahkumlar temsilcileri araciligi ile yonetime bazi onerilerde bulundular. Yonetim bizim temsilcilerle gorusmuyordu ama PKK'li temsilcilerle gorusuyordu. Kogustan ayrilmayi kabul ettiklerini, kendilerine onerilen herhangi bir kogusa gecebileceklerini soylediler. Ancak idare bunu da kabul etmedi. 26 Eylul 1999 gunu gece saat 03:30'da nobetciler tarafindan uyandirildik. Operasyon baslamisti. Gozcu kulelerine ve catilara yerlestirilen askerler koguslara dogru ates ediyorlardi. Ilk ates ozellikle isgal edilen kucuk kogusun kapisindan iceriye dogru yapilmisti ve ilk ateste yaralanan kisiler tasinarak bulund... Devamı

Kogusta Kalanlar

2008-04-24 15:28:00

Havalandirmada durmak olanaksiz hale gelmisti. Kafam yariklar icinde kalmisti ve zonkluyordu. Kiremitler, kursunlar, gaz bombalari ustumuze yagmur gibi yagiyordu. Disarda daha fazla kalmam olanaksizdi. Kosarak kogusa girdigimde kogusun icinde sadece birkac kisinin oldugunu farkettim. Sanirim ben kogusa girerken, robokoplar havalandirmaya girmis ve ordakileri alip goturmustu. Daha sonra ogrendigime gore bir grup kolkola girerek disari cikmis ve askerlere dogru yurumus, bu arada uzerlerine ates acilmis ve cogu yaralanmisti. Kogusta kalan 7-8 kisi en son grup olmustuk. Kapidan iceri girdigimde birisinin kapidan bagirdigini duydum. Diger kogusun temsilcisi Enver'di. Ayagindan kursun yemisti, yuruyemiyordu. Onu iceri cekip, bir ranzaya yatirdim. Surekli "ayagim dondu, ayagimi cevir" diyordu. Gercekten de kursun ayagini parcalamis ve ayagi yana dogru yatmisti. Bir plastik boru ve bez parcasi yardimiyla ayagini duzeltip sabitlemeye calistim. Ama o kadar ilkel birseydi ki, ilk darbede borunun da bezin de cikmis olduguna eminim. Pencerelerden, kogusun icine gaz bombalari atilmaya basladi. Gaz bombalarini bir islak havlu yardimiyla tutup tekrar disari atmaya calisiyorduk ama bu, nerdeyse imkansiz bir seydi. Bombalar surekli ziplayip duruyordu. Yanlarina yaklasmak da imkansizdi. Duman insanin agzindan burnundan giriyor ve insani adeta krize sokuyordu. Bu arada kogusun kapisinda robokop'lar gorundu. Kapiyi acip kogusun icini taramaya basladilar. Dolaplari bir araya getirerek barikat olusturmaya calisan iki uc kisi yere dustu. Bunlardan birinin adi Aziz Donmez'di. Aziz birkac ay once bir ogrenci olayindan tutuklanan 10-15 kisilik bir grupla birlikte gelmisti. Bunlarin cogu ilk mahkemede serbest birakilmis, geriye Aziz'le birlikte birkac ogrenci kalmisti. Muhtemelen bir sonraki mahkemede onlar da birakilacaklardi. Ancak talih Aziz'e gulmemisti. Ailesi birkac hafta sonra Aziz'in tahliyesini beklerken, morgdan olusunu alacakt... Devamı

