1. İskender'in Atı

2006-04-27 22:54:00

Bu atın adı Boukephalos. Pek önemli bir at. Neden mi? Çünkü İskender'in atı :) Atı ölünce İskender bu atın adında bir şehir kurmuş. Zaten adamcağızın ömrü şehir kurmakla geçmiş. 33 yıl yaşamış ama 70'den fazla şehir kurmuş. Çoğunun adı da İskenderiye benzeri şeyler.   Bu atı merak ettim. Biraz bilgi aradım internetten. Ama pek ilginç bişey bulamadım. En güzel bilgiler yine bizim ekşi sözlükte var. (Ne varsa onda var zate!)   Bu sözlüğün aleksandraki adlı yazarı şöyle yazmış:   babası kral filip'in ogluna hediye ettigi atın adıdır. efsaneye göre kendi golgesinden korkan at huysuzluk yaratir, bu nedenle iskender atı gunese dogru surer. ve de bu olay iskender'in doguya gitmesini simgeleyen bir durum olmustur. bircok iskender freskinde ve heykelinde bukefalos adlı atı görmek mümkündür. iskender'in dogu seferinden geri donme karari atın ölümünden sonra olmustur.   http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bukefalos&nr=y&pt=bukephalos   Bu atın resmi paraya bile basılmış:   http://www.boukephalos.com/   İskender konusunu yabana atmayın. Atından başladık. Gerçi atı ile henüz fazla bişey yok ama, bakın daha neler gelecek. İskender'in atını  bırakıp ben İskender'in aşklarına geçiyim en iyisi. Hem daha ilgi çekici.   ... Devamı

2. İskender'in Aşkları

2006-04-27 12:53:00

Yıl M.Ö. 356. Makedon Kralı Filip'le karısı Olimpia'nın bir oğlu olur. Adını İskender (Alexander) koyarlar. Derken oğlan büyür. Aslında daha ufak yaşında epey şaşılacak işler yapar. Neyse buraları geçelim. Ancak babası ile annesinin bir üzüntüsü vardır. Bizim İskender kadınlara ilgi duymamaktadır. Tarihçiler, sonradan İskender'in en büyük duygusal ilişkisinin beraber Aristo'dan ders aldığı arkadaşı Hephaestion olduğunu yazacaklardır.   Tabii sadece Hephaestion ile yetinmez İskender. Bir diğer önemli ilişkisi ise hadım olan Bagoas'dır. Tarihçi Curtius, bu ilişkiyi epey bir ayrıntıya varana kadar anlatmış. İskender, hareminde 365 kadın olmasına karşın yıllarca bunlara hiç yüz vermez, varsa yoksa harem ağaları, hadımlar, genç oğlanlarla gönül eğlendirirmiş. Hatta gençliğinde bu duruma üzülen anne-babası çok yüksek paralar ödeyip taa Teselya'dan Callixena adında usta bir fahişe getirmişler. Ama hiçbişey fayda etmemiş İskender'e.   Neyse gel zaman git zaman İskender epey bir yer fethetmiş. Avrupa'dan kalkıp İran'in içlerine kadar gelmiş. Bugünkü Özbekistan'da Derbent civarında bir kaleyi ele geçirir. Burdaki esirler arasında güzelliği ile dikkat çeken bir kadın vardır. Roxane. İskender Roxane'ye vurulur. Aslında çekingen bir tabiata sahip olan İskender büyük bir tutku ile tutuşur. Roxane ile muhteşem bir düğün yapılır. Bazı tarihçilere göre İskender, İranlılar ile Makedonların evlenmesinin gücünü artırdığına inanır. Hatta bunu teşvik etmek için 30 bin Makedon erkeği ile 30 bin İranlı kızı evlendirir. Bu düğünler tarihe Susa düğünleri olarak geçer.   Laf aramızda aslında Roxane, Baktralı soylu bir ailenin kızıdır ve o zamanki siyasi evliliklere benzer bir durumda vardır ortada. Ama biz havayı bozmayalım. Zaten İskender diğer İran krallarının kızlarıyla da evlilikler yapar ama Roxane'nin yeri ayrıdır.   Haa, bir de İskender'in amazonlarla ilgi... Devamı