Hamam

2008-04-24 15:27:01

Hamam'in onunde betondan genisce bir alan vardi. Cirilciplak soyularak elleri arkadan kelepcelenmis insanlar, aralarinda birer metrelik mesafeler birakilarak bu alana yuzukoyun yatirilmisti. Her yerde kandan golcukler olusmustu. Beni de kalabalik icinde bir yere yatirdilar. Bu et yigininin arasinda askerler dolasiyor ve canlari kimi cekerse butun gucleriyle ellerindeki Israil sopalarini indiriyorlardi. Bu iskencenin onlara buyuk bir zevk verdigini hissettirecek sekilde gulusuyorlar, egleniyorlar ve halimizle alay edecek sozler ve kufurler ediyorlardi. Daha once cok defa gozaltina alinmis, kimisinde dayak yemis, kimisinde de iskence de gormustum. Ogrenciligimden beri polisler ve askerlerle, emniyet ve jandarma ile iyice tanismistim. Ancak burda yedigim coplarin siddeti hicbirine benzemiyordu. Demir gibi sert ve agir olan bu sopalar sirtima indiginde cigerlerim yerinden sokulecekmis gibi geliyordu. Arada bir bayiliyordum, yeni bir cop darbesiyle kendime geliyordum. Sagimda dolumda kandan olusmus olan golcuklere basimi bastiriyorlar, kan banyosu yaptirmanin zevkini tadiyorlardi. Asil buyuk iskence ise hamamin icinde yapiliyordu. Hamamin icinden o kadar canhiras sekilde cigliklar geliyordu ki, bunlari dinlemek iskence gormek kadar aci verici birseydi. Hamamin icine daha onceden secilmis kisiler konulmustu. Habip ve Ismet bunlarin arasindaydi. Hamamda o kadar vahsi bir iskence suruyordu ki, bu iskence elektrik, filistin askisi, su sikma, haya burma gibi seylerle bile karsilastirilamaz. Genellikle emniyetlerde yapilan iskencelerde polis disardan anlasilacak sekilde hasar vermemeye ve oldurmemeye dikkat eder. Ne de olsa, giris ve cikista doktor kontrolu, hukuksal birtakim araclar, kamuoyu etkisi gibi faktorler vardir. Burda ise iskencenin onunde artik hicbir sinir yoktu. Oldurene kadar ve en vahsi sekilde iskence yapma yetkisini almis olduklari belliydi. 20-30 kisiyi gozden cikardik diyorlardi ve mumkun oldugunca guclu bir gozdagi veril... Devamı

Hucre

2008-04-24 15:27:00

Goturuldugum yer kaldigimiz koguslarin arka tarafinda kalan ve musahade adi verilen hucrelerdi. Buraya genellikle koguslarda disiplin cezasi alanlar, dusmani olup oldurulme tehlikesi yasayanlar, bir de cocuk tecavuzu gibi, mahkumlarin arasina konuldugunda mahkumlar tarafindan oldurulme tehlikesi olan kisiler konulurdu. Cogu zaman sadece birkac kisi olur, hucreler bos dururdu. Hukumlu olanlar diger cezaevlerine dagitilmis, daha mahkemesi surenler ise bu hucrelere getirilmisti. Dedigim gibi, ilk hucreye atildigimda yanimda birkac kisi daha varmis, ama ben 30 gun boyunca tek basima hucreye atildigimi saniyordum. Bu kisimlar silinmisti. Bu arada digerleri alinip hastahaneye goturulmustu. Benim basimdaki yariklar ise dikissiz sekilde kendi kendine birlesti, hala o yariklarin izlerini nisane gibi tasiyorum. Vucudum kulce gibiydi. Kan kokuyordum. Uzerimdeki atlet parca parca olmus, sadece omuzlarimdan sarkan iki bez parcasina donusmustu. Bu bez parcalari da kan rengini almis ve sertlesmisti. O sekilde iki gune yakin uyumustum. Bir ara hucrenin mazgalindan atilan bir su sisesinin yere carpmasiyla yada gardiyanin bagirmasiyla uyandim. Birisi su gondermisti. Bu arada uzaktaki hucrelerden bayanlarin sesi geliyordu. Bana sesleniyorlardi. Atlet ve don gondermislerdi. Katliamin ardindan ilk olarak birileriyle konusmus oldum. En azindan birkac kelime ile "iyiyim, siz nasilsiniz" seklinde birseyler soyledim. Sonra yeniden uyumaya devam. Sanirim ucuncu gunde,  sonraki bir ay boyunca hucreyi paylasacagim arkadaslarim geldi. Yan hucreler de doldu. Belki kursun yaram olmadigi icin, belki de hamam iskencesi sirasinda doktorlara "iyiyim" dedigim icin hastaneye goturulmemistim. Gelenlerin anlattigina gore ordaki askerler hastaneyi ikinci bir iskence yerine cevirmisler. Doktorlar ve hemsireler cikinca, odalara askerler giriyormus. Ordaki iskencenin de hamamin onunde son safhada yapilana benzer sekilde kisiligi zedelemek amaciyla yapilan turden bir sey ... Devamı