3. İskender'in Fetihleri

2006-04-27 12:49:00

İskender'imiz tarihin gördüğü en büyük komutan sayılabilir. 12 yılda o zamanki dünyanın nerdeyse tamamını fethetmiş bir büyük askerden bahsediyoruz. Büyük bir askeri deha ve hırslı bir fatih. Başlangıçta Makedonya çevresindeki sorunları çözüyor. Tabii askerleriyle. Çevredeki isyancıları vs. bastırdıktan sonra Anadoluya geçiyor. Anadolu'da birkaç defa yendiği Pers ordularına karşı ilk galibiyetini aldıktan sonra gidip meşhur Gordion düğümünü de çözüyor.   İskender'in önemi sadece kendisinden önceki yenilmez sayılan güçlü Pers uygarlığını yenip İran'ı ezip geçmek ve Hindistan'a kadar uzanmayı başarmasından gelmiyor. Kuşkusuz bu, tarihte bir kez daha başarılmamış birşey. Ancak İskender oralara Yunan uygarlığını götürüyor ve doğu ve batı uygarlıklarının birbirine karışmasını, içiçe geçmesini sağlıyor.   İskender'in çok sayıda şehir kurduğunu söylemiştik. Bu şehirlere batıdan çok sayıda zanaatkar, asker, bilimadamı getiriyor. Taa Afganistan'da bulunan şehirlerde Yunan mimarisi görülüyor örneğin. 30 bin İranlı genci askeri eğitim almak üzere Makedonyaya gönderiyor. İskender döneminde bütün Anadolu, Yunan, İran ve Hindistan içiçe geçiyor. Kültürel ürünler de müthiş bir etkileşim yaşıyorlar. İskender Mısır'ı fethettiğinde onu firavun ve Tanrı'nın oğlu ilan ediyorlar. İran'da yaptırdığı şehirlerde ise karşımıza Zeus ile eski İran tanrılarının karışımı tanrı heykelleri çıkıyor. Hatta öyleki Mezopotamya kültüründen gelen yerlere kapanarak (namaz kılarken yapılan şekilde) tapınma geleneği İskender ile Yunan'lı komutanlar arasında sorunlar yaşanmasına neden oluyor. Yunanlar barbarlar gibi yerlere kapanmak istemiyorlar.   http://en.wikipedia.org/wiki/Proskynesis   Ancak İskender, kendine tapılmasından hoşlanması nedeniyle midir, gerçekten bu Doğu/Batı karışımın gerekliliğine inandığı için midir, tutumunda ısrar eder. Nitekim kendisinden ölümünden sonra ülkenin kısa zamanda parçalanmasına yo... Devamı

4. Zülkarneyn İskender midir?

2006-04-27 12:44:00

Kuran'da Zülkarneyn adıyla anlatılan bir tarihi kişilik var. Zülkarneyn'in bir peygamber olup olmadığı pek açık değil. Zulkarneyn Arapça bir sözcük. Çift boynuzlu anlamına geliyor. Zülkarneyn Kuran'da övgüyle sözedilen biridir. Kehf Suresinde adı geçer. Önce bazı linkler vereyim.   http://www.enfal.de/zulkarne.htm http://www.hakyolislam.5u.com/p27.htm http://www.kayip.com/peygamberler/Peygamberler_tarihi/zulkarneyn.htm http://tr.wikipedia.org/wiki/Z%C3%BClkarneyn   Kurandaki Zulkarneyn büyük bir fatihtir. Önce batıya doğru gider ve güneşin battığı yere ulaşır. Orda güneşi bir çamurun içine batarken görür. Sonra doğuya yönelir. Güneşin doğduğu yere kadar gider. Orda da güneşin, elbise nedir bilmeyen insanların üstüne doğduğunu görür. (Alp, İskender'in atının gölgesinden korkması ve o yüzden hep güneşin doğduğu yere doğru gitmesine ilişkin öykü bu doğuya gitme öyküsü ile çakışıyor, değil mi?)  Kehf Suresinde nasıl geçtiğine bakalım.   [83] (Resűlüm!) Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım. [84] Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona (muhtaç olduğu) her şey için bir sebep (bir vasıta ve yol) verdik. [85] O da bir yol tutup gitti.   [86] Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik. [87] O, şöyle dedi: "Haksızlık edeni cezalandıracağız; sonra o, Rabbine gönderilecek; sonra Allah da ona korkunç bir azap uygulayacak." [88] "İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz."   [89] Sonra yine bir yol tuttu. [90] Nihayet güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu öyle bir kavim üzerine doğar buldu ki, onlar için güneşe karşı bir örtü yapmamıştık. [91] İşte bö... Devamı

5. Sedd-i İskender (Yecüc Mecüc, Türkler, vs.)

2006-04-27 12:28:00

Önce Kuran'daki ilgili bölümü aktarayım. [92] Sonra yine bir yol tuttu. [93] Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu. [94] Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Ye'cűc ve Me'cűc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir sed yapman için sana bir vergi verelim mi? [95] Dedi ki: "Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret daha hayırlıdır. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım." [96] "Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): "Üfleyin (körükleyin)!" dedi. Artık onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim" dedi. [97] Bu sebeple onu ne aşmaya muktedir oldular ne de onu delebildiler. [98] Zülkarneyn: Bu, Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin vadi gelince, O, bunu yerle bir eder. Rabbimin vadi haktır, dedi. Evet, Kuran'daki Zülkarneyn bahsi burda sona eriyor. Zülkarneyn dünyanın en doğusuna kadar gidiyor ve orda elbise ve ev yapmayı bilmeyen insanlarla karşılaşıyor. Bu insanların kim olduğu pek anlaşılır değil. Elmalı tefsirinden bakalım: Kısaca iki sed arasına vardığında onların ötesinde bir kavim buldu ki neredeyse söz anlayamayacak bir durumdaydılar. Yani başka dil bilmedikleri gibi zihinleri basit, anlayışları kıt idi.Dilleri tuhaf, ifadeleri yetersizdi. Zülkarneyn'e her şeyden bir sebeb (vasıta) verilmemiş olsaydı bunlara söz anlatamayacak, onlar da dertlerini anlatamayacaklardı. Bununla beraber bunlar, şimdi anlaşılacağı üzere ehlini bulunca güç oluşturabilecek işe yarayacak bir kavimdi. (Elmalı Tefsiri) Bu insanlar Zülkarneyn'den yardım isterler. Yecüc ve Mecüc'ün saldırılarından korunabilmeleri için kendilerine bir set yapmasını isterler Zülkarneynden. Zülkarneyn nerdeyse dertlerini bile anlatmaktan aciz bu insanları anlamayı Allah'ın verdiği hikmetle anlar. Hatt... Devamı