Ulucanlar Davasi

2008-04-24 15:25:00

Hucrelerde kalirken dogru durust disardan haber alamiyorduk. Cezaevine yeni getirilen mahkumlar olmustu. Bunlar araciligiyla tek tuk bazi seyler ogreniyorduk. Bartin cezaevine getirildigimizde Ulucanlar'daki katliami yapanlar olarak hakkimizda dava acildigini ogrendik. Hem bir katliama ugramis, hem vahsi bir iskenceden gecirilmis, hem de suclu ilan edilmistik. Olen 10 kisiden 5'ini bizim oldurdugumuz iddia ediliyordu. Buna gore bizim bir av tufegimiz varmis ve isyan cikardiktan sonra kendi arkadaslarimizi oldurmusuz. Tabii bu uydurma hikayenin yalan oldugu cok gecmeden ortaya cikti. Iki tane itirafci bulmuslar ve onlarin ifadelerine dayanarak bizi bir kez daha mahkum etmeye calisiyorlardi. Bu kadar ikiyuzluluk, bu kadar sahtekarlik olur mu demeyin. Ben bu ikiyuzlu tutumu yillar boyunca defalarca gordum. Insanlari oldurup, sucu dusmanlarinin ustune atmak icin duzenekler hazirlamak bizim burokrasimizde nerdeyse yuzyillik bir gelenek haline gelmis durumdadir. http://www.milliyet.com.tr/2000/06/03/haber/hab03.html Boylece mahkum avukatlarinin actigi davaya karsilik, devlet de bize dava acmisti ve her birimiz icin 100 yildan fazla cezalar istiyordu. Ilginc olan bu davada tutuksuz yargilaniyorduk. Zaten kendi davalarimizdan dolayi tutuklu durumdaydik. Bu davadan tutuksuz yargilanmanin anlami dava durusmalarina goturulmemizi engellemekti. Ilk durusmada bir kac kisiyi mahkemeye goturduklerinde verilen ifadeler ve cok sayida avukatin davayi gonullu olarak izlemesi uzerine davalarin her durusmasi bir olay haline geliyordu. Gazetelerde yazilar cikiyordu. Bu davanin ve bu olayin ustunun kapatilmasi ve unutturulmasi gerekiyordu. Hayatinin bir doneminde iskence yapmis, katliamlara katilmis bir kisi nasil ki bu olayin ustunu ortup, sanki hic yasanmamis gibi davranirsa, devlet de bu olaya sanki hic olmamis gibi yaklasiyordu. Gazetelerde yer almasi, Ulucanlardan bahsedilmesi, hele bir de devletin katliam yapmis gibi gosterilmesei kabul... Devamı

Medya

2008-04-24 15:24:00

Katliamdan sonra hucrelerde oldugumuz icin gazetelerde neler yazildigini bilemiyorduk. Ama yillardan beri bildigimiz tutumun surdugunu tahmin ediyorum. Bu sirada hangi gazetelerin nasil seyler yazdigini arastirmadim. Hurriyet gazetesinin tutumunu ornek olay olarak veriyorum. Asagidaki yaziyi eksi sozlukten aktariyorum. ------------------------------------------------------ hürriyet gazetesi, 28 eylül 1999 günü, yani baskından iki gün sonra "beş dakika önce" manşetiyle çıktı. birinci sayfanın neredeyse yarısını kaplayan bir fotoğrafın (sayfamızda gördüğünüz fotoğraf) eşlik ettiği haberin spotu, fotoğrafı da açıklıyordu: "ankara kapalı cezaevi'ndeki teröristler, kanlı isyanı başlatmadan 5 dakika önce ellerinde sopalarla hatıra fotoğrafı çektirdiler. (...) kanlı olaylara sahne olan ankara merkez ulucanlar kapalı cezaevi'ndeki terör suçundan hükümlü dhkp-c, tkp (ml), tikko, tkip ekim örgütü üyeleri, isyandan 5 dakika önce çektirdikleri bir fotoğrafta, 'devrimci tutsaklar teslim alınamaz' deyip üç ayrı örgütün imzasını attılar. ancak bu fotoğrafta görülen üç teröristin isyanda öldüğü ortaya çıktı." gerçek ertesi gün ortaya çıktı: o fotoğraf ulucanlar cezaevi'nde beş dakika önce değil, başka bir cezaevinde tam beş yıl önce çekilmişti. hürriyet, birkaç gün sonra, iç sayfalarda üç-beş satıra sığdırdığı tek sütunluk bir haberle, "beş dakika önce"nin doğru olmadığını duyurdu okurlarına ve özür diledi. on gün sonra da genel yayın yönetmeni ertuğrul özkök, köşesinin bir bölümünü konuya ayırdı. yazdıklarının tamamı şöyle: "geçen hafta cezaevi isyanı sırasında hürriyet'in birinci sayfasında bir fotoğraf yayınladık. "fotoğrafta, cezaevindeki bazı sol görüşlü mahkûmların ellerinde sopalar ve alınlarında bantlarla poz verdiği görülüyordu. "bu fotoğrafın ulucanlar cezaevi'ndeki isyandan önce çekildiği yolunda bilgi almıştık. "kaynağımız, fotoğraftaki üç kişinin cezaevindeki çatı... Devamı

Tarihimizi Bilmek

2008-04-24 15:22:00

Ulucanlar davasi ile ilgili cok sey yazildi. Bazilari kitaplastirildi. Asagidaki kitapta olay yeri inceleme tutanaklari, bazi mahkumlarin ifadeleri, hastane ve otopsi tutanaklari gibi bazi belgeler var. 103 ile 108. sayfa arasinda ise bazi cesetlerin fotograflari var. Cesetlerin sadece fotograflarindan bile ne kadar agir iskenceler yapildigini, kimisinin yakilmis oldugunu gorebilirsiniz. http://www.ozgurluk.org/kitaplik/pdf/UlucanlarKatliami.pdf Katliami filme alma denemeleri de oldu. Ben henuz hicbirini seyretmis degilim. Henuz son derece amatorce girisimler olmasina karsin, bu konunun anlatilmaya devam edilmesini son derece anlamli buluyorum. Butun kirli isleri kapatarak, yokmus gibi yasamaya devam etmek, bu katliamlarin surmesinin devam etmesinden baska birsey saglamayacaktir. http://www.ozgurluk.org/kitaplik/webarsiv/vatan/vatan79/sinema.html Asagidaki linkte Murat Ozcelik'in resmini gorunce sasirdim. Ayni komunde kaliyorduk. Ne kadar degismis. O zaman daha 22 yasindaydi ve 5 yildir cezaevindeydi. Simdi Sinema Televizyon bolumunde okuyormus ve katliamin belgeselini yapmayi planliyormus. http://www.alevileriz.biz/showthread.php?t=28534 Deniz Gezmis, Yusuf Inan ve Huseyin Aslan'in idam edildigi Ulucanlar'da daha sonra da Erdal Eren de idam edilecekti. 2000 yilina girerken, Ulucanlar, tarihe bir de katliam hediye edecekti. Feride Cicekoglu'nun "Ucurtmayi Vurmasinlar", Yilmaz Guney'in "Duvar" filmlerinin kahramani da Ulucanlar'di. Sayisiz siyasi tutuklu Ulucanlar'dan gecmisti. Katliam sirasinda basbakan olan Bulent Ecevit bile kisa bir sure Ulucanlar'da kalmisti.  Simdi Ulucanlar Cezaevi kapatildi. Buraya da Madimak Oteli gibi bir baskinla alisveris merkezi, otopark falan yapilmasini engellemek icin kitle orgutleri epey caba harcadilar. Cezaevi ziyarete acildigi gun ziyaretci akinina sahne olmus. Eger gitme sansim olsaydi, gidip gezmeyi isterdim. Insan acaba nasil duygul... Devamı

Bati'ya Acilma

2008-04-15 15:22:00

Asagidaki yazi  Caglar Keyder'in "Turkiye'de Devlet ve Siniflar" adli kitabinin 1950'ye kadar olan kisminin kisa bir ozetidir. -------------------------------------------------------------------------------------- Osmanli Devleti'nin batiya acilma sureci daha cok Osmanli aydinlarinin bir tercihi olarak dusunulur, ancak bu dogru degildir. Bu surec bir politik kararla degil, politik ve askeri kosullarin getirdigi zorunluluklarla ortaya cikti. Batinin gelisen nufuzu karsisinda dogu imparatorluklarinin tepkilerine bakacak olursak Osmanli'nin Cin ve Japonya'nin tutumundan farkli bir tutum gelistirdigini goruyoruz. Avrupa'li girisimcilerin ticari girisimlerine Cinliler dusmanca, Japonlar adeta intikamci bir tutumla karsilik vermislerdi. Osmanli da Avrupa icin uzun donem bir sir olarak kalmis olsa da 16. ve 17. yuzyillarda ilk iliskiler basladi. Bu iliskilerde Osmanli magrur ve ustunluk duygusuyla yaklasan tarafti. Padisah alicenaplik gosterip bazi ulkelere kapitulasyonlar veriyordu. Bunlar sonradan geri alinabilecek nitelikteydi. Osmanli, kapitulasyonlar araciligiyla dis iliskilerini kontrol altinda tutuyordu. Bu yuzden kapitulasyonlar devletin isine yarayan bir arac durumundaydi. Osmanli'da bir miras hukuku yoktu. Servet padisah tarafindan bahsedilip, geri alinabildigi icin sermaye birikimi olanagi da yoktu. Misir'da Kavalali Mehmet Ali'nin merkezden bagimsizlasmaya calismasi uzerine yasanan bunalimda Ingiltere ve Fransa'yi yanina cekmeye calisan Osmanli yonetimi Avrupali devletlerle ikili anlasmalar yapti. Bu anlasmalarda bu devletlerin uyruklarinin Osmanli'da ticaret yapmasi icin kolayliklar saglaniyordu. Bu kisilerden gumruk vergisi alinmiyor yada cok dusuk duzeyde vergi aliniyordu. Ayni donemde Osmanli'daki genel kavrayis ticaret isleriyle gayrimuslim Rum ve Ermeni tebaasinin ugrasmasinin uygun oldugu seklindeydi. Avrupa devletlerinin ticaret yapan vatandaslarinin Osmanli kan... Devamı

Jon Turkler ve 1908 Devrimi

2008-04-15 15:21:00

Yeni olusan gayrimuslim burjuvazi uluslarasi desteklerini bulmustu. Rumlar Ingiltere ve Fransa araciligiyla, Ermeniler Rusya araciligiyla bir tur himayeye kavusmuslardi. Sahneye Almanya girdiginde geriye sadece muslumanlar kalmisti. Abdulhamit ve burokrasisinin Ingiliz ve Fransizlar'a supheyle yaklasmasi Almanya'nin isini kolaylastiriyordu. Kayzer II. Wilhelm'in 3 defa tekrarladigi Osmanli gezileri bilinir. 1888'de Deutche Bank Anadolu demiryolu imtiyazini aldi. 1898'de Kayzer bir tanitma turuna cikti ve kendisinin "dunyadaki 300 milyon muslumanin ve onlarin halifesi padisahin en yakin dostu" oldugunu ilan etti. Sonraki yillarda Fransa ve Ingiltere ile ticari iliskiler gerilerken Almanya ile ticari iliskiler surekli artti. Addulhamit'e kadar Osmanli burokrasisi icinde iki kesimin ortaya cikmis oldugu soylenebilir. Bir kesim batililasma yanlisi, digeri ise Bati'ya supheyle yaklasan bir kesimdi. II. Mahmut doneminden beri surdurulegelen batilasma cabalari baslangicta Ingiltere ve Fransa'ya hayranlikla bakan bir aydin kusak yaratmisti. 1839'da ilan edilen Tanzimat modernist burokratlara dayaniyordu. Ancak II. Abdulhamit'in iktidari bu kesimle bir hesaplasma oldu ve ilk kusak batililasma yanlilari uzaklastirildi. Bu donemde Avrupa'da olusan Jon Turk'ler Fransa ve Ingiltere'deki sistemlerin cumhuriyet ve parlamentarizm gibi ozelliklerine hayranlardi ama, bu sistemlerin iktisadi temelleri onlari pek ilgilendirmiyordu. Asil olarak mutlakiyet karsitligi ve ozgurluk gibi temalar uzerinde duruyorlardi. Bu politikalar Fransa ve Ingiltere tarafindan da sempatiyle karsilaniyordu. Jon Turkler hem Fransiz ve Ingiliz hukumetinin hem de avrupa kamuoyunun gozunde baskici padisahtan kurtulma vaadi tasiyorlardi. Reformlara devam edecekler, anayasayi yeniden yururluge koyacaklar, devleti laiklestireceklerti. Jon Turkler ozgurluk ve ilerlemenin bayragi idiler. Gercekten de 1908 devrimi ile ozgur... Devamı